Karne Günü

Şükran Çifci
Karne Günü

Merhaba günlük, ben Ali. Ablam her hafta sana bir şeyler yazıyor, 'Yazınca rahatlıyorum' diyor. Bu hafta da benim sana ihtiyacım var, ablamın haberi yok ama sana yazdığımdan, daha doğrusu yazdırdığımdan. Arkadaşım Emre bu konuda bana yardım ediyor, ben söylüyorum, o da yazıyor. En başından anlatmaya başlayayım: Ablam ve mahalledeki bütün çocuklar bugün karne aldı. Pek çoğu da sokağın başından başlayarak sevinçten bağıra bağıra evlerine koştular. Ben de anca onları balkondan izleyebildim. Benim neden karnem yoktu, ben neden okula gidemiyordum ki? Anneme her gün bu soruyu soruyorum, 'Sen küçüksün daha' diyor, benim nerem küçük, o okula giden çocukların pek çoğuyla aynı boydayım neredeyse? Ben küçük değilim ki… Ama ne annem ne de babam beni anlamıyor. Yaşım küçükmüş boyum değil, geçen gün okula gittiğimde hoca hanıma da sordum, o da 'Küçüksün.' dedi, iki tane parmağımı çıkarıp 'Bu kadar yıl sonra senin öğretmenin ben olacağım.' dedi. İki yıl beklemem gerekmiş günlük, ama çok istiyorum okula gitmeyi, bir sürü arkadaşımla olmayı, okuma yazma öğrenmeyi, güzel notlar alıp evde herkesin beni sevmesini… Demiştim ya, bugün Ayşegül Ablam da karne aldı. Evde herkes onun karnesini çok beğendi. Annem zaten onun iyi notlar alacağını tahmin ettiği için sabahtan beri mutfakta Ayşegül'ün sevdiği pastalardan, yemeklerden yapıyor, babam da onun en sevdiği boyalardan aldı. Gerçi bana da aldı; ama onunkiler daha güzel. Ben de okula gitseydim, benim de karnem güzel olsaydı, herkes beni de heyecanla bekleseydi, hem ben neden küçüğüm ki, Ayşegül Ablam küçük olsaydı, ben onun abisi olurdum, ne olurdu Allah'ım ya? Kapıyı sevinçten bangır bangır ben çalardım, sonra elimde karnemle ben, annemin ve babamın boynuna sarılırdım ve teyzemi öperdim. Herkes bana 'Aferin Ali ' derdi; ama bunların hepsini ablama dediler. İki yıl beklemem gerek günlük, koskoca iki yıl…

-Hadi oğlum gidelim ya, ablan gelecek şimdi, bizi defterinin başında yakalamasın!

-Offf Emre ya, dur daha bitmedi diyeceklerim, sen okuma yazma biliyosun, ben bilsem senden istemezdim herhalde?

-Heyyy, hadi kalk içerden sesler geliyor, bu kadar yeter, günlüğü yerine koy, ben yazdığımız sayfayı yırttım, çantana koydum tamam mı Ali?

Bu arada benim odamda ne işleri olduğunu merak ettiğim sevgili kardeşim Ali ve onun yaramaz arkadaşı Emre, benim onları dinlediğimi anlamadan annemlerin yanına koştular. Ali'nin bu tavrına çok şaşırdım, ilk kez beni böyle kıskandığını görüyordum. Çantasından aldığım sayfadan yazdıklarını tekrar okudum, önce sevindim nedense beni kıskanmasına; ama sonra da sanırım biraz üzüldüm. Bugün gerçekten benim için rüya gibi geçmişti, bütün derslerimden çok iyi notlar almıştım, annem, babam, teyzem ve diğer akrabalarımız evde benim için toplanmıştı, minik bir de kutlama yaptık; ama bu esnada tabii ki Ali'nin ve Emre'nin benim odama doğru gitmesi beni peşlerine düşürdü. Ali'nin benim günlüğümle olan bağımı bilecek kadar beni takip etmesi de beni çok şaşırtmıştı. Hep ben Ali'yi kıskanır, üzülürdüm, şimdi de o beni kıskanıyor ve üzülüyor, bu kıskançlık ne kötü ve de gereksiz bir şey, bugün bunu Ali'nin beni kıskanmasıyla daha iyi anladım, çünkü en az benim kadar, hatta daha çok ilgiyi bu evde Ali görüyor; ama bir an için bir diğerimize gösterilen ilgi diğerinin canını çok sıkıyor. Oysa sadece bu anları neden dikkate alıyoruz, neden onların bu sevinçlerine ortak olup biz de mutlu olmuyoruz, biliyorum ki onlar bizi zaten her zaman çok seviyor. Kardeşim Ali'ye kıskançlık hakkındaki bu fikirlerimi anlatmaya çalışacağım ve birbirimizi kıskanmanın anlamsız olduğunu, boşuna üzüldüğümüzü söyleyeceğim. Belki de çok istediği okuma yazma derslerine birlikte başlarız. Şimdi Ali'ye ikimiz için planlanan tatilden ve başlayacağımız okuma yazma derslerini anlatmalıyım ki, sonra da az önce bahsettiğim kıskançlık meselesini açabileyim. Bütün notlarım çok güzel, tatili hak ettim günlük, bir de Ali'yi mutlu edebilirsem değmeyin keyfime!

Mavi zamanlar

Yazan: Mavisel Yener

Yayınevinin Adı: Tudem Yayınları

Öykü yarışmasında dereceye giren Birce ve arkadaşlarının ödülü, Bergama'da sular altında kalmaktan kurtarılmaya çalışılan Allianoi kazı alanında geçirecekleri bir haftalık tatildir. Burada, Birce'nin eski bir kitapçıdan aldığı “Gizli Geçitleri Bulmanın Yolları” adlı kitaptaki Dolunay Masalcısı'nın verdiği ipuçlarının peşine düşen çocuklar, Allianoi'nin gizli geçitlerini, su perisini keşfederken manyetik çekim alanlarıyla oynayarak su kaynaklarını yönlendirmek isteyen güçlere de engel olurlar.

Papkin

Yazan: İdil Ünlü

Yayınevinin Adı:

Timaş Yayınları

İyiliksever, şakacı, zeki, iyi kalpli, cesur Papkin, bir yetimhanede kalıyor. Günlerden bir gün yetimhaneden alınarak bir şatoya götürülüyor. Şato sahibinin oğlu Paşa'yla kahramanımız arasında çok güzel bir dostluk kuruluyor. Fakat şatoda çalışan kâhya ile mürebbiye kötü planlar peşinde! Acaba iki sıkı dost, bu planları bozmayı başarabilecekler mi? Papkin Gizemli Şato, heyecan dozu yüksek bir ilk gençlik romanı.

Kumkurdu

Yazan: Asa Lind

Yayınevinin Adı: Kanat Çocuk Yayınları

Zackarina, anne babasıyla birlikte deniz kıyısında bir evde yaşıyordu. Bir gün yalnız başına sahile indi ve orada eşi benzeri olmayan biriyle karşılaştı: Kürkü altın gibi parıldayan, bilge ve güzel Kumkurdu'yla... Kumkurdu'yla tanışmak gerçekten büyük bir şans!

Sevgili Çocuklar! Bu sayfada sizin çalışmalarınıza da yer veriyoruz. Resim, şiir, hikaye, masal gibi çalışmalarınızın yanı sıra çektiğiniz fotoğrafları bir zarfa koyarak Yeni Şafak Pazar, Yeni Doğan Mahallesi Kızılay Sok. No:39 Bayrampaşa / İstanbul adresine ya da elektronik posta ile pazar@yenisafak.com.tr adresine gönderebilirsiniz. Masallarınız sürpriz hediyeler kazanabilir.