Motifler bu kez doğal ipliklerle hayat buluyor

Sanatçı ve akademisyen Dr. Zeynep Öztürk, yeni sergisi “Geçiş” ile tuvallerini ve fırçalarını bir kenara bırakarak kumaşları ve iplikleri ele alıyor. Öztürk, “Resimlerimde görmeye alışık olduğunuz motifler bu kez doğal ve sürdürülebilir ipliklerle hayat buluyor” diyor.

Latife Beyza Turgut
Dr. Zeynep Öztürk, 2013 yılında ilk kişisel resim sergisi “Motif lerin Yanılsaması”nı açmış, 2015 yılında “Bakarken” isimli ilk şiir kitabını yayımladı. 2022 yılında üçüncü kişisel sergisi ve ikinci şiir kitabı “Bakarken II”yi sanatseverlerle buluşturan Öztürk,Bubi, Devrim Erbil, Kojo Marfo, Emrah Yücel, Orhan Umut, Ezgi Güneştekin, Şahin Demir, Erkut Terliksiz, Neriman Oyman ve Durmuş Bahar gibi sanatçılara da küratörlük yapmıştır.

Sanatçı ve akademisyen Dr. Zeynep Öztürk, yağlı boya ve fırçalarla çıktığı sanat yolculuğunda bu kez izleyici karşısına özel dokunmuş kumaşlar ve doğal ipliklerden tasarlayıp hazırladığı tablolarıyla çıkıyor. “Geçiş” ismini verdiği sergide sanatın ilmek ilmek dokunduğu birbirinden farklı 15 çalışma yer alıyor. Yıllardır yağlı boya tekniğiyle Anadolu’nun kilim motiflerini, çiçeklerini stilize ederek eserlerine taşıyan Öztürk, dördüncü kişisel sergisi “Geçiş” ile tekstil kökeninin izlerinden beslenerek üretim pratiğinde yeni bir döneme adım atıyor. Yüksek lisans ve doktora çalışmalarındaki alanı Osmanlı kaftanlarının üzerindeki bitkisel motiflerin doğal ipliklerle dokunmasıyla geleneksel desenleri yeniden yorumlayan Öztürk, tekstilin doğal kumaşlarını ve aksesuarlarını sanatsal bir anlatım dili hâline getiriyor. Sergide, klasik tuvaller yerini doğal ipliklerle dokunmuş kumaşlara, boyalar ise doğal ipler ve farklı materyallere bırakıyor. Öztürk, “Birden bire yağlı boyalarımı, tuvallerimi, fırçalarımı bırakıp kumaşlara dönüşüme sebep aslında bu sergi. Bu sergide beni sanat camiasının tanıdığı kimliğimden farklı bir kimliğe geçişimi göreceksiniz. Oysa benim için aslında bu bir geçiş değil ben tekstilden hiç kopmadım. Hem akademik görevimle tekstilin hep içerisindeydim. Ama bunu sanatlı kimliğimle ilk kez harmanlıyorum. Kendi alanımı sergilemiş, ana branşımı sergilemiş olduğum bir senelik bir emeğin karşılığını bugün burada sanatseverlerle buluşturuyoruz” diyor.

Motifler bu kez kumaşta hayat buluyor

“Biliyorsunuz, akademik olarak da çok sevdiğim bir görevim var. Uzun yıllardır Marmara Üniversitesi Eğitim Fakültesi Tekstil ve Moda Tasarım Bölümü’nde dersler veriyorum. Yüksek lisansım da Tekstil ve Moda Tasarım Bölümü’ndeydi. Doktoramı da yeni aldım. Onun mutluluğu içerisindeyim” ifadelerini kullanan Öztürk, kendini sanatçı bir öğretmen olarak tanımlıyor. 12 yıl sonra aftan geri dönerek tamamladığı doktorasının ardından “Pes etmiştim, resimlerimle öğrencilerimle mutlu bir hayat yaşıyordum. Fakat okuldaki hocalarımın ve arkadaşlarının ısrarıyla afla geri döndüm ve doktoramı tamamladım” diye konuşan Öztürk, sanatçı kişiliğinin yanında bundan sonra akademik yolda da kariyerine devam edeceğini anlatıyor: “Akademideki branşım tekstil ve moda tasarımı olunca benim kumaşlarla bir şeyler yapmam gerekiyor diye düşündüm. Aslına bakarsanız bu sergi benim akademik bir sergim. Bu sergide malzemesi yağlı boya değil, kumaşlar. Resimlerimde görmeye alışık olduğunuz motifler bu kez doğal ve sürdürülebilir ipliklerle hayat buluyor. “Tekstil ve Moda Tasarım yüksek lisansımı 16. ve 17. yüzyıl Osmanlı kaftanları üzerine hazırlamıştım. Doktora tezimde de yine aynı yüzyıllarda kullanılan Osmanlı kaftanları üzerindeki bitkisel motifleri araştırdım. Onları doğal, sürdürülebilir ipliklerle günümüze uyarlamaya çalıştım. Doktora tezim bunların kullanılabilirliği, sürdürülebilir dönüştürülmüş iplerin sağlamlığına kadar yani tekstil mühendisliği alanlarına varıncaya kadar geniş bir konuyu kapsıyordu” açıklamasını yapan Öztürk hazırladığı bu dokumaların yeni sergisine ilham olduğunu söylüyor: “Bizim kültürümüz zaten çok zengin. Ben de en güzel yerinden yakalamışım. Madem ben bu kumaşları dokuttum, neden farklı motiflerden de ekstra doğal ipliklerle dokumalar yaptırmayayım? Tezimde kullandığım kumaşlar dışında kendi raportlarını -bir motifin kumaş yüzeyi üzerindeki tekrarıdüzenlediğim ekstra kumaşlar da dokuttum. Bunların içinde 16. ve 17. yüzyıldan ilham aldığım taç motifler, karanfiller var. Sürdürülebilir ipliklerle dokunan bu benim yeni yöntemle tasarladığım Osmanlı kaftanları üzerindeki motifli kumaşların üzerine yine doğal ipliklerle dokusal formlar oluşturdum ve motifleri deformasyona uğrattım. Zeminde dokunan kumaş kullandım onun üzerindeki motifi deformasyona uğratırken de yine doğal iplikler kullandım.”

Geçiş’ten sonra Dönüşüm gelecek

Sergide tekstil kökenini bugüne kadar yapmış olduğu tüm eserlerine yansıtan Öztürk; bu kez deformasyona uğrattığı bitkisel motifleri, günümüz tekstilinde çok gündemde olan sürdürülebilirlik ile de buluşturuyor. Sergisinde, geleneksel kimliği modern sanat anlayışıyla buluşturan sanatçı, Anadolu’nun zengin kültürel mirasından besleniyor. Öztürk, bitkisel motifleri deformasyona uğratarak geçmiş ve gelecek arasında bir köprü de kuruyor. “Geçiş” ismindeki bu sergiyi mart ayında “Geçiş 2” olarak yeni bir sergiye dönüştürmeye hazılandıklarının da müjdesini veren Öztürk, “Gelecek sergiyi D&G Art Gallery’de sanatseverlerle buluşturacağız. Daha sonra da ‘Dönüşüm’ ismini verdiğimiz bir sergiye daha hazırlanıyoruz. Orada da brokar kumaşlar, chanel kumaşlar üzerine tamamen soyut çalışmalar ve farklı dokular göreceğiz. Geleneksel değil daha modern formlarla karşılaşacaksınız. “Geçiş” sergimiz ise 24 Şubat’a kadar The Best Art Gallery’de sergilenmeye devam edecek. Elbette tüm sanatseverleri sergimize bekliyoruz” diyor.