Hz.Peygamber'in gömleğini getiren 'Saraylı Hanımefendi' kimdi?

Recep Yeter
Hz.Peygamber'in gömleğini getiren 'Saraylı Hanımef

Bir kaç aydır sürüp giden referandum hengamesi nihayet bitiyor. Gürültü kirliliğinden de, hakaret kirliliğinden de kurtuluyoruz çok şükür...

Asıl curcuna belki de bundan sonra başlayacak. Kaybedeni ya da kazananı belli olmayan bu kargaşa ortamlarında insan sığınaklar, iyi gelecek muhabbetler arıyor.

Bu hafta sizi işte böyle bir muhabbet mekanına götüreceğim.

Buradaki muhabbet, kaynağını bizzat muhabbete ruhunu veren, yeryüzüne gelmiş en güzel insandan, Hz. Peygamber'den alıyor.

İyiliğiyle, güzelliğiyle nam salmış ortak bir dostu sevenlerin birbirlerine muhabbet beslemesi ve modern tabirle bir muhabbet 'network'ü oluşturması gibi, güzel bir ışık var bu mekanda...

Mekanın müdavimleri ise 'Hz. Peygamber'i sevme' ortak paydasında buluşan, yeryüzünde sevdiğine ebedi komşuluk iradesini ortaya koyan muhibban...

Nasıl müdavim olunmasın ki...

Çünkü bu mekan Hz. Peygamber'in gömleği emanet edilen, o gömleğin asıl sahibi kadar emin olma derdindeki insanların kurduğu ve yaşatmaya çalıştığı bir mekan...

Kutsal şehirler dışında bana hangi mekanı söyleyebilirsiniz ki, o mekanın kurucusu, o 'mekanın kapısından muhabbetle bakanlar için bile' Cennet dilemiş olsun...

Burası İstanbul'un, betondan kalpleri ve binaları arasında sıkışmış ama betonlaşmamış huzur dolu köşelerinden biri...

Fatih Çarşamba'dan Haliç'e doğru inerken karşınıza çıkan Rum Lisesi'nin (Patrikhane zannedilen kırmızı yapı) o meşhur iç karartan kızıllığına karşılık, onun hemen yanı başında yeşilliğiyle ferahlatan bir huzur beldesinden söz ediyorum.

Burası İsmet Efendi Külliyesi.

Son resmi emanetçisi bilim adamı ve şeyh Ahıskalı Ali Haydar (Gürbüz) Efendi olan bu mekan nasıl huzur dolu olmasın ki...

Ali Haydar Efendi, Osmanlı Meşihat Makamı (tekkelerin bağlı olduğu resmi yapı) tarafından müridlerin hemfikri ve mürşidinin de icazetiyle bu tekkeye atanan son resmi şeyh...

O Ali Haydar Efendi ki, hem hukuk fakültesi hocalığı yapacak kadar pozitif bilimlerde, hem de tasavvufi ilimlerde çağını aşmış alimlerden biri.

Aynı zamanda Çanakkale'de şehit düşen binlerce 'ilim ehli-tasavvuf erbabı'ndan biri olmak üzereyken, hastalanması nedeniyle gazilik şerefiyle yetinmek zorunda kalan bir vatanperver.

Bu mekan ve Ali Haydar Efendi üzerine söylenecek sayfalar dolusu söz var amma İsmet Efendi Külliyesi ve Ali Haydar Efendi'yi bizim yazımızla buluşturan başka bir mesele var.

Bu mesele, bir emanet.

Osmanlı Meşihat Makamı'nca İsmet Efendi Tekkesi'ne resmi postnişin olarak tayin edilen, ancak İttihat ve Terakki tarafından tekkeye girişi engellenen Ali Haydar Efendi'nin geç de olsa İsmet Efendi Külliyesi'ne göçerken kimselere vermediği, tekkeye kadar başının üstünde taşıdığı bir emanet bu.

Kutsal bir emanet.

Öyle ki, tek parti rejiminin Müslümanlara kan kusturan uygulamaları sırasında kısa bir müddet el konulunca, Ali Haydar Efendi'yi idamla yargılanmaktan bile daha fazla acıtan, sonrasında yeniden tekkeye iade edilen bu emanet; bir gömlek.

Ama uğruna yeryüzünün yaratıldığı bir insana, Hz Peygamber'e ait bir gömlek.

Halen özel bir güvenlikle muhafaza edilen gömleğin bugünki emanetçileri ise Ali Haydar Efendi'nin İsmet Efendi Tekkesi'nin de korumasını ve bakımını üstlenen torunları...

Aynı zamanda Türkiye'nin yakından tanıdığı ilim adamlarından biri olan Emin Saraç'ın yeğenleri...

Bugüne kadar herkes tarafından bilinen Hırka-i Şerif'in aksine çok az insanın haberdar olduğu bu gömlek, senede sadece bir gün, o da Kadir Gecesi'nde ziyarete açılıyor.

Teravih namazı sonrasında başlayan ziyaret gece yarılarına kadar sürüyor. Ziyaret sonrasında da yeniden muhafaza altına alınıyor.

Bir kaç yıl önce Gürcistan seyahati sırasında tanıştığımız ve Gürcistan Dostluk Derneği ile Gürcistan'da bugüne kadar önemli çalışmalara imza atan, Kur'anı Kerim başta olmak üzere bir çok önemli İslami kaynağın Gürcü diline tercüme edilmesini sağlayan Yunus Kaya sayesinde bu kutsal emaneti, ziyarete açıldığı vakitlerde yakından görme fırsatım oldu.

Gömleğin hikayesini de yine Ali Haydar Efendi'nin torunlarından dinledim.

1919 yılında Osmanlı Sarayı'ndan bir hanımefendinin, ailesinde emaneti bırakabileceği kimsenin olmaması nedeniyle, gömleği güvenilir olarak gördüğü ve sahip çıkacağına inandığı Ali Haydar Efendi'ye bıraktığını anlatan torunlarının bu hanımefendinin kim olduğu konusunda araştırmaları hala devam ediyormuş. Henüz bir sonuç alamamışlar.

Bu nokta büyük bir eksiklik ama Türkiye'de tekke, dergah, şeyh kavramlarının henüz yeni yeni yeni konuşulabildiği, halkın inançlarına yeni yeni saygı gösterilmeye başlandığı düşünülürse çok da geç kalınmış sayılmaz.

Emanete sahip çıkmaya devam eden aile üyeleri, bu konuda herhangi bir belgeye rastlamış olan tarihçi ya da araştırmacı varsa kendilerine ulaşmasını da talep ediyorlar.

Kabe-i Muazzama'nın örtüsünden bir kısmı ile Peygamber Efendimiz'in kabrinin üzerinde biriken tozlarla birlikte bir sandık içerisinde saklanan gömlek üzerinde Arapça olarak muhtelif yazılar bulunuyor.

Gömleğin Yavuz Sultan Selim zamanında, Kutsal emanetlerin İstanbul'a getirilmesi esnasında saraya geldiği tahmin ediliyor. Üzerindeki yazıların ise Osmanlı'nın muhtelif dönemlerinde usta hattatlarca yazıldığı aşikar.

Yazılarda Hadis-i Şerif örnekleri, kutsal mekanların çizimleri bulunuyor.

Böylesine önemli bir emanete ev sahipliği yapan bu mekan; dokusu bozulan sosyal yapı, çarpık kentleşme ve dünyevi hırsın yükselttiği beton yığınları arasında hala bir ilim ve irfan ocağı, bir sosyal terbiye merkezi, kapısı muhabbetle bakan herkese açık, eski İstanbul medeniyetinin alçakgönüllü, yeşillere bürünmüş bir kalesi olarak direniyor.

Sadece İsmet Efendi Külliyesi değil, İstanbul'un muhtelif muhitlerinde direnmeye devam eden muhabbet mekanları, kapısından içeri bakacak muhabbet erlerini bekliyor.

İskilipli Atıf Efendi'nin hücre arkadaşı

Ali Haydar Efendi'nin şeyhi olan ve tekkeye ismini veren Yanyalı Mustafa İsmet Efendi, Sultan Abdülhamid Han'ın İçişleri Bakanı Memduh Paşa'nın feyz aldığı bir isimdi. Medine'de, Mevlana Halidi Bağdadi Hazretleri'nin halifelerinden Muhammet Mekki Hz.'ne bağlı olan İsmet Efendi'nin özellikle Osmanlı ilmiye sınıfı üzerinde büyük etkisi olduğu biliniyor. Halen İsmet Efendi Külliyesi olarak bilinen mekandaki konağı da Nurettin Paşa'dan satın alan İsmet Efendi, tekkeyi Allah'ın adının anılması şartıyla vakfetmiş. İsmet Efendi'den sonraki iki postnişinin peşinden tekkenin şeyhi olan Ali Haydar Efendi ise Meşihat Makamı'nın kendisine şeyhliği verdiği 1914'ten, 1960'ta vefat edinceye kadar epeyce zahmetli bir ömür sürmüş. Hz. Peygamber'in gömleğinin emanet edildiği Ali Haydar Efendi, Şapka kanunu çıkmadan önce yazdığı kitap nedeniyle şapka kanununa muhalefet ettiği gerekçesiyle idam edilen İskilipli Atıf Hoca ile beraber idamla yargılanmış ve aynı hücrede kalmış. Dava sonunda beraat etmiş.