Medeniyetin sembolü çiçektir

Araştırmacı yazar Dr. Seyit Ali Kahraman'ın, Prof. Dr. Nurhan Atasoy'un danışmanlığında hazırladığı 'Osmanlı Çiçekçileri ve Çiçekleri' kitabı İBB Kültür Müdürlüğü katkılarıyla basıldı. Kitapta botanik bilimiyle ilgili olan şükûfenâmeler, çiçeğe düşkün olan Osmanlılar ve Osmanlı çiçek kültürü hakkında da bilgiler yer alıyor.

Büşra Sönmezışık
Medeniyetin sembolü çiçektir

Osmanlı medeniyetinde bahçecilik ve çiçekçiliğe çok önem verilirdi. Dönemde çok sayıda şükûfenâme kaleme alındığı biliniyor. Botanik bilimiyle ilgili olan şükûfenâmeler, çiçeğe düşkün olan Osmanlılar ve Osmanlı çiçek kültürü hakkında bilgiler yer alıyor. Bu eserlerden dokuz şükûfenâmeyi günümüz Türkçesine çevirerek bir araya getiren Dr. Seyit Ali Kahraman, Osmanlı dönemindeki başta padişahlar olmak üzere sıradan vatandaşa kadar her kesimin değer verdiği bahçe ve çiçek kültürünü ayrıntısıyla anlatmış. Kahraman ile çiçek kültürü üzerine konuştuk...

Uzun yıllardır Nurhan hocayla çalışıyorsunuz. Nasıl tanıştınız?

Evliya Çelebi üzerine çalışırken Nurhan hocamla tanıştım. Türkiye'de Evliya Çelebi'yi esas olarak alan ilk hocalarımızdan biridir Nurhan hoca. Evliya Çelebi dönemindeki çiçeklerle ilgili notlar çıkartmaya başlamıştık. Hasbahçe'nin yeni baskısında bir takım bilgileri kontrol etmek için ilgilendim. Çiçek yazmalarıyla ilgilenmem Nurhan hoca sayesinde oldu. Nurhan Atasoy hocam olmasaydı bu kitabı hazırlayamazdım.

İSLAM'DA ÇİÇEĞİN ÖNEMİ BÜYÜKTÜR

Kitapta dokuz çiçek yazması (Şükûfenâme) yer alıyor. İlk olarak çiçek kitabı yapma fikrine değinelim. Nasıl ortaya çıktı?

Osmanlı kültürüyle ilgilenirken çiçek yazmalar da ilgimi çekti. Nurhan Atasoy'un çalışmalarına Osmanlı kaynakları açısından yardımcı olmak için başlamıştım. Bundan birkaç yıl önce basılı hale gelmişti ama bazı nedenlerden dolayı basımı gerçekleştirilemedi. Burada günümüz diliyle nasıl ifade edilebilir ona dikkat ettik. Hiç olmazsa Osmanlı çiçek kültürü ile ilgili derli toplu bir kaynak olmuş oldu.

Osmanlı'da lale çok önemli bir yer tutar. Bunun yanı sıra ön plana çıkan başka çiçekler de var mı?

En başta lale, nergis ve fulya. Daha sonra sümbül gibi birkaç gül örneği de mevcut. Ancak ağırlıklı olarak lale bulunuyor. Bunun dışındakileri otçu kategorisinde yer alıyor.

Osmanlı'da şükûfeciler derneği kurulmuş. Burada ilgili kaynakları nasıl elediniz?

Daha önce çiçek kitapları yapılmış. Birbirinin tekrarı ve devamı olan kitaplar da mevcut. Fakat biz bunları seçerken en fazla nüshası olan birbirinden farklı olan yazmaları tercih ettik. 8 adet Şükufenameyi kitap haline getirdik. Mümkün olduğu kadar kütüphanelerdeki esas nüshaları bulup onlardan faydalanmaya çalıştık. İlginç olan şey tohumdan tohum üretme. Bunun çok eskilere dayandığını kaynaklarda görüyoruz.

Çiçek ve bahçeler padişahlar tarafından her dönem çok sevildi. Bu kadar önemsenmesinin kaynağında ne var?

Eski toplumlar genellikle bunu dini temelli açıklarlar. Osmanlı da Müslüman toplumudur. İslam çiçeğin önemine ağırlık vermiştir. Tabi kendilerine göre bir takım hadislerden kaynaklar alıntılanmıştır. Özellikle bilim adamları ve din adamları çiçeğe önem verirlerdi. Mesela Aziz Mahmud Hüdayi ile ilgili anlatılan çok güzel hikâyeler var. Dini temelli olduktan sonra dini inançla bu güzelliği birleştirdiğinizde kıymet kazanıyor. Bir de çiçek kültürü bir medeniyet meselesidir. Toplumlar ne kadar medeni ise o kadar güzellikler vardır. Osmanlı medeniyeti zirveye çıktığında çiçek sevgisi ve çiçek yetiştiriciliği de zirveye çıkmıştır. Yabancı seyyahların ifadesiyle 'Osmanlı'nın her tarafı bahçe ve çiçek'.

Padişahlara ve dönemlere göre ön plana çıkan çiçekler var mı? Genelde hangi çiçeği daha çok seviyorlar?

17-18 ve biraz da 19. Yüzyılın başına ağırlıklı olarak gelmiş. Sultan İbrahim zamanında şu-şükufeciler fermanla belirleniyormuş. Padişahlar özellikle hangi çiçeği tercih ederlerdi gibi bir şey söylemek zor. Ağırlıklı olarak lale seviliyor. 18. asırda dışarıdan bir takım lale çeşitleri getiriliyor. Girit lalesi onlardan biri… Ancak uğursuzluğa neden oldu gerekçesiyle bir süre sonra ortadan kaybolmuş. Kâğıthane, Manisa, Kıbrıs, Kırım ve İstanbul lalesi gibi çok çeşitli.

Osmanlı'da yetişen çiçekler bugün halen varlıklarını sürdürüyor mu?

Tabi. Bazen tür değiştirerek devam etmişler. Osmanlı'daki laleyi elbette bugün bulmak mümkün değil. Bizdeki kültür yavaş yavaş kaybolup Avrupa'ya geçmiş. Park ve bahçelerde yetiştirdiğimiz laleler Osmanlı değil Avrupa menşeli. Aşağı yukarı dört bin civarında lale ismi var. Bunların bin beşyüz tanesi köküne kadar tanımı yapılmış. Rengi, boyu ve dayanıklılığı ile ilgili her şey yer alıyor. İyi bir ressam bu tariflerden yola çıkarak rahatlıkla resmedebilir.

Lale devri nasıl etkiledi bu süreci?

Maalesef toplumlardaki tutucu unsurlar ayağa kalktığında harap edilmiştir. Bunların başında popüler tarihçilerin lale devri geliyor. Burada medeni bir gelişme var. Bir hamam tellağı çıkıyor her şeyi yakıp yıkıyor. Yıllarca kendimize gelemedik. Çiçek yazımı o dönemde biraz zayıflıyor. Ondan sonra tekrar başlamış.

ÇİÇEKÇİLİK GİDEREK GELİŞİYOR

Zaman ve imkanlar çiçekçiliği geliştirdi mi?

Osmanlı'nın alınmasından sonra Osmanlı'daki medenileşmek daha da gelişmiştir. Çiçekçilik ve bahçecilik ondan sonra gelmiştir. Gerileme döneminde hem bahçe hem de çiçekçilik konusunda gerileme başlamış. Ben İstanbul'a geldiğimde lale görmek için Emirgan'a giderdik. Şu anda her yer lale. Gelişim var.

Çiçeği bana büyükbabam sevdirdi

Ülkemizin en önemli sanat tarihçilerinden biri olan Prof. Dr. Nurhan Atasoy'un Türklerin çiçek sevgisini anlatan Hasbahçe: Osmanlı Kültüründe Bahçe ve Çiçek, 15. Yüzyıldan 20. Yüzyıla Osmanlı Bahçeleri ve Hasbahçeler isimli kitapları bulunuyor. Nurhan Hoca, çiçek kültürüne çok önem veriyor ve bu alanda çalışılması gereken da çok kaynak olduğunu söylüyor. Osmanlı Çiçekçileri ve Çiçekleri kitabına danışmanlık yapan Atasoy'la çiçeklerin önemi üzerine konuştuk...

Kitabın danışmanlığını yaptınız. Çiçek merakınız nereden geliyor?

Danışmanlığa pek ihtiyacı yoktu. Sadece karışmanlık yaptım. (Gülüyor) Çiçeği sevmeyi büyükbabamdan öğrendim. Daha ilkokul öğrencisiyken bana gül aşılamasını o öğretti. Büyükbabamın evinin bahçesinde şimdi göremediğim kahverengi şebboyları hatırlıyorum. Oradaki çiçeklere büyükbabamın bakışını hatırlıyorum. Sokağın iki tarafına ağaçlar dikmişti. Çocuklara ve torunlara kova ile su taşıtırdı. Arkadaşlarımızın bazıları bizimle alay ederlerdi. Fakat büyükbabam bir de bize bir şey öğretmişti. İyi bir şey yaptığınızda kim ne derse desin utanmayacaksınız. Ben o yüzden bir şey yaptığımda başkalarına komik de gelse utanmam.

Osmanlı dönemi çiçekçiliği ile ilgili kitaplarınız da var. Bu konuda yazan fazla kimseye rastlanmıyor neden?

Bahçe kitabını yaptım. Ben kitaplar yaparak o konuyu bitirmiş olmuyorum. Yolu açıyorum. Arkadan gelecek gençlerin daha kapsamlı daha güzel kitaplar yapsınlar. Seyit Ali benim bütün çalışmalarımın arkasındaki kahramandır. Bu çalışmayı yaptı. Bu çalışma yine benim kitabımın çerçevesinde çok küçük kalan bir şeydi. Seyit Ali bu kadar çalıştı ve emek verdi. Bu yazmaların dosdoğru çalışılıp Türk halkına sunulması gerekiyor. Hasbahçe kitabım böyle bir kitabın yazılmasına yol açtı. Bunun gibi daha nice kitapların çıkması gerekiyor.

ESKİDEN İLGİ AZDI

Sizin döneme dair dikkatinizi çeken şey nedir?

Türklerin çiçek sevgisi çok önemli. Bu çalışmalara başladığım sıralarda çiçeğe çok önem verilmiyordu, ilgi azdı. Bu zarafeti tekrar ne zaman kazanabiliriz diye üzülüyordum. Ama geçen süreç içinde bunun tamamen değiştiğini hakikaten çiçeğe ilgi duyulduğunu, sevildiğini ve bu konuda inanılmaz bir aşama katettiğimizi görüyorum. Hele İstanbul'un bir bahçe oluşu beni son derece mutlu ediyor. Bu yollarda bu kadar güzel çiçekler görmeyi hayal bile edemezdim. Yabancılara karşı da hep söylediğim İstanbul'un bu bahçe karakteri hiç başka bir şehirde yok. Lalenin boynu bükük değil aksine dikildi. İstanbul'da lale tekrar değerlendi.

İngiltere'nin bahçeleri de meşhurdur…

Evet. İngiltere'de çok bulundum. Özellikle parklarına çiçekleri görmek için giderdim. Şimdi İngiltere'ye gitme ihtiyacı hissetmiyorum. Yapanların ellerine sağlık.

Osmanlı'dan çiçek hakkında ne öğreniriz?

Çiçek sevgisini bir defa bilimsel çalışmalara oturtturmamız gerekiyor. Çiçek sevgisi Türklerde nasıl gelişmiş bunun araştırmasını yapmamız gerekiyor.

Osmanlı'daki çiçekçiliğin zirvesi hangi döneme rastlar?

Kanuni Devri Osmanlı'nın çiçek ve bahçe devri olarak kabul edilir. Sadece zenginlikle ilgili değil medeniyet seviyesiyle ilgili değil. Kanuni devrinde İstanbul'da 16 yüzyılda 200'den fazla çiçekçi dükkânı var. Köklü değil kesilmiş çiçek satan yerler mevcut o yıllarda. Bu çiçeğin bir toplum içindeki yerinin en güzel göstergesidir. O zaman bunu bilmiyordum. Biz çiçekçi dükkânları açmış bir milletin çocuklarıyız.

ALLAH'A İNANMAYAN ÇİÇEKLERE BAKSIN

Oysa lale devrinde zirveye ulaştığı söylenir. Neden?

Lale devri 19 yüzyılın adıdır. Ahmet Refik yapmış vermiştir. O devirdeki şaşa ve gösteriş vardır. O devir de çok önemli bir devirdir. Çok yenilikler denenmiştir. O bakımdan çok önemli. Fakat Kanuni devrinde her şeyin ilki yaşandı.

Sizin çiçek merakınız ne düzeyde? Mesela evinizde çiçek yetiştiriyor musunuz?

Çok seviyorum. Evimde çiçek yetiştiriyorum. Orkideyi severim. Evimin arka balkonunda çok çiçek bulunurdu fakat iyi bakamıyorum. Salonumda pencere önünde güzel orkidelerim var. Yabani çiçeklerin içinde mavi renginde mineler vardır. Çoban çiçeğidir onlar. Onlara bile bayılırım. Mor menekşe mesela... Her biri benim için çok özel ve güzel. Allah'a inanmayan biri çiçeğe baksın. Ben hakikaten onu da hissederim. Sanki Allah'ın yarattığı güzellik diye heyecan duyarım.