'Mış' gibi yapmayan şair

"İsmet Özel Şiire Damıtılmış Hayat" kitabıyla İsmet Özel'i tüm yönleriyle anlatan İbrahim Tüzer, onu “karşı oluşların şairi” olarak tanımlıyor. Özel'in benimsemiş olduğu şiir anlayışının temelinin emek, şiir işçiliği ve sahiciliğe dayandığını söyleyen Tüzer, şair olmanın göründüğü kadar kolay olmadığını ifade ediyor.

'Mış' gibi yapmayan şair

İbrahim Tüzer, İsmet Özel'in şiirini, hayatını, yaşamına yöne veren düşünceleri, "İsmet Özel Şiire Damıtılmış Hayat" kitabında ayrıntılı olarak ele aldı. Tüzer, İsmet Özel'in , ilk şiirinden son şiirine kadar sadece "insanı" ve onun "beşeriliğini" söz konusu etmekle kalmayıp, "insan"ın ve "beşer"in yerine kendi "Beni"ni koyduğunu söyleyen Tüzer, Özel'in benimsemiş olduğu şiir anlayışının temelinin emek, şiir işçiliği ve sahiciliğe dayandığını vurguluyor.

İlk şiirinden son şiirine kadar İsmet Özel nasıl bir şiir anlayışı benimsiyor?

İsmet Özel, merkezine insanı tema edinen ve bu terkibin yapıp edebilirlilik sınırlarını yoklayan şiir anlayışını yerleştiriyor; bilinçli olma haline ve farkındalık sürecine hamletme niyeti içerisinde bulunan insanın uğrak verdiği duraklarda soluklanıyor; şiirinin mayasını da bütün yaşanmışlığıyla, çıplaklığıyla, cesaretiyle, zedelenmişliyle yine insana ve onun dünyasına ait hususiyetler oluşturuyor. Sözünü ettiğimiz durum, Türk Edebiyatı içerisinde özellikle II. Yeni şairlerinin 1950'li yılların ortasından 1960'ların başına kadar ortaya koydukları metinlerle iyice belirginlik kazanıyor. Şüphesiz öncesinde münferit olarak insanı ve onun dünyasına ait duygu değerlerini konu edinen şairler var. Fakat bu durumun bilinçli bir şekilde kullanılarak "Modern Türk Edebiyatı"na esaslı bir katkısı, ifadeye çalıştığımız şiir oluşumunun örnek metinleriyle mümkün oluyor. Burada önemle ayırtına varılması gereken husus, şiirlerini II. Yeni şairlerince oluşturulan çevrede kaleme almaya başlayan İsmet Özel'in bu sürece olan katkısının anlaşılmasıdır. Özel, ilk şiirinden son şiirine kadar sadece "insanı" ve onun "beşeriliğini" söz konusu etmekle kalmamış tırnak içerisindeki "insan"ın ve "beşer"in yerine kendi "Beni"ni koymuştur. Özel'in şiir serüveni içerisinde tüm gerçekliğiyle, tüm çıplaklığıyla, tüm insanîliğiyle ve zedelenmişliğiyle yer alan "insan", şairin kendi "Beni"nin, kendi yaşanmışlıklarının birer ifadesidir. Bu metinlerdeki "ben"den hareketle bize ulaşan, beşerî yanlarımıza dokunan ve bütün yalınlığıyla kendimizle, zaaflarımızla, dünyada bulunuyor olmamızla yüzleşmemize neden olan bir "bağ" söz konusudur. İsmet Özel'in "Modern Türk Şiiri"ne katkısı işte bu noktada ortaya çıkar. Şair, meydana getirmiş olduğu metinlerle sözüne ettiğimiz "bağ"ın kuvvetlenmesine çok önemli katkı sağlamıştır. Şairin 1963 yılından itibaren oluşmaya başlayan şiir evrenindeki açılım ve genişleme de bu yolla meydana gelmiş; hayatıyla birlikte Özel'in şiir evreninin sınırları ve tema değerleri de genişlemiştir. Bizim de çalışmamıza "Şiire Damıtılmış Hayat" dememizin sebebi budur. Şiir kaleme almaya başladığı dönemden itibaren kendi poetikasını da oluşturmaya çalışan İsmet Özel, öncelikle şiirin özüne ve estetiğine uygun olarak bireysel odaklı şiirler yazar. Bu noktada en önemli dayanağı, zihinsel işleyişi tamamen serbest bırakıp ortaya çıkanı bilinçli bir düzene sokarak, şiirin sınırlarına dâhil etmektir. İsmet Özel'in şiirlerinin oluşum süreci göz önünde bulundurulduğunda "Partizan" şiiriyle başlatılabilecek yeni bir safhadan söz edilebilir. "Geceleyin Bir Koşu" kitabını dolduran bireysel duyarlılıkla kalem alınmış şiirlerin dışına çıkarak toplumsal olana yönelmeye başlayan şair, bu evredeki şiirlerinde de kalkış noktası olarak yine Beni'ni seçer. Fakat toplumun kendisine dayattıklarına karşın, hayatı kendi varlık alanıyla karşılamaya çalışan Ben'in bu seferki dayanağı, sadece çocukluğa ya da geçmiş yaşantılara ait bir takım anılar değil, bizzat içinde yaşanılan hayatın kendisidir. Radikal imajların lirizmle başarılı bir biçimde buluşturulduğu bu dönemdeki şiirler, dünyada bulunuşunu ve çatısı altına girdiği ideolojisini karşılaştığı metinlerle onaylama eğiliminde olanlardan ziyade, bir rahatsızlık/"farkındalık" dolayısıyla hayat içerisindeki ve herkeslerin yanı başındaki konumunu sorgulama ihtiyacı içinde olanlara yönelik olarak belirmektedir. Özel'in benimsemiş olduğu şiir anlayışının temelinde ifadeye çalıştığımız hususun yanında sadece emek, şiir işçiliği ve sahicilik vardır. Şiirinin mayasını da bu sahicilik oluşturmaktadır.

Özel tüm yönelimini şiir merkezli yaşıyor. Bu bağlamda İsmet Özel'in şiirini besleyen kaynaklardan en önemlisi dünya görüşü diyebilir miyiz?

Evet, İsmet Özel'in şiirini besleyen kaynakların en önde geleni dünya görüşüdür. Fakat bu dünya görüşü, herhangi bir ideolojinin basmakalıp sınırları içerisinde sıkı sıkıya muhafaza edilmiş insanın zihinsel gelişimine ket vuran bir olgu değil, tam aksine şairin çocukluğundan bu yana geliştirerek devam ettirdiği hayat karşısında "diri" ve "ayık olma" halidir. Bu hali çalışmamızda "antikonformist tavır" ve "sahicilik arayışı" olarak adlandırmış ve yine Özel'deki bu durumun hayatıyla şiirinde kesişen noktaları üzerinde durmuştuk. Şairdeki bu durum tam anlamıyla bir "tavır"dır. Bir karşı oluş halidir. Neye karşı? Hayattaki mecbur bırakılmışlıklara, zoraki kabullere ve sahicilikten uzak "mış gibi" yaşamlara karşıdır. Özel'deki bu "tavır", kendi "Beni"nden hareketle insanlara yapılan bir tür "kendilik çağrısı" olarak belirmekte ve insanların toplumsallaşmadan, herkesleşmeden bireyselleşme yolunda önemli kazanımlar elde etmesine yönelik olarak ortaya çıkmaktadır. Şair tüm hayatı boyunca bu bilinci yitirmemek üzere mücadele vermekte; şiirlerine de bu tavrın imajinatif söyleyiş biçimini yansıtmaktadır. İsmet Özel'in bu hususiyeti, soru sorulmadan yalınkat kabul edilen ideolojilerin yerine insanın var oluşunu temel alan endişelerle birlikte düşünüldüğünde daha anlamlı hale gelmektedir. Buradan hareketle özellikle "Evet, İsyan" ve "Cinayetler Kitabı"nda bir araya getirilen şiirlerin ontik yapısının da göz ardı edilmemesi gerekmekte; bu şiirlerle varoluşsal endişeyi taşıyan bir ergenin "sahicilik" arayışı içerisinde bulunarak hayatı kendi için dokunulur kılma gayreti akılda tutulmalıdır. Özel, ilk şiirlerini kaleme aldığı ve bir ergen olarak bireysel varlık alanına yöneldiğinde de Beni'yle konumlanabileceği bir hayat bulamamış, bunun bir sonucu olarak da arayışını öncelikle çocukluğa ait anıların anlam dünyasını daha sonra da zedelenmişliklerini yücelterek ortaya koymuştur. "Geceleyin Bir Koşu"da beliren şiirler bu ben'in arayışıdır. Daha sonra bu ben'in hem şiirsel hem de kişisel dünyasında, yaşanılan hayat içerisindeki yanlışlıkların ve eksikliklerin düzeltilebilmesi için "sosyalist" duyarlılıkla belirginleştirdiği bir tür "sorumluluk" söz konusudur. Hayatı bütünüyle kavramaya çalışan bu "bilinç", kişisel yaşantısında ve toplumsal ilişkilerinde "sahiciliğin" arayışı içerisinde olmuş, bunun bir sonucu olarak da "huzursuzluğu" yaşamaktan kurtulamamıştır. "Evet, İsyan"da beliren şiirler, bu ben'in arayışının birer yansıması olarak da okunabilir.

Hayatında ve şiirinde bir sonraki durak olarak kabul edebileceğimiz "Cinayetler Kitabı"na gelindiğinde ise yaşanmışlıklardan ötürü, dünyayı ve tüm ilişkilerini sorgulamak durumunda kalan bu ben'in huzursuzluğu artarak devam etmiş ve arayış, tekrar bireysel merkezli olmaya başlamıştır.

İsmet Özel şiirleri kadar siyasal arayışlarıyla ilgi uyandırıyor ve birçok tartışmanın ortasında yer alıyor. Bu bağlamda İsmet Özel şiirinin de keskin dönemeçlerden geçtiğini söyleyebilir miyiz?

Şair, sosyalist çevreden kopup Müslüman dünya görüşüne bağlandıktan sonra da varlıkla ilgili en önemli problemini halleden bir ben'in sahibi olarak, söz konusu olan "sahicilik" için "antikonformist" tavrını devam ettirir. Özel'in ilk üç şiir kitabında da gerek bireysel gerekse toplumsal kaynaklı olarak devam eden baştan beri sözünü ettiğimiz bu tavır, şairin tüm şiir evreninde bir tür şiir yazma dürtüsü olarak belirmektedir. Nitekim "Altmış sene yaşadım bir tek anım bile yok" diyen Özel'deki dünyayı bu tarz algılayış biçimi, bugün de içinde bulunduğumuz zaman diliminde şiir yazmaya devam eden kendisine kaynaklık etmektedir. 2003 yılından sonra yazdıklarını "Of Not Being A Jew" isimli kitapta bir araya getiren İsmet Özel'in bu metinleri, yaşadıklarının ya da yaşamaya mecbur bırakıldıklarının kendi bireysel dünyasında karşılık geldiği yerden doğmakta, kimi yerde "anlaşılamamış olma"nın verdiği bir tür huzursuzluk, kimi yerde insanların sıradanlaşmışlıklarını açık etme, kimi yerde de ironiyle karışık bir tür kırgınlık olarak belirmektedir. Dolayısıyla Özel'in şiirinin keskin dönemeçlerden geçtiğini, her dönemeçten sonra başkalaşarak şiir dilinin, kelime dünyasının ve şiiri algılayış biçiminin değiştiğini söylemek mümkün değildir. Şair aynı şiir çizgisi üzerinde gelişerek devam etmiştir.