alimuratg@yahoo.com
DEVLERİN GÜNAHI / THERE BE DRAGONS
Yapım Yılı ve Ülkesi: 2011, ABD-Arjantin-İspanya ortak yapımı
Türü ve Süresi: Tarihsel drama / 122 dakika
Tahmini Bütçesi: 35 milyon Amerikan Doları
Gösterim Formatı: 35 mm standart sinema filmi
Perdedeki Resim Oranı: 2.35:1 (Genişperde / Widescreen)
Türkiye'de Gösterime Sunulan Kopya Sayısı: 50
Yönetmen: Roland Joffé
Senarist: Roland Joffé
Görüntü Yönetmeni: Gabriel Beristain
Özgün Müzik Bestecisi: Stephen Warbeck
Kurgucu: Richard Nord
Yapım Tasarımcısı: Eugenio Zanetti
Sanat Yönetmenleri: Sonia Aranzabal, Marcela Bazzano, Marcelo Salvioli
Kostüm Tasarımcısı: Yvonne Blake
Oyuncuları: Dougray Scott (Robert Torres), Olga Kurylenko (Ildiko), Wes Bentley (Manolo Torres), Charlie Cox (Josemaria), Pablo Lapadula (Isidoro), Unax Ugalde (Pedro), Jordi Mollà (José), Rodrigo Santoro (Oriol), Alfonso Bassave (Jiménez ), Ana Torrent (Dolores), Golshifteh Farahani (Leila), Rusty Lemorande (Peder Lazaro)
İthalatçı Şirket: Özen Film
Dağıtıcı Şirket: Özen Film
İçerik Uyarıları: Filmde cinsellik/çıplaklık yok. Fakat, bir kaç sahnesi kanlı ve kansız şiddet içerdiğinden dolayı, ilköğretim çağındaki izleyiciler için uygun bir yapım değildir.
Ailece izlenebilir mi? / ŞARTLI EVET (Ailenin küçük üyelerinin 13 yaşından daha büyük olması şartıyla)
Resmî İnternet Sitesi ve Fragmanı: www.dragonsresources.com
Yeni Şafak-Sinema Puanı: * * *
* * *
'da yaşayan İspanyol asıllı gazeteci , Katolik bir tarikat olan 'ye ait gizemli bir kitap hakkında araştırma yapmak üzere, yılında anavatanı 'ya gider. , araştırmasının ilk bilgilerini aldığı babası ile konuşurken, trajik bir hikâyenin kahramanlarıyla tanışır. 'yu 'ye bağlayan kaynak, tarikatın kurucusu 'dır. Hikâye de yirminci yüzyılın başlarında, birbirlerine çok yakın iki çocukluk arkadaşı olan ve 'nın hayattaki yollarının kader tarafından ayrılmasıyla başlamıştır. 'nın sevgi dolu ailesi trajik bir şekilde ölünce, genç adam kilise tarafından yetiştirilir ve vizyon sahibi bir rahip olur. ise çok zengin ve soğuk karakterli bir endüstri devinin oğlu olarak bambaşka bir hayatın içine doğru savrulur.
'nın iç savaş sonucu ikiye bölündüğü günlerde Nasyonalistler'in tarafına geçecek ve kendisine verilen görev doğrultusunda Cumhuriyetçiler'in arasına ajan olarak sızacaktır. Kahramanımızın gönüllü ajanlık yaptığı bu iki cepheli hayatında, genç ve güzel bir Macar devrimcisi olan 'ya duyduğu güçlü aşk, onun yüzünden yaşadığı kıskançlık krizleri, içinde bulunduğu puslu durumu gitgide daha da karmaşıklaştırır. ise bu yoğun ilgiyi umursamamakta, Cumhuriyetçiler'in cesur lideri ile aşk yaşamaktadır.
Bu sırada 'de bir yerlerde, genç rahip Josemaría bir grup idealist Katolik genci bir araya getirmiştir. Komünizm taraftarı Cumhuriyetçi çetelerin kiliseleri ateşe verip sokaklarda rahipleri vurduğu o günlerde, bu ki çocukluk arkadaşının yolları bir kez daha kesişecektir.
* * *
Öyle böyle değil, beyefendinin 1983'de çektiği, 3'ü Oscar olmak üzere tamı tamına 26 önemli ödül kazanan soluk kesici başyapıtı “Ölüm Tarlaları”nı (The Killing Fields); henüz onun üzerimizdeki etkisi geçmeden de 1986'da -biri yine Oscar olmak üzere- toplam 16 ödüllü “Misyon”unu (The Mission) gördükten sonra “Bu adamın acemilik dönemi böyleyse, kalfalık ve ustalık döneminde ortaya neler koyar kimbilir” diye düşünmüştük pek çoğumuz…
Ardı ardına imzasını attığı vasat filmlerle hayranlarının güvenini gitgide kaybeden, bunun sonucu sektördeki kredibilitesi de iyice azalan yönetmen, 2000'leri topu topu -öncekilerden bile daha kötü- iki filmle geçirdikten sonra şimdilerde, 1936-1939 yılları arasında gerçekleşen İspanya İç Savaşı dönemini arka fon olarak kullandığı gösterişli bir tarihsel dramayla sıkı bir geri dönüşün hesapları içinde…
“Devlerin Günahı”, İspanya İç Savaşı ekseninde, çok bağırmasa da açıkça komünist tarafa antipatiyle yaklaştığı için solcu izleyicilerin zerrece haz etmeyecekleri bir gösteri… Pekiyi, Marksist ideolojiyi sevmiyoruz diye, biz de onlara inat, faşist General Franco'nun birliklerinin tarafını mı tutmak zorundayız? Elbette ki hayır… Sanırım en iyisi, “al birini vur ötekine” cinsinden taraflara sahip bu hazin hikâyede bütünüyle tarafsız kalıp, iki saat boyunca güzel güzel ilerleyen entrikanın ve başarılı sanat yönetiminin tadını çıkartmak…
* * *
* * * *
(4 Yıldız) Sinemanın sanat kimliğini pekiştiren gerçek bir başyapıt… Kaçırmanız gerçekten de yazık olur.
* * * 1/2
(3,5 Yıldız) Oldukça başarılı bir film. Şartlarınızı zorlamak pahasına mutlaka görmelisiniz.
* * *
(3 Yıldız) Çoğu bölümüyle sanatsal bir derinlik ve lezzet yakalayabilen, kayıtsız kalınmayacak bir film. Ömrünüzden bir kaç saati vermeye değer…
* * 1/2
(2,5 Yıldız) Bazı bölümlerinde iyi bir filmin kalite standartlarına erişmeyi başarabiliyor; fakat bir bütün olarak bakıldığında ise sorunlu ve tam olmamış.
* *
(2 Yıldız) Hiç bir sanatsal değeri ve akılda kalıcılığı yok. Yalnızca zaman öldürmek için tüketilebilir. Ki zamanınıza önem verdiğimiz için bunu da pek önermiyoruz.
* 1/2
(1,5 Yıldız) Kötü bir film ve neden çekildiğini anlamak zor… Görmemeniz yararınıza olacaktır.
*
(1 Yıldız) Sinema sanatı adına utanç verici bir gösteri… Arkanıza bakmadan kaçın, sevdiklerinizi de uzak tutun!