Mitolojik yaratık Congolos’u tanıyorum

Şimdiye kadar Ortadoğu’daki deneyimlerini okuyucuyla paylaşan Samet Doğan, bu kez fantastik bir dünyanın kapılarını aralıyor. Çocukluğumun canavarı dediği Congolos’u, “Aslında çok yakından tanıdığım bir kötü ruh. Çocukluğum bu kötü ruhun anlatılarıyla geçti. Tüm kış aylarında babaannem Congolos hikayeleri anlatırdı. Daha sonra bunun Türk sözlü kültüründeki büyük bir mitolojik yaratık olduğunu öğrendim.” diyor.

Hatice Saka
Samet Doğan

Samet Doğan, Suriye’de eğitim hayatını sürdürürken gazeteciliğe adım atmış. Edebiyata da ilgi duyan genç gazeteci, Suriye’de insan hikayeleri biriktirmeye başlamış. “Cuma Günü Uçmayan Kuş” adlı ilk kitabında ise bu biriktirdiği insan hikayalerini yansıttı. Doğan, Suriye savaşını bir Türk gazetecinin gözünden, edebi bir dille anlatmayı başarmıştı. Bu dili yakalamasında ise , Suriye’den, Irak’a, Yemen’den Libya’ya kadar pek çok savaş bölgesinde görev yapmasının büyük etkisi var. Genç yazarın, yeni kitabı Congolos ise diğerinden epey farklı. Bu kez yepyeni bir alana yelken açıyor. Hem İslami değerleri, hem geleneksel Türk mitlerini, fantastik bir kurguyla iç içe geçirmeyi başarıyor. Üstelik bunu yaparken de okuyucunun merakını diri tutmayı başarıyor.

https://image.piri.net/resim/imagecrop/2019/05/18/11/19/resized_7771d-6472ee79congolos.jpg

BABAANNEM ANLATIRDI

“Congolos” bu isim ilk başta bir çoğumuza hiçbir anlam ifade etmeyebilir. Ancak Samet Doğan’ın son kitabını okuyunca bu kavramın kültürümüzün içinden geldiğinin ayırdına varacaksınız. Türkler’in kayıp cini olarak bilinen Congolos’u bir de Doğan’dan dinleyelim: “Aslında çok yakından tanıdığım bir kötü ruh. Çocukluğum bu kötü ruhun anlatılarıyla geçti. Tüm kış aylarında babaannem Congolos hikayeleri anlatırdı. Daha sonra bunun Türk sözlü kültüründeki büyük bir mitolojik yaratık olduğunu öğrendim. Zaman içerisinde bunun üzerine bir roman yazma fikri kafamda oluşmaya başladı.”

KAYIP CİNE DÖNÜŞMÜŞ

Genç yazar, Kur’ân-ı Kerim’den ayetleri ve mistik öğeleri bir arada yer vermesini ise şöyle açıklıyor: “Aslında kitapta modern zamanlarda kötü ve iyi kavramlarını mistik bir olay kurgusu üzerinden anlatmaya çalıştım. Elbette şaman kültüründen günümüze gelen pek çok şeyi romanda kullandım ama bir şekilde Türkler İslamiyet’e geçtikten sonra bunların da yapısı değilmiş. Mesela Congolos kötü ruhken, kayıp cine dönüşmüş. Hal böyle olunca hem ayetleri hem de tuhaf fantastik olayları kullanmak sorun teşkil etmedi.”

KÖYLÜNÜN METRAPOLÜ ANLAMA HALİ

Romanın başkahramanı Kadir, köyünde kendi dünyasında yaşamanı sürdürür. Onun dünyası sıradan değildir. Büyüklerinden dinlediği hikayeleri ve şahit olduğu olağanüstü olayları tam kafasında oturtmamışken şehre düşer yolu. Bu karmaşık dünyada kendine tanıdık gelen hiçbir şey yoktur. Onun için köpek gezdirerek para kazanmak bile başlı başına büyük bir handikaptır. Samet Doğan’a bu karakterin köylü-kentli çatışmasını yansıttığını söylüyor ve şöyle devam ediyor: “ Karakterimiz çatışmadan çok, kavramaya çalışan biri. Aslında fantastik bir kitapta beklenmeyen bir şey ama bana en çok keyif veren yer de burası. Gerçekliğin, yani bir sosyolojinin içerisindeki fizik ötesi olaylar… ”Kadir, köylünün metropolü anlamaya çalışmasının ete kemiğe bürünmüş hali olduğunun altını çizen Doğan, “Çünkü bugün büyük şehirlere yığılma görüyoruz. Tartışmaya çalıştığım şey, bu tıkış tıkış şehirlerde yaşamak uğruna insanların neden yurtlarını ve topraklarını terk ettiğiydi. Günümüzde çokça konuşulan mesele.” ifadelerini kullanıyor.

DEVLET YÖNETMEK VE SAVAŞMAK

“Türkler iki şeyden anlar evlat, birincisi devlet yönetmek , ikincisi de savaşmak. Bizim bildiğimiz başka şey yok zaten. “ bu sözlerin Türklerin sanat ve bilime yönelmediğini çıkarmak ne kadar doğru olur. Doğan , aslında bu cümle ile her milletin bir karakteri olduğunu anlatmaya çalıştığını söylüyor ve şöyle devam ediyor: “Kimi toplumlar teknolojide, kimisi sanatta çok ilerde. Bizim de sanırım bin yıl boyunca en iyi yapabildiğimiz şey. Bugün hala mimarimizin veya sanatımızın ne durumda olduğu ortada zaten. ” Fantastik roman sevenleri ilginç kurgusuyla yakalayan roman özellkle gençlerin ilgisini çekeceğe benziyor. Doğan, “Bir şeye inanmaya başladığında sonunun hüsranla sonuçlanacağını bilse bile peşinden gitmekten alıkoyamıyordu.”diyen roman kahramanı gibi hayal kırıklıklarının ruh halini başkalaştırdığını dile getiriyor. Anadolu, kent, köy, mistik ve fantastik bir dünyanın kapılarını açan Congolos’un , adı kadar anlattığı hikaye de sizi başka bir boyuta taşıyacak.

  • Samet Doğan, üretmeye ve yazmaya devam edeceğini belirtiyor. Üzerinde çalıştığı son romanını ise şöyle anlatıyor: “Yeni bir roman daha yazmayı düşünüyorum Yemen’de geçen bir aşk hikayesi üzerine. Yemen’deki son savaşın da içinde olduğu bir roman olacak. Ve yine gerçek hikayelere, kendi anılarıma dayanacak.”