İşler nasıl diye soranlara ölü diyorum

Onun işi ölülerle. Cenaze arabası şoförlüğü yapan Recep Çelik her gün bir başka evden aldığı ölüyü defin için Zincirlikuyu Mezarlığı'na götürüyor. "İşler nasıl diyenlere 'ölü' diyorum'' sözleriyle mesleğini özetleyen Çelik, arabasındaki teypten sadece ilahi ve Kur'an dinlediğini anlatıyor. Hafız olan Recep Çelik, istisnasız taşıdığı her cenazenin de namazını kılıyor.

Kübra Sönmezışık
İşler nasıl diye soranlara ölü diyorum

Recep Çelik Zincirlikuyu Mezarlığı'nda cenaze arabası şoförlüğü yapıyor. Her an ölümle iç içe. Öyle ki evde bile sürekli ölümden bahsettiği için ailesi tarafından uyarılıyor. Yoğurtçuluk yaparken yakınlarının tavsiyesiyle 7 yıldır cenaze arabası şoförlüğü yapan Çelik, ister istemez insanların hüznüne ortak oluyor. Çelik yaptığı mesleğin zorluklarını ve bilinmeyen yönlerini bizimle paylaştı.

KENDİME ÇEKİ DÜZEN VERİYORUM

Ölüme daha yakından bakmaya Zincirlikuyu Mezarlığı'na doğru gidiyoruz. Bir yanımda yaşamın en yüksek yapıları gökdelenler, diğer yanımda yaşamın noktalandığı alçak mezarlıklar var. Sağ tarafım ölüm, sol tarafım yaşam. Yeşil cenaze nakil araçları sıra sıra dizilmiş duruyor. Şoförler mesai yapmak için ölüm haberi bekliyorlar. Birazdan cenaze arabasının şoförü Recep Çelik ile tanışacağım. Temiz beyaz gömleği, siyah pantolonuyla geliyor beni kibarca selamlıyor. Kendisi Erzurumlu. Altı yıl boyunca Kuran Kursunda eğitim almış. Hafızlığı bitirdikten sonra dokuz yıl kadar bakkal dükkanı işletmiş. Ardından yine dokuz yıl boyunca bir yoğurt firmasında dağıtıcı olarak görev yapmış. Çelik'in cenaze arabası şoförü olmak gibi bir isteği yokmuş aslında. Çevresinin yönlendirmesiyle bu işi bulmuş. Önceleri bir hayli tedirgin olmuş. Ölü taşımak gözünü korkutmuş. "Ölümün yüzü soğuk, zor bir iş. Dışarıdan göründüğü gibi değil" diyor. Bakın Recep Çelik yaptığı mesleği içeriden nasıl anlatıyor; "Ağlayan insanın acısını paylaşıyorsunuz. İnsanların bu dünyayı terk etmiş haline tanıklık ediyorum." Recep Çelik'in mesleği ona her an tefekkür halinde olmasını sağlıyor. Bu yüzden yaptığı meslekten şikayetçi değil, hatta memnun. "Ölümle her gün yüzleşiyorum. Ona göre kendime çeki düzen veriyorum. Bu her kula nasip olmaz. Bunun için rabbime şükür ediyorum"

BATTAL BOY TABUTLAR VAR

Cenaze arabası şoförleri nasıl çalışır? Recep Çelik anlatıyor; "Cenazesi olan kişi Zincirli Kuyu Mezarlıklar Müdürlüğü'ne müracaat eder. Şefimiz bize bilgi verir. Nakil sırası kimdeyse listeye göre nakile çıkılır. O kişinin cenazesi evde veya hastanedeyse alınır ve gasilhaneye bırakılır. Ölünün kaydı yapılır ve yıkamaya alınır" İşte ölünün alımı, bırakılması ve cenazenin gömülmesine kadar hep şoförler ilgileniyor. Mezara girene kadar ölüye eşlik ediyorlar. Recep Çelik gün içinde boş zamanlarını Kur'an okuyarak geçiriyor. Yeşil nakil aracının içine biniyorum. Aracın içinde Kur'an'ı Kerim, ilmihal ve üzerinde ölümle ilgili yazılar olan küçük bir kağıt var. Araç çok bakımlı. Nakil aracının arka koltuğunda ölü yakınlarının oturabileceği bir koltuk yer alıyor. Çelik, araca sadece iki ölü yakını aldıklarını söylüyor. Onun arkasında yani cenazenin taşındığı bölmede boş tabut duruyor. Tabutların boyları standart, iki metre. Sadece belli kilonun üzerindeki kişiler için özel battal tabutlar üretiliyormuş. Recep Çelik'in mesai saati sekiz buçukta başlayıp, beşte bitiyor. Bu süre yaz günleri farklı. Çünkü yazın ikindi ezanı beşte okunuyor. O zaman mesai saat sekizlere kadar uzuyormuş. Çelik'in haftalık izin günü ise Pazartesi'ye denk geliyor. Yıllık izni 16 gün olan şoför bunun kendisi için yeterli olmadığı görüşünde.

CENAZEDE ARABA MUHABBETİ YAPANLAR VAR

Sakıp Sabancı, Kemal Sunal ve daha bir çok ünlü ismin mezarının yer aldığı Zincirlikuyu Mezarlığı'ndaki insan portresini soruyorum. Cenaze yakınları nasıl davranıyorlar? Recep Çelik, buruk bir şekilde izlenimlerini anlatıyor; "Camiye gidildiğinde herkes gurup halinde hareket ediyor. Musallada rahmetli dua bekliyor. Maalesef çevresindeki insanların çok azı tefekkürde bulunuyor. Günlük hayatını devam ettirenler, araba muhabbeti yapanlar bile oluyor. Kur'an'ı okumak sünnet, dinlemek farzdır. Bizim insanımız Kur'an okunurken dünyevi işlerle ilgileniyor. Fakat etkilendiğim cenazeler oluyor. Cenaze yakınlarının cenazeye karşı olan samimiyetleri beni etkiliyor. Onlar ağlayınca ben de ağlıyorum. Bazı ölü yakınları da feryat figan bağırıyor ben onları samimi bulmuyorum. Çünkü bağırmaları bana yapmacık geliyor. Cematimiz çok cahil. Peygamber Efendimiz, kendi torunu için de göz yaşı döktü. Fakat isyan etmedi" Çelik, gittiği taşıdığı cenazelerin namazlarını mutlaka kıldığını, ve cenaze namazına çok ehemmiyet verdiğini söylüyor."Cenaze namazının Allah katında çok önemli bir yeri var. Peygamber Efendimiz, bir cenaze namazını kılmak bir Uhud Dağı sevabı, cenazeyi defnetmek ise iki Uhud dağı sevabı alır diyor. Bende bu mükafatı almaya talibim"

Ölümden korkmuyorum

Her gün onlarca cenaze taşıyan Çelik'i derinden sarsan iki cenaze olmuş. Biri annesi, diğeri ise şehit cenazesi. "Yeşilköy'deki askeri havaalanına iki şehit tabutu almaya gittim. Altı saat tabutların gelmesini bekledim. O ana kadar hiç bir şey hissetmedim. Fakat o gencecik çocukların tabutunu görünce kendimi çok kötü hissettim. Boğazım düğümlendi. Genç insanların o tabutlarda yatması insanın çok ağırına gidiyor" Recep Çelik, gündelik sohbetlerinde de ölümü konuştuğunu bunu fark etmeden yaptığını söylüyor. "Özel hayatımda da ölümü konuşuyorum. Bir gün misafirlikte otururken, herkes kendi mesleğinden bahsetti. Sıra bana geldiğinde ben de ölen insanlardan bahsettim. Çevremdekiler çok rahatsız oldu. O zaman fark ettim ölümün hayatımın merkezinde olduğunu" Recep Çelik kendi ölümünden korkmadığını söylüyor. "Ölümden korkmuyorum. Çünkü ölüm benim için sevgiliye kavuşmaktır"