İstanbul'da sinema eğitimi aldıktan sonra ilk müzik adımlarına 1980 sonlarında post-punk gruplarıyla başlayan ve rock grubu Les Endimanchés'ta yer alan Belle Du Berry ve David Lewis'in kurduğu Paris Combo, Fransız Kabaresi tadında ve müziklerinde rumbadan flamenkoya kadar müthiş çeşitlilikler barındıran, kendi deyimleriyle caz tadında sımsıcak bir pop grubu. Grubun şarkıcısı ve aynı zamanda şarkı yazarı Belle Du Berry'nin Paris Combo için yazdığı ilk şarkı İstanbul ve Paris Combo 16 Şubat'ta İş Sanat'ta İstanbul'da ilk kez görücüye çıkıyor. Paris Combo grubunun beyni, bestecisi, klasik, caz ve blues müzisyeni David Lewis ile İstanbul'u ve grubun son çalışmalarını konuştuk.
İstanbul'la ilgili bir şarkınız var. Neydi bu şehirde sizi böyle etkileyen?
Ben İstanbul'a ilk olarak bundan neredeyse 20 yıl önce gelmiştim. Özellikle geceleri mekanlarda duyduğum birbirinden farklı müzikler çok ilgimi çekmişti. Ama benim için İstanbul'un ruhani enerjisi de oldukça güçlüydü. Vapurlardan, gemilerden gelen seslerle birlikte özellikle camilerden gelen seslerden çok etkilendim. O dönem Belle'de tüm bunları heyecanla anlatırken, beraber İstanbul şarkısını yazdık. 2010 yılında İstanbul'a Belle ile birlikte de geldik ve Belle de şehrinizin atmosferinin ne kadar büyüleyici olduğunu gördü.
Şarkınız İstanbul'dan nasıl etkilendi? Bu şehrin hangi yönlerini aktarmak istediniz?
9/8'lik ritimde şarkılar, insanların neşesi ve enerjisi bana çok eğlenceli gelmişti ama tüm bunlarla beraber farklı kültürlerin birlikte oluşu ve tarihi de çok zengin. Bunu sokaklarda bile hissedebiliyorsunuz.
İstanbul deyince neler geliyor aklınıza?
2010 yılında Belle ile birlikte ikimizin farklı bir projesiyle konser için gelmiştik. Üst üste her iki gecede de çok sıcak bir seyirciyle karşılaştık. Konserden sonra gelip bizimle tanışan seyirciler arasında bize şehri gezdirmek isteyenler de oldu ve tanıştığımız herkes arkadaş canlısıydı. Şimdi Paris Combo Grubu olarak ilk kez konsere geliyoruz ve 16 Şubat gecesi de çok sıcak bir atmosfer olacağından eminim.
Müzik tarzlarını şehirlere göre belirlersek, Paris Combo'nun tarzı hangi şehre aittir ya da onu daha çok çağrıştırır?
Aslında farklı farklı bir çok şehrin duygusu var diyebiliriz. Örneğin direkt olarak Paris'teki çevre kirliliğinden bahsettiğimiz "Lettre a P" adında bir şarkımız var ve tam da Paris çıkışlı bir waltz. İstanbul için de bir şarkımız var. Performans-larımızda da gitarda Potzi'nin dokunuşlarında çingene caz etkileri olduğuna göre, belki de grubumuz dünyanın tüm müziklerini topluyor. Bu yüzden neredeyse dünyanın bütün şehirlerini de şarkılarımızla bir araya getiriyoruz.
Grubunuzda farklı müzisyenler bir arada. Bu farklılık şarkılarınıza ve size neler katıyor?
Belle müziğe punk gruplarıyla başlamış ve sonradan 30'lı yılların Fransızca şarkılarına da ilgi duyunca, müzikal anlamda sahne duruşuyla çok zengin bir tarz yakalamış. Gitarda Potzi'nin Kuzey Afrika köklerinden gelen farklılığını duyabiliyorsunuz. Benim caz ve blues geçmişim var. François'nın rock ve funk geçmişiyle çok renkli bir tarz oluşturduğumuzu düşünüyorum.
5 yıl boyunca konser vermediniz. Neydi grubun bu sessizliğinin nedeni?
Bizim Belle ile birlikte çok daha minimalist ve şarkı yazarı olarak Belle'in de farklı yaratıcılıklar denediği bir ikili projemiz oldu. Birlikte Quizz albümü için şarkılar yazdık ve çok daha minimalist şarkılar olduğu gibi sahnede de seyirciyle yakınlık kuran bir tarz yakaladık, şimdi bu tecrübemizi de Paris Combo ile birleştiriyoruz.
Herkes sizlerden albüm bekledi ama o da gecikti. Bu arada iyi şarkıların peşinden mi koştunuz?
Şarkıları artık beraber yazıyoruz. Bol bol stüdyoya giriyoruz ve belirli bir tarz yakaladığımız için bu tarzda neler çıkabileceğini görmek eğlenceli hale geldi. Bu yüzden acele etmiyoruz, sonbahara kadar bir single çıkaracağız ama albüm bu yıl yetişmezse, 2013 yılının ilk aylarına da kalabilir.
Son olarak Türkiye-Fransa ilişkileri son dönemde pek de iyi değil. Siz ne düşünüyorsunuz bu konu hakkında?
Farklı ülkelerle sanatı ve güzellikleri paylaşmak bizim için çok önemli ve tüm insanlar için de son derece birleştirici oluyor. Bir müzik grubu olarak, birbirinden farklı kökleri olan müzisyenler olarak bir araya geldiğimiz için de müziklerimizi tüm dünyayla paylaşmak bizi mutlu ediyor. Bizim işimiz müzik ve bu müzikleri farklı ülkelerle, farklı kültürlerle paylaşmak. Belle de ben de Türkiye'ye son gelişimizde insanlarınızın ne kadar arkadaş canlısı ve misafirperver olduklarını biliyoruz. 16 Şubat gecesi de çok sıcak bir atmosferde, şarkılarımızı paylaşacağımızdan eminim. Müzisyenliğin böyle bir ayrıcalığı var ve biz de İstanbul'a gelmek için sabırsızlanıyoruz.
Parıs Combo Grubu'ndan David Lewis Türk insanını çok samimi ve dost canlısı buluyor. Bu nedenle Türkiye ve Fransa arasında son dönemde yaşanan gerginlikle değil müziklerini dünyayla paylaşmanın daha samimi ve sıcak olduğunu söylüyor.