Kurtlar Vadisi, Eşref Saati, Açlığa Doymak gibi dizilerde senaristlik yapan Mustafa Çevik, 'Zamanın Oğlu' kitabıyla Hoca Ahmet Yesevi'yi anlatıyor. Çevik, bu romanıyla ilk Türk mutasavvıfı Hoca Ahmet Yesevi'yi hatırlatmayı amaçlıyor. Çevik'le Hoca Ahmet Yesevi hakkında konuştuk.
Hoca Ahmet Yesevi, tarihi kaynaklarında Türklere Müslümanlığı sevdiren kişi olarak bilinir. Müslümanlığı nasıl sevdirdi?
Hoca Ahmet Yesevi, 1100'lü yıllarda yaşayan bir mutasavvıftır. Kazakistan sınırları içerisinde kalan, bugünkü adı Türkistan, geçmişteki adıyla Yesi, yani Hoca Ahmet Yesevi'ye adını veren şehirdir. Yesevi bir Türk dervişidir. Hoca Ahmet Yesevi'nin ötekilerden farklı ve Türkler için önemli olan tarafı şu; içinde yaşadığı toplumu dertleriyle dertleniyor ve; 'Bu toplumun ben bu hak diniyle nasıl bütünleşirim? Konargöçer Türkleri nasıl Müslümanlığa davet edebilirim?' diyor. Buhara şehrine Yusuf Hemedani'nin yanına gidiyor. Buhara dönemin en önemli ilim ve kültür merkezi. Onun yanında kendini yetiştiriyor. Sonra oradaki halifeliğini ve binlerce müridini bırakarak Orta Asya'ya dönüyor. Yesevilik adı altında yeni bir tarikat kuruyor ve yeni bir metot geliştiriyor. Yesevi, sosyolog gözüyle toplumun aksaklıklarını tespit etmiştir. Bu aksaklıkları gidermeye yönelik çalışmaları olmuştur. Türklerin ilk sosyoloğu hoca Ahmet Yesevi'dir.
Peki ya hoca Ahmet Yesevi'den bugün neler kaldı? Hakkında çok fazla şey bilmiyoruz...
Evet. Geçmişte de bu böyleydi. Onu Anadolu'ya tanıtan Mehmet Fuat Köprülü'dür. O günden bugüne o kitabı aşan bir eser yok. Hoca Ahmet Yesevi'nin hikmetlerinin de yazıya geçiriliş tarihi 1700'lü yıllara rastlar. Hikmetlerinin önemli bir bölümünün ona ait olup olmadığı da bilinmiyor.
ORTA ASYA ÇOK KIYMETLİ
Sahip çıkılmadı yani…
Evet, hatta yok farz edildi. Çünkü Mevlana da Yunus Emre de Anadolu'daydılar. Oysa Yesevi Orta Asya'daydı. Orta Asya Türkleri için çok kıymetli bir isimdir. Hatta ikinci bir Kâbe gibi türbesine akın vardır. Anadolu'da daha geç tanınmıştır.
Bilindikten sonra neden sahip çıkılmadı?
Çünkü fikirleri çok nettir. Tavizsiz ve kesindir. Yesevi'nin hikmetli şiirlerinin tercümeleri çok kötüdür. Bir de unutturulmuştur.
TÜRKMENLERLE KOPTUK
Nasıl?
Türkler Orta Asya'da Müslüman oldu. Bunun nedeni de mutasavvıflar. Anadolu'da Mısır'ın fethinden sonra İslam'ın yaşanışında bir değişiklik oldu. Tasavvuf erbabı gelişime açık olmuştur. Ama zamanla sabitleştikçe irtibatımız da zayıflamıştır. Buna sebep olanlardan biri Siyasetname'nin yazarı Nizamülmülk'tür. Nizamiye Medreseleri ve o medreselerle yetişen insanlarla mutasavvıflar arasında çok belirgin mesafeler vardır. O gün için haklı sebepleri olabilir ama bugün doğurduğu sonuç Türkmenlerle kopması olmuştur.
EMEVİLER'İN TAHRİBATINI ONARDI
Hikmetlerini şiir türüyle yazmıştır. Neden özellikle şiir?
Biz Türkler İslamiyet'i şiirle öğrendik. Hem Türkçe'nin yapısı hem de toplum olarak kültür yapımız ve geleneğimiz şiire uygun. Tasavvufun şiir yoluyla daha kolay anlaşılmasını sağlanmıştır. Yesevi, Hikmet adı altında bir şiir türü oluşturdu. Bununla amacı edebiyat yapmak değil, şiirle İslamiyet'i anlatmaktı. Bunu Emeviler yapamadı. Emeviler ırkçı tutum izlediklerinden Türklerin İslamiyet'e geçişlerini 200 yıl geciktirmişlerdir. Bunu bilen hoca Ahmet Yesevi onların yaptığı tahribatı yok etmek için bu yolu seçmiştir.
Orta Asya'da tesiri büyüktü. Bunun sebebi nedir?
Çünkü samimiydi. Yaşadığı toplumu çok iyi tanımış biriydi. Çok güçlü bir mutasavvıf olması yegâne sebeplerinden biri. On binlerce derviş yetiştirdi. Dervişleri de bilinçli olarak dünyanın her tarafına gönderdi. Balkanlardan, Anadolu'nun en ücra köşelerine kadar bir Yesevi halifesinin türbesiyle karşılaşmanız mümkün.
'TAŞ YÜREKLİ' BİR TOPLULUK
Artık böyle zatlar yetişmiyor...
Evet, en büyük sıkıntımız da bu. Ebu Suudi Efendiler, Molla Kasımlar çok. Ama bugün Yunus Emre veya Hoca Ahmet Yesevi gibi isimler yetişmiyor.
Bugün Ahmet Yesevi'lere tahammülümüz var mı peki?
Açıkçası hoca Ahmet Yesevi gibi biri gelse bugün linç ederlerdi. Hallacı Mansur'a ve Nesimi'ye nasıl davrandılarsa bugün de öyle davranırlardı. Düşünmeyen, konuşmayan, konuşanı da asla dinlemeyen bir topluluk var. Siz ne derseniz deyin bunu dinlememeye kodlanmış Yesevi'nin deyimiyle 'taş yürekli' kimseler mevcut. Onlara tesir edemezsiniz. Mesela, bugün Mevlana Mesnevi'si var ama kendisi yok. Bu hepsi için geçerli. Bugün Aşk var ama ilah yok.
Peki ya Yesevi?
Yesevi halkla iç içeydi. Mevlana değildir. Mevlevilik elitist bir tarikattır. Halka açık değildir. Katı ve zordur. Mevlana, mesnevisini kendi diliyle Farsça yazmıştır. Oysa halkın dili Türkçe'ydi. Hoca Ahmet Yesevi Divan-ı Hikmet'te: 'Fars dilini çok iyi bilirim ama hikmetlerimi Türkçe yazdım' demiştir.
Sizin bu konuya eğilmenizin sebebi hatırlatmak mı?
Evet, toplum olarak özümüze dönmemiz gerekiyor. Hoca Ahmet Yesevi manevi hükümdarımızdır. Bizim İslamiyet'e girişimizin kodları ondadır. Biz nasıl Müslüman olduk ve neden olduk sorusunun cevabı vardır. Bu kodları bilirsek bugün birçok ayrılıklarımızı törpüleyebiliriz.