Suna ve İnan Kıraç Vakfı Kültür ve Sanat işletmesi Genel Müdürü M. Özalp Birol, vakfın kuruluşundan bu yana büyük bir özveriyle çalışmaları yürütüyor. Kıraç ailesinin kültür, sanat, sağlık ve eğitim alanında Türk toplumuna önemli katkılar sağladığını ifade eden Birol, vakfın amacının da ülkeye hizmet olduğunu özellikle belirtiyor. Kıraç Vakfı, Pera Müzesi ve İstanbul Araştırmaları Enstitüsü ile İstanbul halkının kültür ve sanat ihtiyacını karşılarken aynı eksende eğitim ve sağlık konusunda da ilklere imza atıyor. Miro ve Rembrandt gibi ses getiren isimlerin sergilerini Pera Müzesi'ne taşıyan Birol, önceliklerinin kaliteli ve nitelikli sergiler açmak olduğunun altını çiziyor. Suna ve İnan Kıraç Vakfı'nın talip olduğu Suna Kıraç adını taşıyacak olan kültür kompleksinin 2010 yılına yetişmesinin imkansız olduğunu söyleyen Birol, bürokratik engelleri aşamadıklarından yakınıyor.
TRT binasına yapılması planlanan Suna Kıraç Kültür Kompleksi 2010 yılına yetişecek mi?
Biz bu konuyla ilgili çalışmaları üç yıl önce yaptık. Başbakan Erdoğan'a, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'a, o dönemin Kültür Bakanı Atilla Koç'a takdim ettik. Yeni Kültür Bakanı Ertuğrul Günay'a da aynı projeyi sunduk. Projeyi kime gösterdiysek övgüyle karşılaştık. Fakat netice olarak belediyenin TRT'nin çıkabileceği kalitede bir yer göstermemesi, TRT'nin buradan çıkmak konusunda direnmesi ve bir takım bürokratik engeller nedeniyle, bu işe kurucularımızın ayırdığı 200 milyon dolara yakın para ve dünyanın önde gelen mimarlarından Frank Gehry'ye çizdirdiğimiz konsept proje ile üç yılı aşkın bir süredir bekliyoruz. Bürokratik engelleri aşıp çalışmalara başlasak bile, bu tarihten sonra projenin 2010 yılına yetişmesi imkansız.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Kadir Topbaş ve İnan Kıraç geçtiğimiz aylarda düzenledikleri basın toplantısında kültür kompleksinin müjdesini vermişti. Bu toplantının ardından neden bir ilerleme kaydedilmedi?
Ağustos ayında yapılan basın toplantısında Sayın Topbaş bu işin tamam olduğunu ve TRT'nin buradan çıkacağını söylemişti. Bu komplekse en az 200 milyon dolar civarında bir yatırım yapılacak. Bunun haricinde bize TRT'nin olduğu yeri satma yönünde bir talep gelmişti. Kurucumuz İnan Kıraç TRT yetkilileriyle yaptığı konuşmada 14 milyon dolara anlaştı. Aradan üç yıl geçti. Son yaptığımız görüşmelerde 14 milyon dolar birden 24 milyon dolara çıkarıldı. Gerekçe olarak da geçen sürede yerin kazandığı değer ve paranın faizi gibi çok da akılcı olmayan sebepler öne sürerek fiyatı yükselttiler. Halbuki dünyanın gelişmiş ülkelerinde vakıflar, aileler veya saygın kurumlar bu tip yatırımlar yapmaya yeltendiklerinde buraya yapacakları harcamalar çok yüksek olduğu için devlet kurumları sembolik rakamlar karşılığında bir yer verir.
İstanbul Araştırmaları Enstitüsü'nün bünyesinde yer alan kütüphaneler İstanbul'u araştırmak isteyenlere önemli bilgiler, hizmetler sunuyor. Enstitüye ilgi ne boyutta?
İstanbul Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul'un tarihsel katmanları olan Bizans ve önceki dönemler, Osmanlı İstanbul'u, Cumhuriyet Dönemi İstanbul'u ve Atatürk Kitaplığı olmak üzere özellikle İstanbul'a odaklanacak ve bu alanda bilimsel araştırmalar yapacak yerli yabancı bilim insanlarına hizmet verecek araştırma kütüphanelerini bünyesinde bulunduruyor. Tüm bunlar Suna, İnan ve İpek Kıraç'ın Türk toplumuna vakıfları üzerinden katkı koyabilmek, destek verebilmek amacıyla gerçekleştirdikleri hayırseverlik, vatanseverlik faaliyetleri. Kıraç ailesinin fertleri eğitime ve ülkemizin eğitim çıtasının yükseltilmesine çok inanan kişiler oldukları için, bundan önce gerçekleştirdikleri başka faaliyetleriyle de bu alana çok ciddi katkılar koymuşlardır. Suna Kıraç, Türk Eğitim Vakfı'nın kurucularındandır, aynı zamanda fikri ortaya atan ve öncülük eden çok önemli bir figürdür.
Galatalı ressamlar sergilenecek
Miro ve Rembrandt gibi ünlü ressamların sergileri çok ses getirmişti. Önümüzdeki günlerde yine böyle ses getiren isimlerin yer aldığı etkinlikler olacak mı?
Çok samimi söylemek gerekirse projelerin ses getirmesinden büyük mutluluk duyuyoruz ama bizim asıl takıntımız nitelik. Önemli olan yaptığımız projenin kalitesidir ve topluma verdiğimiz hizmettir diye düşünüyoruz. Saydığınız Miro ve Rembrandt gibi isimler dünya sanatının değişik yüzyıllardan eserleri günümüze uzanan büyük ustalar. Ama biz sanatın farklı renklerine de açığız. Örneğin: 350 yıl önce yapılmış Dördüncü Mehmet'in av seremonisini gösteren 16 büyük tarihi tabloyu İsveç'teki Nordiska Müzesi'nden getirip Avcı Mehmed'in Alay-ı Hümayunu sergisinde sanatseverlere sunduk. Bu yıl başında Mekteb-i Sultani'de yetişen ve daha sonra Sanayi-i Nefise'ye, Güzel Sanatlar'a devam eden ve bugün Türk resminin kilometre taşı olarak nitelendirebileceğimiz, özellikle modern Türk resminin oluşumuna ışık tutan Galatasaraylı ressamların seçilmiş yapıtlarını sergileyeceğiz.