Hikaye bu ya dünyanın süper gücünün topraklarının hemen ortasında küçük bir Galya köyü. Denize kıyısı var, geçimini balıkçılık ile sağlıyor. Büyük Roma İmparatorluğu'nun ve kudretli Sezar'ın korkunç ordusuna birkaç yüz köylü direniyor ve köylerinin Roma Egemenliğine girmesine set çekiyor. Sezar'ın başında bulunduğu ordu dahi bu köyü ele geçiremiyor, çünkü büyüfiksin bulduğu sihirli bir formülü içen köylüler yüz insan kuvvetine ulaşıyor. Küçüklüğünde büyü kazanına düşen Oburiks adeta doğuştan şerbetli, onda güç hiç eksilmiyor, Asteriks ise yanında taşıdığı iksir şişesi ile her daim tehlikelere ve tehditlere karşı hazır. Kudretli Roma İmparatorluğu İngiltere'nin içlerinden Kuzey Afrika Kıyılarına kadar gücünü hissettirirken, bu küçücük Galya köyü kendi halinde şen şakrak, şarkılar eğlenceler eşliğinde, adeta bir fiesta havasında yaşamaya devam eder.
Küba iç savaşı sırasında, İspanya'nın Galiçya bölgesinden, Galyalı bir asker Ángel Castro y Argiz birliği ile Küba'ya gelir ve bu ülkeye aşık olur. Kısa bir ayrılıktan sonra İspanya'dan dönerek, Küba'da başarılı bir şeker kamışı imalatçısı haline gelir. Angel'in aşçısı Lina Ruz Gonzalez'den beş çocuğu olur. Bu çocuklardan biri de Fidel Andrejo Castro Ruz'dur, yani bilinen adıyla Fidel Castro.
25 Kasım 2016 tarihinde hayata gözlerini yuman Castro, 20. yüzyılın en bilinen ve en tartışmalı siyasi figürlerinden biri oldu. Castro, Batı yarım küredeki ilk sosyalist ülke ünvanını kazandırdığı ülkesi Küba, ABD ile yeni bir döneme atarken, dünyanın belki de en kapitalist günü olan, Black Friday'de, 90 yaşında öldü. ABD'nin yeni seçilen 45. Başkanı Donald Trump, Castro'nun ölümünü twitterdan sadece dört kelimelik soğuk bir tweet ile duyurdu “Fidel Castro is dead." Başka tweetlerde ise, 2016'nın Brexit ve Donald Trump'ın seçilmesi ile dünya için bir felaketler yılı olduğu düşüncesinden yola çıkılarak, “60 yıldır ABD'nin yapamadığını 2016 yaptı, Fidel öldü" şeklinde ironik bir dil kullanıldı. Castro'nun ölümü ile birlikte Soğuk Savaş dönemi de kapanmış oldu. ABD'nin Küba'ya en yakın noktası Miami'de, Küba'daki Castro yönetiminden kaçan Kübalıların yaşadığı “Küçük Havana"da kutlamalar yaşanırken, başkent Havana'da halk şaşkınlık yaşıyordu. 60 yıla yakın kendilerini yöneten liderleri Fidel Castro artık yoktu.
AÇIK HAVA MÜZESİ KÜBA
Atlantik Okyanusu'nun öteki yakasında küçük bir ada devleti olan Küba, Fidel, Raul Castro ve Che Guevera'nın Batista yönetimini yıkıp yönetime el koyması ve sosyalist bir yönetim ilan etmesi sonrasında nasıl olmuştu da yirminci yüzyılın süper gücü ABD'nin hemen kıyısında, ona kafa tutarcasına yaşamayı başarmıştı? Fidel ve Raul'un yolları her ne kadar Che ile ayrılmış ve pragmatist bir seçimle devrimin sınırlarını Küba ile belirlemiş olsalar da, ülkelerinde gerçekleştirdikleri silahlı eylem, dünyanın diğer bölgelerinde de örnek alınmış ve adeta ABD'nin “liberal" politikalarına karşı romantik bir sosyalist dalganın yayılmasına sebep olmuştu. Latin Amerika'dan, Afrika'ya ve Asya'ya kadar istemediği her yönetimi bir şekilde devirmeye kalkışan, dolaylı ve dolaysız işgaller ile Küba'dan daha büyük ülkelere askerini sokan ABD, nasıl olmuştu da, yanıbaşındaki bu “sosyalist" ülkeye, her şeye rağmen göz yummuştu. Batı yarım kürenin ilk sosyalist ülkesi, Sovyetler Birliği parçalanır, Demir Perde çökerken ve Çin yeni bir ekonomik düzene geçerken nasıl olmuştu da tıpkı o küçük Galya köyü gibi, hem de elinde sihirli bir iksir yokken ayakta kalabilmişti?
Ne var ki hayat başlangıçta bahsettiğimiz kadar pembe değil. Her ne kadar “devrim" ile anılsa da Küba, genel olarak bir açık hava müzesi itibarı gördü. Eski Amerikan otomobilleri, 1960'larda donup kalmış Havana ile romantik bir nostalji rüzgarı ve latin ezgilerine eşlik eden meşhur pürosunun dumanı ile keyifli bir hatıradan başka bir şey olamadı. Hiçbir sosyalist hareket ya da aktivist için Küba bir cennet olmamıştı. Türkiye'de Küba'yı, Che'yi ve Fidel'i selamlayan “sosyalistler" için de Küba, gazete köşelerine yazılacak sıcak bir gezi yazısından öte bir anlam taşımadı. Yazar Ercan Yıldırım'ın gazetemizin düşünce günlüğü sayfasında belirttiği gibi, devrim hülyaları ile kurulan Castro'nun Kübası, kapitalizmin sosyalist kalesi olarak tarihe geçti. Kapitalizm, Küba örneğini dünyaya göstererek, kendini doğruladı.
Peki, dünyanın açık hava müzesi sosyalist Küba'nın liderliğini 60 yıla yakın sürdüren ve sağlık şartlarından dolayı “demokratik" bir usulle yönetimi kardeşi Raul'a bırakan Fidel Castro'yla ilgili kimi öne çıkan özellikler ve ilginç olaylar nedir?
ABD Başkanları: Fidel Castro, 1 Ocak 1960'ta Küba'da yönetimi ele geçirdikten, 25 Kasım 2016'daki ölümüne kadar en büyük rakibi ABD'nin 9 başkanını eskitti. Bu başkanlardan sonuncusu Küba ile açılım stratejisinin mimarı Barack Obama oldu.
Alina Fernandez: Fidel Castro'nun 9 çocuğundan biri olan (bazı kaynaklar 11 çocuğu olduğunu da söylüyor) kızı Alina 1993 yılında Küba'dan kaçarak ABD'ye sığındı. Alina, Miami'de kurduğu radyo ile Fidel Castro'nun en büyük muhaliflerinden biri oldu.
Beş erkek çocuk: İkinci evliliği Dalia Soto'dan olan beş erkek çocuğunun isimleri “A" harfi ile başlıyor. Alexis, Alejandro, Antonio, Angel ve Alex. Bu beş erkek çocuktan en küçüğü olan Antonio şu an Küba Beyzbol milli takımının doktorluğunu yapıyor.
İktidar: Fidel Castro, İngiliz Kraliçesi II. Elizabeth ve Tayland Kralı Bhumibol Adulyadej'ten sonra dünyanın en uzun süre görev yapan devlet başkanı ünvanına sahipti. Tayland Kralı Ekim 2016'da, Castro Kasım 2016'da hayata gözlerini yumdu. Kraliçe ise hala yaşıyor!
Mariel Boatlift: Eylül-Ekim 1980 tarihinde, Fidel'in Kübasından büyük kaçış yaşandı. 125 bin Kübalı ülkelerinden ayrılarak botlar vasıtasıyla ABD'ye sığındı. Küba “devrimi" bir kabusa dönmüştü.
Nutuk: Her devrimci gibi Castro da nutuk atmayı çok seviyordu. Öyle ki bu alanda aşılması güç rekorlara sahip. 29 Eylül 1960 tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda yaptığı 4 saat 29 dakikalık konuşma ile bugüne kadar BM çatısı altında yapılmış en uzun nutka imza attı. En uzun konuşma rekoru ise 7 saat 10 dakika ile 1986'da Havana'da gerçekleşti.
Püro: Fidel'in belki de hayatındaki en büyük ikinci devrim 1985 yılında çok sevdiği Küba Pürosuna sağlık nedenleri ile veda etmesi oldu. Onla birlikte adeta “devrimci" olmanın gereklerinden biri olarak sayılmaya başlanan püroya, “bu bir kutu püro ile yapabileceğiniz en iyi şey onu bir düşmanınıza vermeniz" diyerek veda etmesi, tüm devrimcilerde bir hayal kırıklığı oluşturdu.
Suikast: CIA'in kendisine 634 kez suikast girişiminde bulunduğu bizzat Fidel tarafından dillendirilmiştir. Bu suikast girişimlerinin zehirli hap ve sigaralardan, halk arasındaki popülerliğini azaltmak amacıyla sakallarını dökmeye yönelik pudraya kadar geniş bir yelpazeye sahip olduğu iddia edilmektedir.
Türkiye: Sovyetler ile yakınlaşan Fidel, Soğuk Savaş'ın en büyük krizlerinden birini dünyaya yaşattı. Küba Füze Krizi, ABD ile Sovyetler'in son anda anlaşması ile noktalandı. ABD, Türkiye'de konuşlu Jüpiter Füzeleri üzerinden pazarlık yaparak Kruşçev'i ikna etmişti. Türkiye sırtından yapılan bu pazarlığı ve nükleer bir savaşın kıyısından döndüğünü yıllarca farkedemedi.
Ubre Blanca: Küba tarım devriminin propagandası olarak 1980'lerde yetiştirilen Ubre Blanca adlı inek, bir günde 110 litre süt vererek Guiness Rekorlar Kitabına girdi. Ubre Blanca'nın ölümü Küba Komünist Parti gazetesi Granma tarafından duyurulmuş, İneğin bedeni Havana'ya 45 dakika uzaklıktaki Ulusal Hayvan Sağlığı Kurumu binasında özel korumalı bir cemaknda sergilenmeye başlanmıştır.