Türk sofra adabının ve kültürünün bana kazandırdıklarını, izlediğim vasat bir yemek programıyla kaybetmeyeceğime emin olduğum halde içimden geçen korkularla birlikte “Yemekteyiz” isimli programını izlemeye başladım. İlk başlarda Türk Mutfağı açısından aslında olumlu ve öğretici bir yemek programı olabileceğini düşünmeye başlasam da, programlara katılanların yemek yapmaya başlamasıyla bir anda tüm fikrimin değiştiğini fark ettim.
ANA YEMEK DEDİKODU
Programda, yemek yerine birbirlerini yedikleri dakikalarda, acı acı gülmeye başladım. Aslında ağlanacak halimize güldüğümü bilsem de izlemeye devam ettim. Sofra başında geçen her dakika yeni bir kavgayı, eleştiriyi getirmekte. Bırakın Türk Sofra kültürüne yakışmayı, karşılaştırılmayacak kadar vasat bir etkinlik. İnsanların ev sahibine yaptığı eleştirileri dinledikçe durumun ne kadar kötü olduğunu daha da iyi anladım. Yemekle, yemeğin kalitesiyle, sunumuyla ilgilenen yok. Gelen misafirler, masadaki şamdandan, ortada duran çiçeğin rengine kadar, ilgisiz konularla ev sahibini eleştiriyorlar, eleştirmekle kalmayıp, işi kavga derecesine kadar getirebiliyorlardı. Sofra ve misafir kültürümüze göre 'misafir umduğunu değil bulduğunu yer'. İşte bu atasözünün mezkûr programda oldukça es geçilmiş bir cümle olduğunu; gelen konukların 'Yemeği beğenmedim, aç kaldım' demesi ile de unutulmuş olduğuna kanaat getirdim.
SOFRA ADABI NEDİR BİLEN VAR MI?
Bizim kültürümüzde sofranın önemini ve verdiğimiz değeri yemeğin bizler için nimet olduğunu düşündükçe de, programdaki yarışmacılara ve onları ve seyredenleri ekranlara mahkûm eden program yapımcılarına duyduğum hisseleri tarif edemeyeceğim... Bu programın içeriğinde en azından bizim sofra adabımızla ilgili unsurlarından bahsedilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Bir toplumun bozulmasının ve dejenere edilmesinin en kolay yolu, o toplumun yemek kültürüne el atıp, değiştirmeye çalışmaktan geçer. Bu programın bizim sofra kültürümüze yaptığı da bu olsa gerek. Türk mutfağının inceliklerini geçtim, sofrada uyulması gereken hiçbir kural bu programda yok. Sofraya oturulmadan önce ellerin yıkanması, herkesin yemeği kendi önünden yemesi, tabağına sadece yiyebileceği kadar yemek alması v.b. gibi birçok kuralın uygulanmadığına da gördüm.
Yemek kültürü yok oluyor
Geçtiğimiz hafta Arman Kırım Hocam yazdığı yazıda aslında ne kadar vahim bir durumda olduğumuzu şu cümlelerle bize anlatmıştı. “Bence bu program bize çok net, çok gerçekçi olarak toplumun çoğunluğunu oluşturan orta sınıflardaki yemek kültürünün nasıl yok olmakta olduğunu, yemekle ilgili bir birikimin nasıl artık esamesinin bile okunmadığını ve sofra adabı gibi rafine konuların evlerimizden nasıl uzaklaşmış olduğunu dehşetle sergiliyor. Gastronomi ve yemek merakının zar zor geçinen kitlelerde olmasını zaten bekleyemezsiniz. Gurmelik, yemek meraklılığı gibi konular, gelir olarak temel geçinme seviyesini aştıktan sonra gelişir. Toplumun yemek ve mutfak kültürünü ise en iyi bu geniş orta sınıfı yansıtır. Zaten işin vehameti de burada.” Dünya'nın en büyük üç mutfağından birisi olan Türk Mutfağı ile ilgili, bu programda alakalı pek bir şey olmaması oldukça düşündürücü. Ne diyeyim… Gerçek Türk sofra adabının anlatılacağı programlar görmek dileğiyle...