Göçebe oyunları milli ruhu güçlendirir

Dünya Etnospor Konfederasyonu tarafından bu yıl 5’incisi düzenlenen Etnospor Kültür Festivali geçtiğimiz günlerde Atatürk Havalimanı’nda gerçekleştirildi. Bu kapsamda Dünya Göçebe Oyunları danışmanı Prof. Dr. Ahmet Taşağıl ile bir araya geldik. Taşağıl, göçebe oyunlarını çok önemsediğini söylüyor ve sporlarımızın Türk kökeni halklarını ayakta tutan bir bütün olduğunu dile getiriyor. Taşağıl, sporun bir yaşam biçimi olduğunu belirterek, “Bu yaşam biçimi günümüze kadar yansıtılmalı. Özellikle alanda gençlerin bulunması ve toplumun gelecek nesillere aktarılması önemlidir” diyor.

Dilber Dural Yeni Şafak
Etnospor

Kırgızistan’da 2014 yılından bu yana iki yılda bir yapılan Dünya Göçebe Oyunları’nın dördüncüsünün, 2020 yılında Türkiye’de düzenlenmesi kararı alınmış, ancak Kovid-19 salgını nedeniyle 2022’ye ertelenmişti. 2 yıl ara verilen Dünya Göçebe Oyunları’nın dördüncüsü bu yıl ekim ayında Bursa’da gerçekleşecek. Göçebe Oyunları tarihi açısından da en büyük organizasyon yapılacak. Nasıl bir organizasyon olacak? Bizleri neler bekliyor?

Göçebe Oyunları’nın danışmanı olarak heyecanla ben de bekliyorum. Bilimsel veya kültürel anlamda katkı sağlamaya gayret ediyorum. Spor ve kültürel anlamda görmüş olduğunuz hem spor oyunlarının yansıtıldığı hem de geleneksel Türk kültürlerinin yaşatıldığı ve yaşandığı bir alan olarak heyecanla bekliyoruz. Bütün Türk dünyasından büyük bir katılım bekliyorum. Göçebe oyunlarının kültürümüze, Türk tarihine ve Türk milletine her yönüyle bir katkı sağlayacağını düşünüyorum. Maneviyatımızı spor anlamında da güçlendirerek, kuvvetlendirerek devam edecek. Ben ümitliyim gelecek nesillerden. Önemli olan gençlere bunu aktarabilmek.

İznik olmasının özel bir sebebi var mı?

Geleneksel Türk konseptine uygun bir yerleşim planı. Muhteşem bir faaliyet alanı. İznik çok önemli kültürel bir merkez. Hem Hristiyanlık dünyasında Bizans için hem de Türk İslam kültürünün de önemli bir merkezi olarak görüyoruz ve bence değerli. Belki bir noktada bu etkinliğin sürekli hale gelmesi, gelenekselleşmesi de çok daha doğru olacak. İznik gölünün kenarında yapılacak olması da bence iyi olacaktır. Türk kökenli halkların birbirleriyle daha sıcak ilişki kurması açısından İznik belki de bu anlamda bir merkez olabilir.

Dünya Etnospor Konfederasyonu tarafından 2016 yılından bu yana düzenlenen, renkli etkinlikler ve çekişmeli mücadelelerle geleneksel spor ve kültür şenliğine dönüşen Etnospor Kültür Festivali geçtiğimiz günlerde Atatürk Havalimanı’nda gerçekleştirildi. Festival okçuluktan yağlı güreşe, ulamadan yabusameye, ssireumdan şalvar güreşine, kuşak güreşinden aba güreşine, mas güreşinden mangalalaya, aşık atmadan atlı cirite, kökbörüden atlı okçuluğa ve pato olmak üzere birçok geleneksel spor dalına ev sahipliği yaptı. Çeşitli aktivitelerin gerçekleştirildiği festivale yetişkinlerin yanı sıra çocukların da ilgisi bir hayli büyüktü. Biz de bu kapsamda festival alanında Dünya Göçebe Oyunları danışmanı Prof. Dr. Ahmet Taşağıl ile bir araya geldik. Göçebe oyunlarının kültürel boyutlarını, Türk Devletleri Teşkilatı açısından önemini, (UNESCO) İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsilî Listesine alınmasını ve daha birçok konuyu Taşağıl ile konuştuk.

Biraz göçebe oyunlarından bahsedelim istiyorum. Geçmişin ihtişamlı spor dalları göçebe oyunları bugüne aktarılıyor. Türk kültürünün nesiller arası aktarımını sağlıyor. Geleneksel spora, göçebe oyunlarına da ilgi de aslında baktığımızda her geçen gün artıyor ve yeniden yaygınlaşıyor. Neler söylemek istersiniz?

Gerçekten de göçebe oyunlarına, Etnospora ilgi artıyor. Bu sporlar, Türk milleti tarihini en erken devirlerinden itibaren var eden, günümüze kadar o toplumsal sağlamlığı ve dinamizmi sağlayan bir ayak. Sağlıklı vücut, sağlıklı aile, sağlıklı toplum ve sağlıklı devlettir. Hepsi böyle kademe kademe gider. Bu anlamda göçebe oyunlarını ben de çok önemsiyorum ve uzmanlık alanım itibari ile gördüğüm zaman gerçekten de bizim sporlarımız Türk milletinin her sahasında Mançurya’nun derinliklerinden Macaristan’a kadar bir alandan bütün Türk kökeni halklarını ayakta tutan bir bütündür. Bu anlamda aslında spor bir yaşam biçimidir. Bu yaşam biçiminin günümüze kadar yansıtılması önemli ve özellikle alanda gençlerin bulunması ve toplumun gelecek nesillere aktarılması daha da önemlidir diye değerlendiriyorum.

ÇOCUKLAR MİLLİ KÜLTÜR DEĞERLERİMİZİ ÖĞRENİYOR

Biz özellikle yetişkinlerin ilgisi olduğunu biliyoruz ama aynı zamanda şu an Etnospor Festivali’nde göçebe oyunlarına çocukların da çok büyük bir ilgisi olduğunu görüyoruz Bu nokta da hem çocuklara hem yetişkinlere ne gibi beceriler kazandırıyor?

Yetişkinler açısından bakarsak bu sporlar ve kültür değerleri ya da el sanatları bize bir şeyler sağlıyor. Yetişkinleri aynı zamanda mutlu edip, heyecanlandırıyor. Tarihimizi, kültürümüzü daha iyi tanıtıyor. Gelecekte bir şekilde devam edecek ama özünde topluma kültürel ve manevi ruh anlamında çok şey kattığını düşünüyorum. Çocuklarda ise hem onların kişiliklerinin oluşma çağında spor becerisi kazandırıyor hem de milli ruh ve spor değerlerimizi vererek daha sağlıklı bir toplum meydana gelmesine katkı sağlıyor. Eğitim- öğretim boyutunun önemli olduğunu, sağlıklı nesillerin meydana gelmesi açısından son derece önemli buluyorum. Gençlerin ilgi göstermesinden çok mutlu olduğumu ifade edebilirim. Bir oyun var burada sonuçta. Bu oyun eğlenceli ve daha çok cezbediyor tabii ki. Bu oyunun içerisinde milli kültür değerlerimizi öğrenmesi ise bambaşka bir şey.

Oyunların kültürel boyutuna da değindiğimizde ne gibi kültürel katkıları var?

Her şeyden önce spor bir yaşam biçimidir. Hayatın kendisidir her anlamda. İnsanlar spor yaparak daha sağlıklı hale gelirler ve bunu hayatlarına yansıtırlar. Ama bu bir yerde kendilerine daha sağlıklı bir toplum sağlar ve bu toplumun kültürünü gösterir. Bizim yaşam biçimimiz ise kıyafetlerimizden davranışlarımıza, oturma biçimimize kadar kültürümüzün her alanına yansıyor. Mesela burada gördüğümüz o çadırlar bizim tarihi M.Ö.2000-3000’lerden önce günümüze kadar gelen Türklerin yaşam biçimini yansıtıyor. Dolayısıyla biz o kültürleri bu festivalde görebiliyoruz. Ama o çadırlardaki farklı farklı yemeklerde bir anlamda Türk kültürünün zenginliğini yansıtıyor. O zaman ne diyeceğiz gençlerimize? Türk kültürünün zenginliğini görmek istiyorsanız gelin Etnospor’a görün ya da göçebe oyunlarının ne anlattığını görün. O halde hem sosyal boyutuyla hem siyasi, toplumsal katkısıyla veya sağlık açısından faydalı olduğunu değerlendirebiliriz.

İNSANLAR ARASINDA SOSYALLEŞMEYİ SAĞLIYOR

-Spor turizmine de önemli bir katkısı var

Göçebe oyunları için özellikle buraya Moğolistan’dan ya da çok uzak bir bölgeden birinin gelmesi ve onları görmek için gelen insanlarla birlikte mükemmel bence. O akım insanlar arasında sosyal dayanışmayı, sosyalleşmeyi ve tanışmayı sağlayacağı gibi Türk köken ve toplulukları arasında yakınlaşmayı sağlıyor. Bunu sağladığı gibi aynı zamanda bu spor turizmine de katkısı oluyor.

Dünya Göçebe Oyunları’nın Türk Devletleri Teşkilatı açısından önemi nedir peki?

Kültürel boyutu bambaşkadır. Atcılıktan cirite veya kökbörüden buzkaşiye ve süper okçuluğa kadar her alanıyla Türk kökenli toplulukları birbirine yaklaştıracaktır. Benim sahalarda yaptığım çalışmalarda gözlemlediğim kadarıyla Kazakistan, Kırgızistan, Güney Sibirya ve Moğolistan’da eski Türk kültürüne ait unsurların çok fazla iyi yaşadığını görmüş oluyorum. Bunların da buraya taşınması, öğrenmesi olacaktır. Ama her zaman toplumların bir sosyal boyutunu değerlendirirsek bugün bir Türk Birliği ya da Türk Devletleri Teşkilatı’ndan söz edebileceksek bunun temelinde kültür mutlaka yer alacaktır. Kültürün de dayandığı temel konulardan biri de budur.

UNESCO SAYESİNDE TÜRK TOPLUMU TANINACAK

Dünya Göçebe Oyunları, 2021 yılında Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü’nün (UNESCO) İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsilî Listesine alındı. Siz de UNESCO genel kuruluna seçilmiş biri olarak bu konuyla ilgili neler söylemek istersiniz?

Uluslararası düzeyde tanınması çok mutluluk verici. Bu neyi sağlayacak? Dünyanın değişik yerlerindeki farklı toplulukların, farklı insanların Türk toplumunu tanımasını sağlayacak. Böylece barış belki daha huzurlu bir dünya meydana gelecektir diye düşünüyorum. UNESCO genel kuruluna seçilen biri olarak açıklıkla söyleyebilirim ki, sporun ve özellikle olimpiyatların esasında insanların birbiriyle kaynaştırma özelliği var. UNESCO’ya listesine alınmasının da Türk sporuna katkı sağlayacağını düşünüyorum. Özellikle Sibirya’da yaşadığım gezdiğim yerlerde Batılıların yapmış olduğu festivallerde görünce bizim de bunu yapmamız gerektiğini değerlendiriyorum.

Göçebe oyunları sayesinde Millî Takım için sporcular yetişir mi? Mesela Mete Gazoz gibi yetenekler yetişir mi? Merak ediyoruz doğrusu…

Mete Gazoz muhteşem bir örnek. Çünkü Mete Han eski Türkçede Bahadır demek. Okçu Birliğin Kurucusu gibi. Yani silahlı kuvvetlerin, kara kuvvetlerin kurucusu gibi kabul ediliyor. Bütün gençliğe muhteşem bir örnek. Tabii Mete Gazoz’ların çoğalması gerek. Hem nişancılık anlamında hem güreşte hem okçulukta bence futbolda da çoğalması gerekiyor. Özellikle futbolda çünkü eskiden Türklerde kadınlar arasında futbol oynanıyordu. Bunların dışında hem dünya kültürüne hem de dünyadaki popüler kültüre renk katan, bizim de ülkemizi heyecanlandıracak polo, çavgan veya günümüzdeki adıyla cirit gibi oyunların çoğalması gerekiyor. Şu an Mete Gazoz gibi ülkemizde onun potansiyelinde oyuncular var. Özellikle okçuluk anlamında büyük bir yaygınlaşma söz konusu şu anda.

HAYAT
Müziğin ilahi bir boyut var