Koruyucu (The Guardian)
2006, ABD yapımıYönetmen: Andrew DavisOyuncular: Kevin Costner, Asthon Kutcher, Sela Ward, Melissa Sagemiller, Clancy BrownSüre: 136 dakika Amerikan MPAA Kurumu U Sertifikası (Her yaş grubu için uygundur)Uluslararası İzleyici Yargısı: 6.5 / 10 (Kaynak: www.imdb.com sitesi)Dağıtıcı:UIP
(İmlecinizi yıldızların ve simgelerin üzerine getirdiğinizde, bu işaretlerin anlamlarını okuyabilirsiniz.)
Mesleğinde yavaş yavaş yolun sonuna gelmekte olan yaşlı ve yorgun bir acil yardım ekibi lideri, öğrencileri arasına yeni katılan yetenekli, ancak yaşından kaynaklanan kimi hamlıklara sahip sportmen bir delikanlıda kendi gençliğini görür. Ve birlikte insanların yardımına koştukları çeşitli felaketlerde tecrübelerini ona sabırla aktararak, ekibinden yeni bir kahramanın doğuşuna öncülük eder.
Ah şu Amerikalılar ah... Dünya üzerinde ne kadar riskli meslek varsa, ondan bir tur, hatta bazen de iki-üç tur duygusal sömürü filmi çıkarmadan, bunlar üzerinden yeni yeni "kahraman Amerikalı" masalları türetmeden durmaları mümkün mü? Hele de bunu gerçek hayatta aslında sınıfta kaldıkları meslekî alanlarda yapmaları daha da traji-komik bir manzaraya yol açıyor.
"Koruyucu", bu iri cüsseli, ama kolay sarsılan devletin, son yıllarda utanç verici biçimde çuvalladığı doğal felaketlerden biri olan "Katrina Kasırgası"ndan esinlenerek çekilmiş bir film. Öykü, deniz kazalarında ölüm tehlikesi altında kalmış mağdurların yardımına koşan usta yüzücülerin destansı serüvenlerini anlatarak, Amerikan gençliği üzerinde serinletici bir etki yapma amacını taşıyor. Çünkü, malûmunuz, Amerikan yönetimi, geçtiğimiz yıl topu topu bir kaç kenti etkileyen bu orta ölçekli felaketin yaralarını sarma konusunda bir Afrika ülkesinden bile daha çaresiz kalmış, yüzbinlerce insanı aylarca aç, susuz ve evsiz bırakmıştı.
Filmde, önceleri ukalalık yapan, fakat özünde hepsi de çok iyi kalpli olan kurtarıcı çocuklarımızın, bu zorlu meslekte feleğin sillesini yemiş büyüklerinin lafını dinledikçe adım adım korku nedir bilmez birer yiğide dönüşmelerini gözyaşları, coşku ve takdir içinde izliyoruz.
Andrew Davis'in, pazar sabahları yayımlanan herhangi bir Disney aile filminin bütün klişelerini bire bir tekrarlayan bu bayat filmi, Hollywood'da iş bulmakta artık epeyce güçlük çeken Kevin Costner'i izleyicilere tamamen unutturmamak adına yapıldığı izlenimi uyandırıyor. Hele de yıllardır nice basmakalıp örnek sayesinde neredeyse plan plan ezberlediğimiz bir konuyu 90 dakikadan daha uzun sürede anlatmaya kalkınca daha bir iç bayıcı oluyor doğrusu...
Su bazlı felaket ve serüven filmleri izlemekten heyecan duyuyorsanız söyleyeceğimiz bir söz yok. Kalabalık bir özel efekt ekibinin Louisiana eyaletinde -iyi de para harcayarak- inşâ ettiği devâsâ setlerde üretilen fırtınalı deniz sahneleri yeterince ilginizi çekecektir. Ancak, öyküsüyle, oyunculuklarıyla ve yönetimiyle sinema beğeniniz üzerinde taze bir rüzgar estirecek yenilikçi bir yapıt izlemek istiyorsanız, bu kesinlikle sizin aradığınız şey değil. Herşey öylesine tanıdık ki salonu sanki aynı filmi onuncu kez izlemiş duygusuyla terkediyorsunuz.