Abdullah Tivnikli İstanbul Araştırma ve Eğitim Vakfı (İSAR) düzenlediği "Tıbbi Konularda Fetva Verme Metodolojisi ve Zorluklar Sempozyumu" İslam Araştırmaları Merkezi'nde (İSAM) dün başladı. Türkiye'den 400 bilim insanının katıldığını sempozyumda, ABD, Güney Afrika, Endonezya, Pakistan, Katar ve İran olmak üzere 6 ülkeden bilim insanları konuşmacı ve katılımcı olarak yer aldı. İlki 10 yıl önce gerçekleşen toplantının ikincisi bugün de ilahiyatçılar, tıpçılar, psikolog ve sosyologların konuşmaları ile devam ediyor. Tıbbi konularda fetva verilirken belli bir metodoloji ve usul çerçevesinde hareket edilmesi için etkinliği gerçekleştirdiklerini söyleyen İSAR Tıp ve Ahlak Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. M. İhsan Karaman, yenisafak.com’a özel açıklamalarda bulundu.
BİZ ANTİTEZ DEĞİLİZ TEZİZ
İlk olarak sempozyumun duyurusu yapıldıktan sonra başlayan ve günlerdir süren tartışmalara cevap veren Karaman, “Kaç gündür kopan yaygaranın iki sebebi var. Bunlar; kıt akıllılık ve kötü niyetlilik. Başlıkta tıp ve fetva kelimelerini yan yana görünce zannediyorlar ki biz buradan bir sonuç çıkaracağız. Misal ‘Aşı yaptırmak haramdır’ diyeceğiz ve bunu hükümete bastırarak aşıyı yasaklatacağımızı düşünüyorlar. Hakikaten böyle bir korku var. Hatta daha ileri gidip ‘Şeriat getirecek’ diyorlar. Bir başkası afişimizdeki Osmanlıca yazmaya kafayı takıyor. O yazıda Ebussuud Efendi’nin verdiği tıbbi bir fetva yer alıyor. Yazıyı arşivden aldık ve görsel olarak kullandık. O kadar anlamaktan uzaklar ki onu Arapça tanıtım sanıyorlar. Yani ‘Bizi Araplaştırmaya çalışıyorlar’ diye ortalığı ayağa kaldırıyorlar. Böyle düşünen bir seviyeyle biz ne mücadele ederiz ne de cevap veririz. Biz antitez değiliz teziz. Hayırlı olduğunu inandığımız işi yapmaya ve insanların ihtiyaç duydukları bir konuya yöntem getirmeye çalışıyoruz” dedikten sonra ekledi:
TIP ETİĞİ KONUSUNDA TARTIŞILMAYANI TARTIŞTIK
“Bu toplantıyı ilk kez yapıyormuşuz ve tıp alanına fetva getiriyormuşuz gibi davranılıyor. Türk Tabipler Birliği de bu koroya katıldı. Söylemlerin hiçbir mantığı yok. Anlamamaktan ya da kötü niyetten kaynaklanıyor. O kadar anlaşılmamış ki başlıktaki metodoloji kelimesini mitoloji diye yazanlar var. Biz bağcıyı yemek için değil üzüm yemek için varız. Kim ne yaygara koparırsa umurumuzda olmaz. Tıp etiği konusunda tartışılmış tartışılmamış birçok konuyu bu zamana kadar masaya yatırdık ve halkımızla paylaştık. Biz kanun koyucu değiliz. Politikacı değiliz. Dolayısıyla biz yapmamız gerekeni yapıyoruz. Ortaya koyuyoruz isteyen alır kullanır.”
VATANDAŞ SORULARINA YANIT ARIYOR
Sempozyumun bu alanda yapılan ilk çalışma olmadığına dikkat çeken Karaman, “Diyanet İşleri Başkanlığı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurduğu resmi bir kurum. Buna bağlı Din İşleri Yüksek Kurulu var. ALO fetva hattı var. Her Allah’ın günü vatandaş arayıp tıbbi konularda bilgi almaya çalışıyor. Biz tıbbi konularda fetva verilirken bir metodoloji, yani usul ve metot arayışı içerisindeyiz. Herkes kendi kafasına göre konuşmasın, 'Ortak bir yol haritası tespit edilebilir mi?' çalışması içerisindeyiz. Toplantı fetva verme toplantısı değil, tamamen akademik bir çalışma. Yani biz tıbbi konularda vatandaşın sorduğu fetvaya cevap verirken ortak bir yol arayışı içindeyiz. Bugün Harvard ve Şikago Üniversiteleri gibi Batı’nın önde gelen kurumlarında hemen hemen aynı içerik ve yöntemde toplantılar düzenleniyor” ifadelerini kullandı.
KÜRTAJ BİZDEN ÇOK BATI’DA TARTIŞILIYOR
“Tıpta fetvaya neden gerek var?” sorularına da açıklama getiren Karaman, “Şundan gerek var? Muameleye maruz kalacak vatandaş hangi dinden ise o muamelenin dinin prensiplerine uyup uymadığını sorguluyor. Bugün organ nakli, kürtaj bizden çok Batı’da etik enstitülerinde, kiliselerde din adamları arasında, parlamentolarda tartışılıyor. İslam ülkelerinde de vatandaş herhangi bir tıbbi teklifle karşılaştığı zaman, bu aşı, organ nakli olabilir. Gidiyor Diyanet'e, imama, müftüye soruyor” şeklide konuştu.
KABUL ETMEDEN ÖNCE SORGULAYALIM
İSAR Tıp ve Ahlak Çalışma Grubu olarak 10 yıldır çalışmalarını sürdürdüklerini anlatan Karaman, “Çalışma grubumuz ilahiyat, sosyoloji, felsefe, tıp etiği, genel tıp, klinik ve temel bilimlerden bilim insanlarını ve akademisyenlerin bir araya gelmesiyle oluştu. Her ay düzenli toplanarak tıbbi gelişmelerin etik yönlerini tartışmamızı sağlayan bir çalışma grubu. Bu tartışmalar hukuki, dini, ahlaki ve evrensel etik açısından gerçekleştiriliyor. Modern teknolojik gelişmeler tıp alanını müthiş bir şekilde etkiliyor. Kök hücre, organ nakli, tüp bebek gibi gelişmelerin hepsi moral değerlerle, felsefeyle, etikle alakalı. Biz de yola çıkarken her yeni gelen teknolojiyi hemen kabul etmeyelim, önce bunu bir sorgulayalım, etik –ahlak-felsefe süzgecinden geçirelim, ondan sonra hakkında fikir beyan edelim dedik. Multidisipliner bir çalışma grubuyuz” dedi.