Max Weber’in mektupları

Max Weber’in külliyatı son yıllarda Mohr Siebeck Yayınevi tarafından Max Weber-Gesamtausgabe (MWG)(Max Weber Toplu Eserler) dizisinde 56 cilt olarak yayınlanmış. Bu külliyatta Weber’e ait 3500’den fazla mektup bulunuyor. Elimizdeki iki cilt ise bu mektuplardan seçilmiş ve Weber’in gerginlik ve çelişkilerle dolu bir dönemde, pek çok farklı alanda nasıl davrandığına dair birinci elden evraklar olarak karşımıza çıkıyor.

Max Weber.

YASİN ÇAKIREL

Max Weber. Sosyolog, ekonomist, siyasetçi, bilim adamı, danışman ve sivil toplumda aktif, tartışmacı bir entelektüel bilge. Gangolf Hübinger’in Weber’i anlatırken satır aralarında saydığı bazı unvanlar bunlar. Sosyoloji biliminin kurucularından olduğunu hepimiz biliyoruz. Benim Weber’le tanışmam ise “klasik yönetim teorisi”ne katkısı olan “bürokrasi yaklaşımı” sayesinde oldu. “Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu” eserini duymayanımız yoktur. Bu defa onun farklı yönlerini tanıma fırsatını yakalıyoruz.

Albaraka Yayınları Max Weber külliyatından “Mektuplar” başlıklı iki kitabı Türkçe’ye kazandırdı. Daha önce farklı platformlarda ifade ettiğim gibi, bankaların yayıncılık faaliyetlerinde yer alması kültürel açıdan bizim için önemli bir fırsat hatta okuyucular için bir nimet diyebiliriz. Bazen Türkçe ve uygun fiyatla ulaşabilsek dediğimiz kitapların bu yayınevleri tarafından okurla buluşturduğuna şahit oluyoruz. Bu kurumlar kârdan ziyade kültürel katkıyı gözetiyorlar. Bu da bizim çok özel ve nadir eserlerle buluşmamıza imkân tanıyor. Kurulduğu tarihten itibaren Albaraka Yayınlarının kitaplarını – özellikle de yönetim serisini- takip ediyorum. Yayınevi birçok özgün kitabın yanısıra yönetim, iktisat, finans başlığı altında serilerle seçili eserler yayınlıyor. Max Weber Külliyatı da bu kültürel bağlamı besleyecek önemli bir seri olacak. Dizi editörlüğünü Lütfi Sunar’ın üstlendiği “Max Weber Külliyatı”ndan ilk etapta dokuz cildin yayınlanması planlanıyor. Bunlarda ilk ikisi “Mektuplar: Hayat, Siyaset ve Bilim” ve “Seyahat Mektupları” geçtiğimiz aylarda okuyucu ile buluştu. Yazarın ülkemizde de en bilinen eserleri olan “Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu” ve akabinde altı cilt olarak “Ekonomi ve Toplum” eserleri de yakın zamanda yayımlanacak.

Max Weber’in külliyatı son yıllarda Mohr Siebeck yayınevi tarafından Max Weber-Gesamtausgabe (MWG)(Max Weber Toplu Eserler) dizisinde 56 cilt olarak yayınlanmış. Bu külliyatta Weber’e ait 3500’den fazla mektup bulunuyor. Elimizdeki iki cilt ise bu mektuplardan seçilmiş ve Weber’in gerginlik ve çelişkilerle dolu bir dönemde, pek çok farklı alanda nasıl davrandığına dair birinci elden evraklar olarak karşımıza çıkıyor. Herhalde bir insanı bu kadar açık şekilde tanımamıza ancak günlükler ve bir de mektuplar olanak tanır.

MEKTUPLAR: HAYAT SİYASET BİLİM

Kitap, Editör Lütfi Sunar’ın ve orijinal basımda eseri yayına hazırlayan Rita Aldenhoff-Hübinger ve Edith Hanke’nin önsözleri ile başlıyor. Özellikle Lütfi Sunar’ın Max Weber külliyatı çerçevesinde dönemle ve çeviri ile ilgili verdiği bilgiler Türk okur için oldukça önemli. Eski kuşak Alman ilim geleneğinin bir temsilcisi olan Max Weber’in uzun, çetrefilli ve anlaşılmaz yazmakla gurur duyduğunu Sunar’ın önsözünden okuyoruz. Mektupları okurken de nisbeten bunu hissedebiliyoruz. Sunar, Marx ve Durkheim’e nisbetle Weber’in daha az tanındığını dile getiriyor. Bunda Weber’in eserlerinin orijinal ve tahkikli bir nüshadan çevrilmemesinin payına da değinerek çeviri süreciyle ilgili bilgiler veriyor. Önsözlerin akabinde kitap, Gangolf Hübinger’in “Mesleği: Bilim Adamı” makalesi ile devam ediyor. Weber’in hayatına ve mektupların içeriğine dair bazı önemli bilgi ve yorumları da bu makaleden okumak mümkün.

Kitap buradan itibaren Weber’in mektuplarıyla devam ediyor. Üç ana bölüm var: Hayat, siyaset ve bilim. Her bölümün başında o bölümle ilgili “önemli duraklar” tablosu yer alıyor. Böylece tarih sırasına göre dizilmiş mektupların Weber’in hayatındaki hangi evrede yazıldığını daha rahat görmek mümkün oluyor. Ve başlıklarla uyumlu içerikteki mektupları okumaya başlıyorsunuz. Henüz 14 yaşında büyükannesi Emilie Fallenstein’e yazdığı 1878 tarihli mektupla birlikte Weber sizinle konuşur gibi içini döküyor. Hayata dair pek çok konuda bakış açısına şahit oluyorsunuz. Ardı ardına aile bireylerine kimi zaman kendi yaşamındaki gelişmeleri tüm detaylarıyla aktarıyor, kimi zaman aile içindeki bir konu hakkında fikirlerini beyan ediyor. Büyükannesine “Cicero ve Arkadaşları” hakkında bir kitaptan bahsederken, annesi Helene Weber ile savaş hakkındaki kitaplar üzerine yazışıyor, zaman yönetimi konusunda içtenlikle tartışıyor. Aynı dönemde yaşadığı Sigmund Freud’un fikirlerini tartıştığı bir mektubuna da bu bölümde rastlamak mümkün. Dünya tarihi açısından oldukça çalkantılı ve savaşlarla dolu bir dönemde yaşayan Weber’in, siyaset ile ilgili mektuplarını kitabın devam eden bölümlerinde bulmak mümkün. Son bölümde Weber’in asıl önem verdiği bilimsel çalışmalarına ve bilim hakkındaki düşüncelerine yer verdiği mektuplar bir araya getirilmiş.

SEYAHAT MEKTUPLARI 1877-1914

Max Weber’in seyahat mektuplarının toplandığı bu kitap yine bir giriş yazısı ile başlıyor. Bu kez giriş yazısını Hinnerk Bruhns kaleme almış. Bu mektuplar düğün ziyaretleri, doğa gezileri, dinlenme ve öğrenin amacıyla gerçekleştirilen seyahatlerdeki mektupları içeriyor. “Gitmek, görmek, sormak, dinlemek, tasvir etmek ve bilgilendirmek; bunlar seyahat mektuplarının dayandığı edebi-bilimsel türdeki altı temel sütundur” (s. 16) diyor Bruhs. Gerçekten de seyahat mektuplarında Weber’in İskoçya, İrlanda, Fransa, İspanya, Hollanda, Belçika, İtalya, Ascona ve Amerika seyahatlerini içeren onlarca gözlemi bize yansıtıyor.

Örneğin, annesi Helene Weber’e Niagara Şelalesi’nden yazdığı mektupta, doğanın muhteşem güzelliğinden, sanayi kasabası Tonawanda’ya yaptığı ziyaretten ve oradaki kereste fabrikasından bahsediyor. Bu kasabaya ait insan portrelerinden örnekler veriyor. Seyahatlerinde bazen yolunu kaybediyor, bazen Almanya ile gördüğü ülkeleri kıyaslıyor, bazen de kiliseler ve din adamları hakkında yazıyor.

Her iki kitabın da son kısımlarına mektupların kaynakları ve kişi endeksleri eklenmiş.

Weber’in yayıncısı Siebeck’e yazdığı son mektup 30 Mayıs 1920 tarihlidir. Yani ölümünde iki hafta önce (14 Haziran 1920). Son günlerine kadar bilim, ders anlatma ve yazı ile meşgul bir fikir işçisinin dünyasına girmek isterseniz belki de tüm kitaplarını okumanız gerekecektir, eğer elinizde o dünyanın kapılarını size açan “mektupları” yoksa…

HAYAT
İlme hasredilmiş bir hayat