Toplu mezar arama çalışmaları KKTC'de 2004 yılında başladı. 2013 yılına kadar sürdürülemesi planlanan kazılarda, toplu mezarda olduğu tahmin edilen 502 Türk'ün ve 1468 Rum'un kemiklerine ulaşılmaya çalışılıyor. Çatışmalara tanıklık edenlerin anlatımlarına ve iki toplumun arşivlerine dayanılarak yapılan kazılarda ulaşılan kemikler üç aşamalı bir işlemden sonra belirleniyor. Birinci aşamada kayıp ailelerinden toplanan bilgiler derleniyor. İkinci aşamada ailelerden kan örnekleri alınıyor. Üçüncü aşamada ise kan örneklerinin DNA'sıyla kemikler karşılaştırılıyor. Bugüne kadar 50 toplu mezarda kazılar yapıldı. Bu kazılarda bulunan ve 300 kişiye ait olduğu tahmin edilen kemikler incelenmek üzere labaratuara verildi.
Her savaş arkasında büyük acılar bırakıyor. Kıbrıs'ta 33 yıl önce yaşanan savaş yerini iki devletli zoraki bir barışa ve bitip tükenmeyen siyasi tartışmalara bıraktı. Savaşta yakınlarını kaybedenlerin acıları aradan geçen zaman içinde küllendi. Ancak 1967-74 arasındaki çatışmalarda hayatını kaybederek toplu mezarlara gömülen Türklerin ve Rumların yakınları savaşın acısını her gün yeniden yaşadı. Ziyaret edip çiçek bırakacakları, başında dua edecekleri bir mezardan yoksun olan kayıp yakınları, kaybettiklerine karşı son görevlerini yerine getirmek için umutla bekledi. Bu dramatik beklenti şimdi karşılık buluyor. Yıllardır bir türlü aktif çalışamayan Kayıp Şahıslar Komitesi yazın kavurucu sıcağına rağmen Ada'nın iki yakasında toplu mezar kazılarına hız verdi. Larnaka'nın Alaminyo köyünde bulunan 13 Kıbrıslı Türk'ün kemikleri 12 Temmuz'da Lefkoşa'da törenle toprağa verilmişti. Kalanların bulunması için çalışmalar da aralıksız devam ediyor.
33 yıl sonra cenaze törenlerine ve yanaklardan süzülen gözyaşlarına tanıklık ediyoruz şimdi. Adalı'nın günlük yaşamında unutmaya çalıştığı savaşın acımasız gerçekleri yeniden gözler önüne seriliyor. Ve sorular… Neden öldürüldüler? Nasıl öldürüldüler?
Kıbrıs basınında konuyla ilgili çıkan haberlerde en zorlu sürecin asıl şimdi başladığı vurgulanıyor. Çünkü bundan sonra sık sık şehit cenazelerine tanıklık edilecek ve her tanıklıkta yakın geçmişin yarattığı travmalar yeniden yaşanacak.
Kayıp Şahıslar Komitesi Başkanı Gülden Plümer Küçük ve Komite üyesi Ahmet Erdengiz'le cenazelerin iki toplum arasında yaratabileceği gerginliklere karşı aldıkları önlemleri ve kayıp arama çalışmalarını konuştuk.
Yaşanan acılar ortak
12 Temmuz'da düzenlenen cenaze töreninde hem Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat hem de hükümet üyeleri Kıbrıs'ın her iki kesiminde bundan sonra sık sık düzenlenecek olan cenaze törenlerinin her türlü istismardan uzak tutulması gerektiğini söylemişlerdi.
Aynı kaygıyla çalışmalarını sürdüren Kayıp Şahıslar Komitesi Başkanı Küçük, kazı çalışmaları hem Güney'de hem de Kuzey'de ortak yürütülmek zorunda olduğu için bunun bir dayanışma duygusu oluşturduğunu söylüyor. Her iki tarafın politikacılarının bu meselenin politize edilmemesi yönündeki çağrıları da çalışmanın sağlıklı yürütülmesinde etkili oluyor.
Komite üyelerinden Ahmet Erdengiz de her iki toplumdan kayıp ailelerinin birbirlerinin acısını anladığını, gerginlik yaratacak söylem ve davranışlardan uzak durduğunu söylüyor. Ada siyaseti ne kadar netameli olursa olsun aileler ortak bir olgunluk sergiliyor.
Erdengiz, "Tabii ki bu cenazeler eski acıların yeniden ortaya çıkmasına ve kayıp ailelerin büyük acılar yaşamasına neden olmaktadır. Ancak aileler kırk yıldan fazladır çekmekte oldukları acıların sona ermesi için bu son acılı ve dramatik adımın da atılması gerektiğini çok iyi anlamakta ve Kayıp Şahıslar Komitesi'nin çalışmalarına ellerinden geldiğince katkı koymaya gayret etmektedirler" diyor.
Gerçek barışın yolu
Toplu mezarlar Kıbrıs'ın kanayan yarası ve her iki halk da bu sorun çözelmeden Ada'da gerçek bir barışın mümkün olmadığının bilincinde. Bu yüzden dünyadaki benzerlerine göre özgün bir kuruluş olan Kayıp Şahıslar Komitesi'nin Türk ve Rum üyeleri uyum ve karşılıklı anlayışı elden bırakmıyor. Erdengiz'e göre, her iki taraftan da halkların acısını istismar etmek isteyenler çıksa da bu kişiler şimdiye kadar amacına ulaşamadı.
1981 yılında kurulan komite, taraflar arasındaki görüş ayrılıkları ve güven sorunu nedeniyle yıllarca kazı çalışmalarına başlayamamıştı. Rum Yönetimi'nin kayıplar konusunu siyasi bir propaganda aracı olarak kullanması da komite çalışmalarını durma aşamasına getirmişti. Geçmişteki hatalardan ders alan komite üyeleri şimdi istismarcılara kulaklarını tıkayarak çalışmalarını sürdürüyor. Ta ki son kayıp defnedilene kadar.