Kamp günleri

Şükran Çifci
Kamp günleri

İşte sürpriz diye ben buna derim. Annemler söz verdikleri üzere karne hediyesi olarak bana muhteşem bir tatil ayarlamış: bir hafta boyunca ormanda arkadaşlarımla beraber olacağım bir izci kampı. Bu fikir bana çok heyecanlı gelmişti. Ormanda, çadırda kalmak yıllardır istediğim ve çok merak ettiğim bir şeydi. İşte üç gündür de buradayım. İlk gün çok sakin geçti. Birbirimize, ormana ve çadırda kalmaya alışmak pek kolay olmadı; ama sonradan çok eğlenmeye başladık. Beraber oynadığımız oyunların her birinde izcilikle ilgili yeni kelimeler öğreniyorduk. Akşama doğru gülmekten ve konuşmaktan o kadar çok yorulmuştum ki bir an önce yemeğimi yiyip uyumak istedim. Şansıma yemekte de hiç sevmediğim yeşil fasulye vardı. Bir kaşık bile alamayacağımı bildiğim için yemeğe gitmeden aç aç çadırıma çekildim ve önceki günden kalan abur cuburlarımla idare ettim. Ve diğer gün sabahın en erken saatinde gözüm, kuş sesleriyle açıldı. Birbirinden güzel kuşlar o kadar farklı ötüyorlardı ki sesler bir şarkı gibi etrafa yayılıyordu. Diğer arkadaşlarımla beraber güzel bir kahvaltı yaptıktan sonra kamp kurallarını öğrenmeye devam ettik. O gün kampın oymakbaşı Ersin seçildi. Ersin oldukça eğlenceli ve çok cana yakın bir arkadaş ve hepimiz ona çok çabuk ısındık. Ormanın derinliklerinden muhtemel gelebilecek yırtıcı bir hayvana karşı onu korkutmayı da ondan öğrendik. Elimize aldığımız iki sobayla 'Aslan kaç, para para pummmm...' diye hayvan yerine birbirimizi kovaladık. Öğle yemeğine giderken bile hepimizin ağzında bu söz vardı: 'Aslan kaç, para para pummmm...'

Havalardan mıdır nedir burada inanılmaz iştahım açıldı ve yine çok acıkmıştım. İştahla öğle yemeğini beklerken bir kötü haber daha duydum. O günün menüsünde de ıspanak vardı. Allah'ım ıspanak asla ağzına sürmediğim bir yemekti. Kaç kez sofradan bunun için ayrılmıştım ve yapılan ısrarların inadına yemeği yememiştim. Ama şimdi annemin diğer yemeklerinden tercih etme gibi bir şansım da yoktu. Ve bu öğünde de aç kaldım. Akşama kadar açlığın verdiği yorgunlukla ne aldığım derslerden, ne oyunlardan, ne de yapılan sohbetlerden hiçbir zevk almadım. Çok uykum geliyordu ama açlıktan da uyuyamıyordum ve maalesef akşam da biber dolması çıktı. Öğretmenime benim yemek seçtiğimi, sevmediğim yemekleri de asla yiyemediğimi söyledim. O, tatlı gülümsemesiyle bana, başka bir tercihimin olmadığını bu yemekleri yemem gerektiğini açıkladı. Ama ben 'İstesem de yiyemem öğretmenim' diyip yanından ayrıldım ve o akşamı da aç geçirdim. Bu yemek sorunu bütün kamp planımı berbat etti. Diğer arkadaşlarımın pek çoğu yemekleri severek yiyor, kampta yapılan bütün eğlencelerle de çok fazla eğleniyordu. Ben ve benim gibi olan birkaç arkadaşımla günün çoğunu açlıktan oturarak geçiriyorduk. Bugün üçüncü günüm de öğlen çıkan fasulyeyi artık açlığa dayanamadığım için yedim. Hem de ne yiyiş… Hayatımda ilk kez bütün tabağı bitirip bir ikincisini daha istedim. Sonra kendi kendime de çok şaşırdım. Ben yiyemem diye sürekli şımarıklık yapıyormuşum bunca zaman. Gayet de yedim ve müthiş bir enerjiyle bütün günü ormanın en güzel ağaçlarının başında geçirdim. Akşam da ateş başında otururken şimdiye kadar yemediğime pişman olduğun dolmaların hepsini afiyetle götürdüm. Bundan sonra yemek seçmemeye ve özellikle tadına bakmadan hiçbir yemek için 'ben bunu yemem' dememeye karar verdim. Bu kararıma en çok annem sevinecek. Kampımız yemek sorunumu çözdükten sonra oldukça eğlenceli geçmeye devam ediyor. Yalnızca annemi, babamı, Ali'yi hatta kardeşimin yaramazlıklarını bile çok özlüyorum…

Ne okuyalım? Ne yapalım?

Sen Kötü Bir Adamsın Bay Çiklet!

Kitabın yazarı: Andy Stanton Yayınevi: Tudem Yayınları / Çocuk Kitapları Dizisi

Hakkında: Karşınızda Bay Çiklet. Çocuklardan, hayvanlardan nefret eden korkunç bir adam. Surat asmayı, ve burnunu karıştırmayı da çok seviyor üstelik. Böcekli ve berbat bir evde kalan Bay Çikletin bahçesi ise kasabanın en mis kokulu, en temiz, en harika bahçesi. Çünkü bahçesini temiz tutmazsa Bay Çikletin küvetinde kızgın bir peri beliriyor ve kızartma tavasıyla ona PAT KÜT vuruyor. Dahası da var. Köpek Jake, Polly ve kötü kalpli pis kokulu kasap gibi...

Yumurta Sevmeyen Çocuk

Kitabın yazarı: Ferda Çobanoğlu Yayınevi: Bulut Yayın Dağıtım

Hakkında: Okul öncesi çocuklara yönelik kavramları öğretmek amacıyla hazırlanan dizinin bu kitabında; yumurta sevmeyen bir çocuk konu ediliyor ve doğru beslenmeye ilişkin çocuklara bilgi veriliyor.

Kitabın yazarı: Sema Gül Yayınevi: Timaş yayınları

Hakkında: Dünyamız nasıl oluştu sizce? Yerkürenin içinde neler oluyor acaba? Yakut, elmas gibi değerli taşlar aslında yer kabuğunu oluşturan kristal minerallerden başka bir şey değildir, peki neden bu kadar değerlidirler? Deniz altında da petrol aranıyor mu sizce?

Bu kitapla Dünyamızı yeniden keşfe çıkacağız, bize katılır mısınız?

Bize yazın

Sevgili Çocuklar! Bu sayfada sizin çalışmalarınıza da yer veriyoruz. Resim, şiir, hikaye, masal gibi çalışmalarınızın yanı sıra çektiğiniz fotoğrafları bir zarfa koyarak Yeni Şafak Pazar, Yeni Doğan Mahallesi Kızılay Sok. No:39 Bayrampaşa / İstanbul adresine ya da elektronik posta ile pazar@yenisafak.com.tr adresine gönderebilirsiniz. Masallarınız sürpriz hediyeler kazanabilir.