Nişanlımla aynı servisteyim ama görüşemiyoruz

Bu ülkede tüm çocuklar, “doktor olacak benim kızım, benim oğlum” dualarıyla büyür. Hem karizma bir meslektir doktorluk, itibarı vardır hem de iyi para kazandırır. Herkes böyle bilir, ama doktorların hayatı, “davulun sesi uzaktan hoş gelir” misalini fazlasıyla andırır. Gece, telefonunun sesiyle uykusundan uyanıp hastasının yanına koşmak, eşinin dostunun sevdiğinin yüzüne hasret kalmak bu mesleğin cilveleridir...

Gülden Kılıç
Nişanlımla aynı servisteyim ama görüşemiyoruz

Okuduğumuz romanlardan mıdır, seyrettiğimiz Yeşilçam filmlerinden mi bilinmez, doktor olabilirsek tüm yoksul hastaları ücretsiz tedavi etmek için sözleşmişizdir hepimiz.

O yüzden katlanır doktorlar cilvelerine bu mesleğin... Gece, telefonunun sesiyle uykusundan uyanıp hastasının yanına koşar, yeri gelir ailesinin, eşinin, dostunun yüzüne hasret kalır. Ne konsere, ne sinemaya vakti vardır, ne hafta sonunda şehirden biraz uzaklaşmaya…

Ama hiç birisi şikayet etmez bundan… Ne de olsa, küçükken verilmiş bir sözleri vardır. Ve daha da önemlisi söz konusu olan insandır, candır...

Hayatı bir yana fırlatıyorum

Beyin Cerrahisi Uzmanı Dr. Meliha Gündoğan, hekimliğin bir çok meslekten farklı olduğunu vurguluyor. Tiyatroya ve sinemaya gidebildiğ günlern sayısının çok az olduğunu söyleyen Gündoğan, “Bu meslek hayatı bir yana attırıyor” diyor. Gündoğan'ın en büyük şikayeti ise yoğun gece nöbetlerinden.

Evlilik yıl dönümümü bile erteledim

Vakıf Gureba Hastanesi Beyin Omurilik ve Sinir Uzmanı Beyin Cerrahisi Opr. Dr. Erhan Emel, tarih boyunca insanlığın, hekimliği Allah ile kul arasında bir yerde görmesinin doktorların omuzlarına büyük bir yorgunluk ve sorumluluk yüklediğini söylüyor. Emel, zaman kavramının yaşamlarında çok az yer edindiğini dile getiren, 'Gecenin bir vaktinde seni uyandırıp bir bilmece soruyorlar. Doğru cevabı vermek zorundasın. Hekimlik böyle bir şey' diye anlatıyor. Eşinin de aynı meslekten olmasının, eviyle olan ilişkilerinde kurtarıcı olduğunu belirten Emel, şunları söylüyor: 'Özel günlerimizi, hatta evlilik yıl dönümümüzü bile erteledim. Çok yoğun ve sıkıntılı geçen ameliyatlarda işimden nefret ettim. Ne olurdu şimdi kırlarda dolaşıyor olsaydım dediğim anlarım oldu”

Tost ve soğuk kahveden oluşan yemekler yedim

Hayat Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op.Dr. Burçin Demirel, ise hekimlik mesleğinin omuzlarına büyük sorumluluklar yüklediğini belirtiyor. Biz doktorların 'Ben uykuluydum, yanlış anlamışım, yanlış tedavi vermişim, kusura bakmayın' demek gibi bir lüksü yok” diyen Demirel, özellikle kadın doğum uzmanlarının hastalarına daha çok bağlı olduğunu vurguluyor. Demirel, 'sosyal yaşantımı fırsat bulmaktan ziyade, fırsat yaratarak sürdürebiliyorum' diyor. Demirel, uzmanlık eğitimi döneminde bir çok kez bir tost ve soğumuş kahve içerek evine gittiğini anlatıyor. Demirel de özel kutlamalarını erteleyenlerden...

Yaşamla ölümün tam ortasındayız

Beyin Cerrahisi Asistanı Dr. Kazım Doğan ise 36 saat çalışıp, 12 saat dinlendiğini anlatıyor. Yoğun bir meslek hayatının içinde olduğunu belirten Doğan, “Doktorlar iyi kazansa da para harcamaya vakitleri yok” diyor. Doktor olarak “Yaşamla ölümün tam ortasındayız” diyen Doğan şunları söylüyor: “Bu durum hem sosyal yaşantımızı hem de psikolojimizi etkiliyor. Nişanlımla aynı serviste çalışıyoruz. Fakat günde yarım saat bile biraraya gelemiyoruz.”

Uykusuz geceler sıradanlaştı

Kemik İliği Bankası Uluslararası Koordinatörü, Assoc. Prof.Dr. Sarper Diler, İsveç'te, Danimarka'da, Fransa'da, Amerika' da doktorluk yapmış ve hala devam ediyor. Yurtdışıyla Türkiye'deki doktorların yaşam standartlarını kıyaslamasını istediğimizde 'Türkiye'de doktorlar iyi kazanmıyor. Fakat insan sağlığının bilinciyle ellerinden geleni yapıyorlar' diyor. Gece ya da gündüz kavramlarının yaşamında yeri olmadığını belirten Diler, “Bir çok aile “Çocuğuma ilik bulundu mu; çocuğum ölecek mi?” diye soruyor. Telefonum 24 saat açık. Dünya Kemik İliği Bankası'na üye olduğumuz için 54 ülkeden gece gündüz yığınlarca insan beni arıyor. Yaşamımı hastalarıma adamış durumdayım” diyor. Uykusuz gece ve yolculukların yaşam biçimine dönüştüğünü söyleyen Diler, “Kemik iliğini nakil merkezine getirmek çok zor. İliğe zarar gelmesi aile ve hasta için bir ölüm. Aslında ilik ya da kök hücre taşırken bir hayat taşıyoruz. Bunun stresi bile yetiyor” diye anlatıyor.