Kitaplar arasında

Kâğıttan Bir Dünya/Edebiyatın Satır Aralarında, Mustafa Kurt’un yazıyla, kâğıtla kurduğu dostluğun yeni kitabı. Kurt, eskinin kıymetini bilen bir dikkat; kültür ve bilinçle kitap, dergi ve evrakın peşinden koşan, arayan, merak eden, soran, sorgulayan, onlara ulaşmak için maddi ve manevî fedakarlıklarda bulunan, bulduklarını kayıt altına alan iyi bir kalem.

Arşiv.

İsmail Karakurt

Yaşamak denilen serüvende bir ruh birlikteliği kurduğumuz eşyaların nitelikleri ve halleri vardır. Hayatımızın devamlılığı eşyalarımızla kurduğumuz bu haller ve dostluk üzerine ilerler. O bir iplik parçası, bir iğne, bir yazma, bir havlu, bir mendil, bir kâğıt, bir kalem, bir daktilo, bir radyo, bir plak, bir saat, birkaç bilye deyip geçmeyiz. Kader çağırır, nasip bir araya getirir eşyalarımızla bizleri. Eşyalar/objeler bizimle bir araya gelince, bu birlikteliğin adı hayat olur. Kitaplar, defterler, dergiler, resimler, fotoğraflar ve bilumum evrak için de bu böyledir. Bunu yıllardır sahaflardan, mezatlardan aldıklarımdan bilirim.

YAZI KALIR

Kâğıttan Bir Dünya/Edebiyatın Satır Aralarında, Mustafa Kurt’un yazıyla, kâğıtla kurduğu dostluğun yeni kitabı. Bir sahafın değil bir kitap kurdunun, eski kitap sevdalısının, alışılmadık zarafete sahip bir insanın kitaplarından… Şair Fidancı’nın tasarımı harika kapağı ve su gibi Türkçesiyle ilginç ve keyifli. Kâğıttan Bir Dünya’da mevzubahis olan kitaplar, dergiler, belgeler, resimler, fotoğraflar soba tutuşturmak, tavan aralarında toza bulanmak, balkonlarda/kömürlüklerde nem ve küfe kurban olmaktan kurtulmuş şanslılardan. Kurt, eskinin kıymetini bilen bir dikkat; kültür ve bilinçle kitap, dergi ve evrakın peşinden koşan, arayan, merak eden, soran, sorgulayan, onlara ulaşmak için maddi ve manevî fedakarlıklarda bulunan, bulduklarını kayıt altına alan iyi bir kalem.

Bu eser, “yazı kalır” bağlamında geçmişin hafızası niteliğindeki bir koleksiyonun okura gösterildiği kadarının yazıya dökülüşüdür, emeğidir.

“Yazı ve kâğıt, yalnızca bilgiyi veya bir dönemin kültürünü değil, insanların hayatlarını da saklıyor. Elbette bunların saklanması ve yarına kalması ise yazılı veya görsel olanı toplayan ve koruyan kişi ve kurumlara bağlı” (s. 8). Toplanan ve korunan kâğıtların büyülü dünyası içinden yazılmış Kâğıttan Bir Dünya. Akademisyen, hikâyeci ve denemeci olan Kurt, bu kitabında, “unutulmaya yüz tutmuş bazı yazarların metinleri, edebiyatçıların albüm ve imzaları, kitaba tutkuyla bağlı insanların hikâyeleri, şairlerin birbiriyle etkileşimleri, edebî metinlere çizilen resimler” ile edebî eserlerin ve resimli çocuk kitaplarının satır aralarında dolaşıyor. Kendi kütüphanesine/terekesine kattığı kitaplar, dergiler ve evrakın arasında sadece dolaşmakla kalmıyor, bu yolculuğu okur için de zevkli bir hâle dönüştürüyor.

ÜÇ BÖLÜME SIĞDIRILMIŞ DÜNYA

Yazı Kalır ön sözüyle açılan kitap; Modern Türk Şiirinin İzinde, Hikâyeden Romana, Yazı ile Çizgi: Resimli Çocuk Kitapları adlı üç bölümden oluşmaktadır. Kâğıttan Bir Dünya’nın bu bölümlerinde, satır aralarında kimler yahut hangi eserler mi var? Sorunun net cevabını ancak kitabı okuduktan sonra alabilirsiniz. Ama ben yine de bazı isimleri vermeden geçmek istemiyorum.

Mustafa Kurt, ilk bölümde Cemal Süreya, Ece Ayhan, İlhan Berk, Sezai Karakoç, İsmet Özel gibi Türk şiirinin kült isimleriyle koleksiyon değerindeki ilk baskı ya da özel baskı bir/birkaç şiir kitabını öne çıkartıyor. Yazı-resim ilişkisine değiniyor. İlk bölümün sonundaysa M. Kaya Bilgegil’den Cehennem Meyvası, Fikret Mualla’nın Ah Min-el Aşk’ı, kişiye özgü antolojiler/şiir defterleri ve nadide bir albüm Üdebâ-yı Cedîde’ye yer veriyor. Özellikle bu bölümde bahsedilen kitapların içerikleri kadar baskıları, kapaklarının orijinalliği ve tasarımlarına dikkat çekiyor. Ayrıca kitap kurtlarının şu ortak hassasiyetlerini de dile getirmekten geri durmuyor: “Bazı kitaplar vardır, kitaplığınızın en müstesna yerinde saklanır ve öyle kolay kolay kimseye gösterilmez, hele ki emanet alınması/ verilmesi teklif bile edilemez. Hikâyesi ancak ehilleri ve sevdalıları arasında anlatılır, değil hikâyesi adı bile uluorta herkese faş edilmez” (s. 61).

İkinci bölümde daha çok adı sanı unutulmaya yüz turmuş Necile Tevfik, İskender Fahreddin, Niyazi Remzi, Reşat Fevzi, Necdet Ası, Zuhuri Danışman, Şahap Ayhan, Reşat Halit Gönç gibi isimleri kimi kitaplarıyla yazıyor. Bunların yanında Sait Faik’in Mercan Ustası’yla Binbir Gece Masalları’nı ihmal etmiyor. Bir vefa örneği Râif Yelkenci, Etem Coşkun gibi sahaflara adanmış kitaplara da değiniyor. Kendi topraklarının hikâyelerini bilinçle ve dirençle anlatan iki yetim çocuk Cengiz Aytmatov ve Aşım Cakıpbekov’u okurla buluşturuyor.

Yazı ile Çizgi: Resimli Çocuk Kitapları adlı üçüncü bölümün başında Kurt herkesi, “Kültür, geriye kalandır; dilde, zihinde, kalpte durandır. Anlatılarak sonraya taşınandır” (s. 109), dediği cânım masal kitaplarının kapaklarını ve içeriklerini süsleyen görsel malzemeyi yeniden görmeye, yeni bir görme biçimiyle davet ediyor. Bu görme biçimin odağında nadide kaynaklarımızdan Dede Korkut Masalları, Eflatun Cem Güney, Oğuz Tansel ve Naki Tezel’in o güzelim masal kitapları var. Bu kitabı okuyunca bazılarının peşine düşeceğinizden adım gibi eminim. Onlar ki zihin dünyamızı, hayal gücümüzü ve her şeye çocuk gözüyle bakışımızı şekillendiren sözlü kültürden öte başka bir şeydir.

NE YAZISIZ NE KAĞITSIZ

Yazı kalır. Dilin ana havzalarını besleyen, sessiz ve duru ırmaklar gibi akan yazı kalır. Edebiyatımıza armağan Sokaklarda Seksekler, Çağdaş Türk Şiirinde Modernizmin İmgeleri, Anlama Arzusu, Seslerden Uzakta/Susanları Anlamak İçin Sözlük ve Kâğıttan Bir Dünya olur kalır.

Bu eser, okuru, muhtelif konularda edebiyatımızın renkli dünyasını fark etmek için sürpriz okumalara çağırıyor. Eskilerin renkli dünyasında gezmek isteyenler, kitabı elden düşüremeyecekler.