Nejat Baba hem tiyatronun hem de evinin direği

Bu Babalar Günü'de hem Türk tiyatrosunun hem de ailesinin temel direği olan Büyük Usta Nejat Uygur'u ziyaret ettik. İki yıldır kısmi felç rahatsızlığıyla hayatını devam ettiren Uygur'un eşi ve çocukları bir an olsun yanından ayrılmıyor

Şamil Kucur
Nejat Baba hem tiyatronun hem de evinin direği

Bizim geleneksel aile yapımıza sonradan dâhil olsa da Babalar Günü'nü her yıl kutlayarak benimsediğimiz günlerden oldu. Bu Babalar Günü'nde ömrü boyunca Türk tiyatrosuna hizmet etmiş, tüm ailesiyle defalarca aynı sahneyi paylaşma mutluluğunu tatmış büyük bir tiyatro adamını ziyaret ettik.

Tiyatro sahnesini ailesine yuva yapan Nejat-Necla Uygur çiftinin çocukları da her biri ayrı bir şehirde, yollarda, turnelerde dünyaya gelmiş. Bu belki zevkli ve mutluluk verici gibi görünse de zaman zaman zorlukları da içinde barındıran bir sanat hayatı olmuş baba Nejat Uygur için.

İki yıldır kısmi felçli olarak hayatını sürdüren Nejat Uygur'u yarım asır boyunca aynı yastığa baş koyduğu fedakâr ve vefakâr eşi Necla Hanım ve çocukları bir an olsun yalnız bırakmıyor. Nejat Uygur, 10 Eylül 2007'de Ankara'da 'Cibali Karakolu' adlı oyununu sergiledikten sonra İstanbul'a dönerken, beyin damarlarında oluşan tıkanıklık nedeniyle vücudunun sol tarafı kısmi felç olmuştu. Uzun süre tedavi gördükten sonra taburcu edilmişti. Hastanede Başbakan Erdoğan, Deniz Baykal ve Süleyman Demirel'in de ziyaret ettiği Uygur, bugün evinde 57 yıllık kader birliği ettiği Necla hanımın refakatinde hayatını sürdürüyor.

ÇOCUKLAR TURNELERDE DOĞDU

Öğretmen anne ile subay bir babadan 1927 yılında Kilis'te dünyaya gelen Nejat Uygur, hayatının her anında insanları güldürmekten mutlu olan bir insan. Daha tiyatroya başlamadan önce de askerlik de dâhil, insanları güldürme tutkusu ile zaman içinde kendisini tiyatro ve turnelerin içinde buldu. Öyle ki eşi ve çocukları da dâhil sahne ve turne ile iç içe oldu. 47 yıl önce evlendiği Necla Uygur'la düğünden hemen sonra turneye çıkarak Anadolu'yu karış karış gezdi. Çiftin çocukları Süheyl, Süha, Ahmet, Kemal ve Behzat da bu turnelerde dünyaya geldi. Çiftin 5 erkek çocuğundan Behzat ve Süheyl de işte bu turnelerde tiyatro virüsü kapmış olacaklar ki, baba mesleğini sürdürüyorlar.

ÇOCUKLARI HEP YANINDA

Yıllarca babasının değişmeyen yoğunlukta çalıştığını söyleyen tiyatrocu oğlu Süheyl Uygur, babasının hayat kaynağının turne ve seyircileri olduğunu ve ilerlemiş yaşına rağmen hastalandığı güne kadar, Anadolu'yu karış karış gezerek sahneyi seyircileri ile paylaştığını söylüyor.

Uygur ailesi bütün bu tiyatro aşkı ile bir seyyah aile gibi Anadolu yollarına düşseler de, birbirlerinden hiçbir zaman kopmamışlar. Nejat Uygur, Ankara'da turne dönüşü hastalandığı zaman da yanında oğlu Ahmet varmış. Daha sonra hastanede de aile fertleri bir anda sevgi yumağı oluşturdular ve yaklaşık iki yıl önce rahatsızlanan babalarının yanından bir an olsun bile ayrılmıyorlar.

SAHNEDE DOĞUM SEVİNCİ

Behzat Uygur'un ikiz kardeşi Süha Uygur da tiyatro sevdalı bir anne ve babanın çocukları olarak Samsun turnesinde doğmuş. Süha Uygur o günleri şöyle anlatıyor: “Annem ve babam, Samsun Zafer Sineması'nda oyuna çıkmışlar. Behzat'la bana hamile olan annemin sahnedeyken 10 dakika sonra sancısı tutmuş. Babam, oyun sırasında seyirci anlamasın diye oyunun bir parçasıymış gibi 'hanımefendi sizin yemeğiniz hazır dışarıda' demiş ve dışarıya çıkartmış. Babam, anneme de sahne arkasındaki sinema müdürüne de annemi doğum hastanesine götürmelerini söylemiş. Sahnede oyun devam eder ve bir süre sonra sinemanın müdürü eliyle işaret ederek babamı çağırır, oynayarak yavaş yavaş yanına giden babam 'Müjde bir oğlun oldu.' Mesajı alması ile oyundaki arkadaşlara sarılarak 'Oğlum olmuş' diye bağırmış. Ancak o gün babam ikinci sürpriz ile şaşkına dönmüş. Bir başkası 'Müjde oğlun oldu.' Demiş. Babam da 'biliyorum' demiş. 'Bu o değil, ikincisi' cümlelerini duyunca babam neye uğradığını şaşırmış ve oyunun sonunda seyircilere yaşananları anlatınca salon kahkahadan adeta yıkılmış.'

BABAM KENDİNİ TURNEDE ZANNEDİYOR

Bugün daha çok geçmişi hatırlayarak yaşayan Nejat Uygur, hayatı boyunca kimseye yük olmamaya çalışmış ve her işini kendisi görmüş. Ancak, şimdi artık hep yardıma ihtiyacı var. Necla Hanım ve evlatları ona durumunu çok da hissettirmeden, kol-kanat oluyorlar. Necla Hanım, “Elbette o bizim evimizin direği, babamız her şeyimiz, biz hayatın her anında acı ve tatlı günlerinde birlikte olduk, birlikte zorlukları aştık. Her zaman onunlaydık bugün de yarın da çocuklarımız, eşleri ve torunlarımla sevgi ve vefa dolu bir aile olarak, el ele, kalp kalbe olacağız” diyor.

EN BÜYÜK İSTEĞİ BAŞBAKAN'I TEKRAR GÖRMEK

Necla Uygur, eşinin daha önce de defalarca görüştüğü Başbakan Recep Tayyip Erdoğan için sık sık “Geldi mi, o beni ben de onu çok severim. Ben onun Nejat Abisiyim. O 'yine geleceğim' dedi. Verdiği sözü tutar ve gelir” dediğini anlatıyor ve ekliyor: “Nejat iki gün önce Başbakanımız geldi mi diye sordu. Ben de işleri çok yoğunmuş dedim. O da bana “Türkiye gibi bir ülkenin Başbakanı olmak zor” dedi. Ben de gelse nereye oturtalım diye sordum. Nejat, Onun burnu büyük değildir, şu sandalyeye oturuverir' dedi.