8 Mart Çanakkale Deniz Zaferi ve Şehitleri Anma Günü dolayısıyla yeni bir Çanakkale filmi vizyona girdi. Çanakkale Yolun Sonu adlı film nesilden nesile anlatılan bir destanı ne kadar anlatıyordu diye merak ettik ve çekilen tarihi filmleri ve yazılan eserleri yakından takip eden yazar Haluk Oral ile sinema salonunda yerimizi aldık. Bahçeşehir Üniversitesi Gelibolu 100. Yıl Araştırma Merkezi Başkanı ve Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları'nın Çanakkale Savaşı kitapları danışmanı Haluk Oral, salondan çıkarken bu filmi diğer Çanakkale filmlerinden daha iyi bulduğunu itiraf etse de tarihi filmlerde gerçek hikayeler yerine kurgular üzerinden gidildiği için seyircide derin izler bırakmadığını söyledi. Peki biz niye tarih filmlerinde başarılı işler çıkaramıyoruz? Masalsı bir anlatımın ötesine geçemiyoruz? diyerek merak ettiğimiz her şeyi Haluk Oral'a sorduk o anlattı.
Filmi beğendiniz mi?
Beklediğim film değildi.
Beklentiniz neydi?
Çanakkale filmi izleyeceğim diye geldim. Ama ilk on dakikadan sonra bu düşünceden vazgeçtim. Film Çanakkale'yi değil bir insan hikayesini anlatıyor.
ÜNİFORMALAR HATALI
Eksik olan şey ne peki?
İki tarafın da üniformaları çok hatalıydı. Coğrafya pek benzemiyor. İlk çıkarmanın saati de çıkarmayı bekleyen askerlerin konumlanması da doğru değil. Kullanılan haritaların bir kısmı savaştan sonra yapılan haritalar. Ayrıntılarda da bazı yanlışlar var; Örneğin Avusturalyalı nişancının kurşunun ucuna çentik atarak zarar verme etkisini arttırmaya çalışmasının doğru olduğunu sanmam.
Gerçekte nasıl?
Avusturalyalıların en meşhur keskin nişancısı Billy Sing üzerine yazılmış kitaplar, çekilmiş filmler var. Eğer bu filmde bir keskin nişancı kullanmak istiyorsanız, tiplemesinde ondan faydalanılabilirdi. Bir defa filmde askerler sokaktan toplamış gibi. İnandırıcı gelmedi bana pek. Ama filmdeki insan hikayesi hoşuma gitti. Özetlemeye çalışırsam insanlar güzel ama üniformalar, silahlar, nesneler velhasıl nefes almayanlar güzel değildi.
Siz şuana kadar çekilmiş tüm Çanakkale filmlerini izlediniz. Hangisi aslına uygundu?
Eksiklerine rağmen Çanakkale filmi saydığım tek aday Tolga Örnek'in filmi. Bir de ilk okuldayken Çanakkale Aslanları diye bir film izlemiştim. Tanju Gürsü, Ajda Pekkan oynuyordu. Hala en sevdiğim Çanakkale filmi odur. Ders vermeye çalışan filmler hoşuma gitmiyor.
Mesela?
Çanakkale'yi öğretme iddiasıyla çıkan filmler iyi değil. Mesela Turgut Özakman'ın kitaplarından yapılan filmler böyle. Sinan Çetin'in filmi zaten bir masalı anlatıyordu. O da bir Çanakkale filmdi değildi.
İsimleri Çanakkale ama özleri değil...
Evet. Bir asker hikayesi iddiası ile çıksa tamam. Gemilerin durduğu yer bile doğru değil. Zaten Çanakkale ile ilgili az buçuk bir şey bilen biri bile bu eleştirileri yapar. Seferberlik ilanını gören köylü 'Çanakkale'ye gidiyorum' diyor. Seferberlik 1914 Ağustos'unda ilan edildi. Çanakkale kara savaşları Nisan 1915'de başladı. Bir defa seferberlik ilan edilirken askerin Çanakkale'ye gideceğini bilmesine imkan yok. Mantık hataları da var. Cephaneliğin önünde bir tane nöbetçi yok. Bizimkiler Anzak Koyu adını kullanıyorlar. Aslında filme Çanakkale filmi değil dedikten sonra bu eleştirileri yapmamam lazım ya neyse.
UZMANLAR ÇOK ÖNEMLİ
Senaryoyu nasıl buldunuz?
Sanki senaryo tek bir senaristin kaleminden çıkmamış, veya senariste arada ya sertleşmesi ya da yumuşaması için müdahale edilmiş gibi.
Peki neden bu kadar hata var. Uzmanlara danışılmadığından mı?
Danışıyorlardır. Ancak uzmanlar bazı şeylerin yapılmasına engel oluyorlar. Bu da filmin bütün akışını değiştirip çekimi zorlaştırabiliyor. Bu durumda da film yönetmenleri uzmanlarla çalışmamayı özellikle tercih edebilir.
Sizce bu film yapılırken bir uzmana danışılmış mı?
İzlenimlerime göre başlangıçta yardım alınmış. Film çekilirken uzmanlarla iletişimi kesmişler. Senaryonun bir uzman tarafından okunması gerekirdi.
Bu gibi yapımlar neden başarı sağlayamıyor?
Başarısız diyemem, sadece kendi düşündüklerimi söylüyorum. Ticari kaygı da demek istemiyorum ama, işin kolayına kaçtıklarını rahatlıkla söyleyebilirim. Çanakkale ile ilgili bir iki sene içinde bir şeyler okuyan herkes kendisini Çanakkale uzmanı sanıyor. Ben Çanakkale ile 37 senedir ilgileniyorum. Fakat ben 'Çanakkale uzmanıyım' demiyorum.
Siz tarihi projelerde danışmanlık yaptınız mı?
Şimdiye kadar hayır ama bundan sonra çıkacaklarda sanırım olacak. Bir arkadaşım film projesine danışmanlık yapıyorum. Ama bu tarz filmlerin hiçbirinde yapmadım. Ama Çanakkale konusunu çok iyi bilen uzmanlar var. Umarım bundan sonra yapımcılar onların kapılarını çalarlar.
Film Çanakkale'yi ne kadar anlatıyor peki?
Bence filmin öyle bir iddiası yok. Böyle bir iddiaları varsa da yanılıyorlar. Bu film Çanakkale'de kurgulanmış bir hikaye anlatıyor, insani bir hikaye.
Çanakkale tarihimizde önemli bir savaştır. Bu nedenle mi filmlere malzeme oluyor?
Çanakkale'yi malzeme yapmak kötü bir şey değil. Ama hangi amaca malzeme yaptığınız önemli. Ben bu filmi çekenlerin kötü bir amacı olduğunu düşünmüyorum. Ayrıca oldukça emek harcanmış bir yapım. Çanakkale filmi olarak bakıldığında bu filmde çok fazla şey eleştirmek zorunda kalırsın.
EN İYİSİ MEL GİBSON
Misyonu ne olmalı peki?
Savaşın üzerinden 98 yıl geçti. Çanakkale olarak çekilen bir filmin Avustralyalılara ve İngilizlere'de gösterilebilmesi gerekiyor. İki tarafın izleyicisi de filmi izlemeli. Nasıl ki Mel Gibson'un başrolünü oynadığı Gallipoli filmini seyrettiğimizde ben kendimi hiç de hakarete uğramış gibi hissetmedim. Gerçekler elbette filimde yer alabilir ama gerçek değilse, karşı tarafı kırabilecek bir şekilde bir kurgu niye yapılsın ki?
Peki Mel Gibson'ın çektiği filmde ne gördünüz?
Her şeyi anlatmaya çalışmıyor. Doğru bir şey yapma iddiasında da değil. Filmde Gelibolu'nun sadece on dakikası anlatılıyor. Gelibolu'da biten bir insan hikâyesini anlatıyor, savaşı anlatmıyor.
Biz Çanakkale'yi toplum olarak nasıl algılıyoruz?
Sanırım herkes kendi Çanakkale'sini yaşamak istiyor. Benim için Çanakkale doğru anlatılması gereken tarihimizin çok önemli bir sayfası.
Fazla mı abartılıyor?
Kesinlikle hayır. Abartıldığını düşünmüyorum. Sadece doğru anlatılması gerekiyor. Bu işin doğru yapılmadığını düşünüyorum. Bir de tabi şu var; bir film bir iddia ile ortaya çıktıysa bunu en iyi şekilde vermek zorundadır. Diyelim ki bilgili bir Müslüman Hz. Muhammed'i anlatan bir filmi seyrediyor, ne kadar iyi olursa olsun bir eksik bulabilir. Halbuki o filmi Japonya'da gösterseler kimsenin bir itirazı olmaz. Onlar tekniğine bakar, siz içeriğinde ne olduğuna bakarsınız. Doğruya gelemediğimiz için teknik kısımları eleştirecek durumda değiliz.
OSMANLI'NIN DÜŞERKEN ATTIĞI SON YUMRUKTUR
Çanakkale Savaşı'yla ilgilenmeye nasıl başladınız?
Bilmiyorum. Rastlantı. Çanakkale ile ilgili bir kitap okuduğumda arkasından Çanakkale ile ilgili başka bir kitap daha geçti elime. Sonra baktım ki hep aynı kitaplar geçiyor elime. Peşimi bırakmadı.
Çanakkale'nin neyi sizi etkiliyor?
Çanakkale beni etkilemiyor. Çanakkale'yi öğrenmekten etkileniyorum. Osmanlı'nın düşerken attığı son yumruklardan biridir Çanakkale. Bu milletin en güç şartlar altında dahi silkinip doğrulabileceğinin en güzel örneğidir. Hem büyük bir zaferin mekanı hem de bu topraklar uğruna canından vazgeçen ecdadımızın mezarıdır. Bunlar etkiliyor beni.
TARİHİ SEVMEK KOLAY ÖĞRENMEK ZORDUR
Bir Çanakkale filmi nasıl olmalı?
Bana göre kesinlikle uluslararası bir proje olmalı. Tamamını anlatmak yerine de önemli bir kaç gün üzerine yoğunlaşmalı. Kostüm, silah, coğrafya ve olaylar uzman kişilerin çok sıkı denetlemesinden sonra kullanılmalı.
Genelde tarihi filmler Türkiye'de çok eksik bilgi ile çekiliyor. Daha önce Fatih 1453 filminde de benzer sorunlar olmuştu...
Tecrübesizlikten kaynaklanıyor.
Dünyadaki filmleri takip ediyor musunuz?
Normandiya çıkarmasını anlatan 1960'larda çekilen En Uzun Gün müthiş bir filmdir. Roma dönemindeki savaşları anlatan filmler güzeldir. İkinci dünya savaşı ile ilgili Amerikan sineması ile ilgili çekilmiş yüzlerce film vardır. Bunların bir kısmı hiçbir işe yaramaz. Ama bir kısmı da inanılmayacak kadar güzeldir. Mesela, Kwai Köprüsü onlardan biridir. Er Ryan'ı Kurtarmak güzel bir filmdir.
Bizdeki tarihi yapımlar neden gerçeklikten bu kadar uzak oluyor?
İyi bir tarihimiz var. Ama kendi tarihimize inanmıyoruz. O yüzden yapmacık işler çıkıyor. Haberi yok bir de. Günlük hayatımızda çok farklı şeylere ilgi duyuyoruz. Ama tarihe ilgi duyanların sayısı çok az. Tarihi sevmek kolaydır fakat öğrenmek zordur. Bir de şu var; Mesela futbol hakkında herkes ahkam kesebiliyor. İki maç izleyen herkes yorum yapabiliyor. Tarih hakkında ahkam kesmek o kadar kolay değil. Ahkâm kesenlerin halini de görüyoruz.