İtiraf et obama, sen de vampir avcısı mısın?

Son yılların, hatta belki de sinema tarihinin en komik ve merak uyandırıcı ismine sahip filmi Abraham Lincoln Vampir Avcısı'nı nihayet seyretmeyi başardık. Yapımcılar Tim Burton ve Timur Bekmambetov ikilisinin altmış dokuz milyon dolara mâl ettikleri yapım isminden beklenmeyecek bir ciddiyet ve ağırlıkta tarihi ve fantastik olay örgüsünü iç içe işliyor.

Naz Emel Koç
İtiraf et obama, sen de vampir avcısı mısın?

Öncelikle filmi seyretmeyenler için sanırım şu soruya cevap vermek gerekiyor: Bu bizim bildiğimiz Abraham Lincoln mü? Evet, ta kendisi, yani 16'ıncı ABD Başkanı olan… Öyle ya, tarihi bir şahsiyetle, 'vampir avcısı' gibi absürt bir niteleme bir arada kullanılması böyle bir merakı beraberinde getiriyor. Bu durumda aklınızda oluşan diğer soruya da cevap vermem gerekecek: Abraham Lincoln vampir avcısı mıymış? Evet, öyleymiş. Ama bu söylediğim sürprizi bozmak sayılmaz, filmin fragmanını seyreden herkes bu cevabı öğrenebilir.

Yazınının buraya kadar olan kısmını okuyanlar lütfen dalga geçtiğimizi düşünmesin. Nitekim öyle bir imaj çizsem de, film birebir bunları anlatıyor. Üstelik de öyle başlı başına uydurma bir hikâyeyle falan değil, Lincoln'un hayatındaki gerçek olaylara vampir unsurlarını ekleyerek ortaya bir senaryo çıkarılmış. Filmdeki olaylar, tıpkı gerçek hayatta olduğu gibi küçük yaştaki Abraham'ın annesinin hayatını kaybetmesiyle başlıyor ve buradan itibaren vampirler olay örgüsüne dâhil ediliyor. Ardından ABD iç savaşı, köleliğin kaldırılması ve Lincoln'ün hayatından bazı gerçek olay ve karakterlere filmde yer verilmiş. Konunun bundan sonrası vatanını düşmandan korumak için gündüzleri başkan geceleri vampir avcısı olan kahraman ABD başkanının öyküsüne dönüşüyor. Bizde böyle bir konu işlense hiç şüphesiz film, "kişiler gerçek, olaylar hayal ürünüdür" açıklamasıyla servis edilir ama Amerikan seyircisi seyrettiklerini bizim kadar ciddiye almıyor elbette.

BU NE CİDDİYET BÖYLE

Doğrusu isminin ve konusunun uyandırdığı merak yüzünden filmi uzun zamandır beklemekteydim. Hollywood'un en çılgın ve özgün yönetmenlerinden Tim Burton'ın bu işte parmağı olduğunu duyunca, seyretmeden önce filmin daha absürt, dolayısıyla daha hazmedilebilir nitelikli bir yapım olacağını düşünmüştüm. Yanılmışım. Filmde Burton'ın absürtlüğünden ziyade, Kazak yönetmen Bekmambetov'un yarı Rus olmasından kaynaklanan ağırbaşlılığı hâkim. Elbette ki fantastik filmleri ağırbaşlılık suçlamasıyla eleştirmek abes kaçar ama işin içine tarihi şahsiyetleri katınca bu ciddiyet fazlasıyla komik bir hal alıyor. Daha da komiği filmin altını çizmeye bile gerek kalmayacak şekilde buram buram propaganda maksadıyla çekilmiş olması.

Bugün artık Hollywood sinemasını ABD dış politikası ve stratejilerinden bağımsız düşünemeyeceğimiz herkesçe bilinen bir gerçek. Dramdan, korkuya, fantastik yapımlara kadar her türde filmin bu amaca hizmet ettiğine sıkça şahit oluyoruz. Durmadan savaşan, dünyanın her yanına askeri müdahalede bulunan bir devlet olarak Amerika, filmlerde farklı düşman profilleri çizmeyi artık bir gelenek haline getirdi. Zaman zaman direkt ülke olarak hedef gösterilen düşman tanımının içine süper kötülerden tutun da, uzaylıları hatta doğal afetleri bile dâhil etmek mümkün. Filmde de vampirler birebir bu işleve hizmet ediyor. Abraham Lincoln ise İncil'den yapılan alıntıyla, memleketini düşmandan korumak için tanrı tarafından görevlendirilmiş kurtarıcı şeklinde tasvir ediliyor. Filmin sonunda Amerika dışına püskürtülen vampirler ise konuyu tarihsellikten çıkartıp günümüze kadar getirerek ülkenin 'başına bela olan' tüm düşmanları kapsayacak bir karakter kazanıyor. Roll Caption'da kanla çizilen dünya haritası ve günümüzde de devam mesajı veren vampir avcılığı müessesesi ise 'bu kadar da olmaz' dedirtecek türden bir gönderme.

Kazak yönetmen Timur Bekmambetov'un ABD-Rus çatışmasının işlendiği filmlere ve propaganda sinemasına meylini yapımcılığını üstlendiği The Darkest Hour, 9 ve Apollo 18 gibi yapımlarda da kendini gösteriyor. Bekmambetov propaganda dilini örtebilmek için, 3D formatında çektiği Abraham Lincoln Vampir Avcısı filmine biçim yönünden fazlaca yüklenmiş. Özellikle animasyon, efekt ve kurgu harmonisi diyebileceğimiz atların arasındaki kovalamaca sahnesi dikkat çekici ve iddialı bir bölüm. Uzayıp giden kovalamaca ve dövüş sahneleri bir miktar Matrix Reloaded filminde yer alan otoban sahnelerini hatırlatıyor. Yanarak yıkılan köprü ve bol kanlı vampir avlama sahneleri de içi boş bir konuyu renklendirme adına üzerine çalışılmış bölümler arasında yer alıyor.

Sonuç olarak Abraham Lincoln belki Tim Burton yönetiminde bir film olsaydı, sinema tarihinin sevimli esprileri arasında yerini alacaktı. Ancak şu haliyle ciddiye alınamayacak kadar ciddi ve itici bir propaganda filmi olarak hatırda kalacaktır.

Yönetmen: Timur Bekmambetov

Senaryo: Seth Grahame-Smith

Tür: Fantastik, Aksiyon, Korku

Yapım: ABD / 2012

Oyuncular: Benjamin Walker, Mary Elizabeth Winstead, Dominic Cooper, Alan Tudyk, Rufus Sewell, Dominic Cooper