Orijinali kadar başarılı olmuş bir yeniden çevrim

Ülkemizde 'Aşk Uğruna' adıyla gösterilen 2008 tarihli Fransız filmi 'Onun İçin'in Hollywood tarafından çok daha iddialı yapım koşullarında gerçekleştirilmiş bir yeniden çevrimi olan 'Kaçış Planı', evlilikte sevgi, dayanışma ve sadâkate adanmış dokunaklı bir fedakârlık hikâyesi olarak, özellikle de Paul Haggis'in usta işi yönetimi sayesinde, hiç bir ânında selefinin gölgesinde kalmaksızın en az onun kadar göz dolduruyor.

Ali Murat Güven
Orijinali kadar başarılı olmuş bir yeniden çevrim

alimuratg@yahoo.com

KAÇIŞ PLANI / The Next Three Days

Yapım Yılı ve Ülkesi: 2010, ABD yapımı

Yapım Bütçesi: 35 milyon Amerikan Doları

Türü ve Süresi: Serüven-gerilim / 122 dakika

Gösterim Formatı: 35 mm standart sinema filmi

Perdedeki Resim Oranı: 2.35:1 Anamorfik (Geniş perde-Cinemascope)

Yönetmen: Paul Haggis

Senarist: (Senaryosu Fred Cavayé ve Guillaume Lemans tarafından yazılan 2008 tarihli orijinal filmin hikâyesi ve karakterlerinden hareketle) Paul Haggis

Görüntü Yönetmeni: Stéphane Fontaine

Özgün Müzik Bestecileri: Danny Elfman, Alberto Iglesias

Kurgucu: Jo Francis

Yapım Tasarımcısı: Laurence Bennett

Sanat Yönetmeni: Gregory S. Hooper

Set Dekoratörü: Linda Lee Sutton

Kostüm Tasarımcısı: Abigail Murray

Saç Tasarımcısı: Camille Friend

Makyaj Tasarımcısı: Melanie Hughes

Oyuncular: Russell Crowe (John Brennan), Elizabeth Banks (Lara Brennan), Ty Simpkins (Luke), Brian Dennehy (George Brennan), Helen Carey (Grace Brennan), Michael Buie (Mick Brennan), Moran Atias (Erit), Remy Nozik (Jenna), Jason Beghe (Dedektif Quinn), Aisha Hinds (Dedektif Collero), Liam Neeson (Damon Pennington), Olivia Wilde (Nicole)

İthalatçı Şirket: Fida Film

Dağıtıcı Şirket: Tiglon Film

İçerik Uyarıları: Genel olarak temiz bir film... Fakat, bir kaç bölümünde yüzeysel cinselliğe, içki-sigara kullanımına, argo diyaloglara ve şiddete yer verdiğinden dolayı, 15 yaşından küçükler için uygun bir yapım değildir.

Ailece izlenebilir mi? / ŞARTLI EVET (Ailenin küçük üyelerinin 15 yaşından büyük olması şartıyla)

Resmî İnternet Sitesi ve Fragmanı: www.thenextthreedaysmovie.com

Yeni Şafak-Sinema Puanı: * * *

* * *

/resim/site/062bc365d92ba516d0by.jpg
Üniversitede öğretim görevlisi olan , karısı ve küçük oğlu ile son derece huzurlu bir hayat sürmektedir. Ancak, bu mutlu aile, Lara'nın gerçekte hiç ilgisinin olmadığı bir cinayetten dolayı tutuklanmasıyla birlikte çökmenin eşiğine gelecektir. , dâvânın devam ettiği ilk üç yıl boyunca bir yandan oğlunun ruh sağlığını koruyup onu her zamanki düzeni içinde yetiştirmek, bir yandan cezaevindeki karısını maddî ve manevî açıdan ayakta tutmak, diğer yandan da üniversitedeki görevini lâyıkıyla yürütebilmek için insanüstü bir çaba harcar. Çilekeş adam, bütün bu uğraşlardan arta kalan zamanlarda ise 'nın suçsuzluğunu kanıtlayabilmek adına varolan bütün hukuk yollarını inatla araştırıp durmaktadır.

Fakat, mahkemede işler olabilecek en kötü yönde ilerler. Çünkü, polisin elindeki bütün kanıtlar olarak genç kadını işaret etmektedir. Duruşmaların tamamlanmasının ardından sanığa verilir. Adlî makamlara yaptıkları temyiz başvurusunun da reddedilmesiyle birlikte, artık yolun sonuna gelmiştir. Bütün kurtuluş umutlarını ardı ardına yitiren cezaevinde intihara doğru ilerlerken, ise son bir çarelerinin kaldığına kanaat getirir: Çok sevdiği hayat arkadaşını içinde sıkıştığı o kafesten bir şekilde kaçırmak…

Yaşadığı adaletsizliklerden dolayı iyice bunalmış durumdaki kahramanımız, suç dünyasına olanca uzaklığı ve tecrübesizliğine rağmen, sahip olduğu parlak zekânın da yardımıyla şaşırtıcı kalitede bir kaçış planı tasarlar. Kâğıt üzerinde planının bütün eksik ve gediklerini tamamladıktan sonra, 'yı hak etmediği bu esaretten kurtarabilmek için daha önce hiç görmediği kadar tehlikeli bir dünyanın kapılarını aralayacaktır.

* * *

/resim/site/012bc90f902ba516d2by.jpg
1953-Ontario-Kanada doğumlu senarist, yapımcı ve yönetmen Paul Haggis, ABD'nin kendi hâlinde yuvarlanıp giden kuzey komşusunun, son çeyrek yüzyılda -James Cameron ile birlikte- Hollywood krallığına ihraç ettiği en değerli iki sinemacıdan biri… Öylesine bitmez tükenmez bir verimliliğe, ihtiyaca göre rahatlıkla değişebilen bir üretim potansiyeline sahip ki bu adam, onu an geliyor uluslararası festivallerde ödülleri silip süpüren seçkin bir sanat filminin yönetmen koltuğunda görüyoruz, başka bir zamanda da büyük rating yapan bir televizyon dizisinin senaristi olarak…

Sinemanın hem ticaret hem de sanat boyutunda aynı anda söz sahibi olabilen ayrıcalıklı bir sektör insanı olarak, bizler Haggis'i öncelikle büyük usta Clint Eastwood ile gerçekleştirdiği bir dizi görkemli işbirliği sayesinde tanıdık. “Milyon Dolarlık Bebek”, “Atalarımızın Bayrakları” ve “Iwo Jima'dan Mektuplar” adlı birbirinden şık üç Eastwood projesinin senaristi olan sanatçı, âdeta “Benim sanata dönük kalemim, gerektiğinde ticarî sinemaya da herkesten daha başarılı ürünler verir” dercesine, İngiliz aktör Daniel Craig'in başrolünde yepyeni bir döneme giren James Bond filmlerinde de “Casino Royale” ve “Quantum of Solace” senaryolarıyla boy gösteriyordu.

Fakat, bütün bu çalışmalarının ötesinde, bizim kendisini tanır tanımaz çok sevip dikkatle takip etmeye başlamamızın öncelikli vesilesi, hem yazıp hem de yönettiği iki başyapıt, “Çarpışma” (Crash, 2004) ve “Tanrı'nın Vadisi” (In the Valley of Elah, 2007) oldu. Hollywood'da 1970'lerden bu yana görmediğimiz saflık ve dürüstlükte bir politik sinemanın yeniden doğuşunu haberleyen bu iki seçkin filmin ardından Haggis hem sektöründe elde ettiği yüksek prestij, hem de kazandığı önemli ödüllerle, tıpkı 30-40 yıl öncesinin Francis Ford Coppola ya da Alan J. Pakula'sı gibi Amerikan sinemasında egemen söylemin dışına çıkan, “toplumsal vicdanın temsilcisi” konumundaki sanatçılardan birine dönüşecekti.

/resim/site/042bc9dfc92ba516d4by.jpg
Kendi adıma son bir-iki yıldır sinemasını iyiden iyiye özlediğim bu yüksek ahlâk sahibi sanatçı, yönetmenlikte 2007'den bu yana girdiği inzivâyı, yakın zamanda Fransız sineması tarafından üretilen alabildiğine mütevazı, fakat o oranda da sarsıcı bir aşk hikâyesinin yeniden çevrimiyle sonlandırmış bulunuyor.

Yeniden çevrim ve devam filmleri, sırtlarına yüklenen ağır misyondan dolayı geleneksel olarak sorunlu doğmaya meyyâl projelerdir. Çünkü, başarılı olmuş bir sinemasal gösteriyi yeniden çekmek ya da aynı başarı düzeyinde sürdürmek, yönetmenleri ekstra bir gerilime sokup onlara haddinden fazla efor harcatır. Üstelik, çoğu kez bu efor da tam karşılığını bulamaz ve yeniden çevrim filmler orijinalleri karşısındaki kıyaslamalarda çoğunlukla küçümsenen lanetli birer ürüne dönüşür.

Ancak, Haggis'in iki yıl gibi çok kısa bir zaman sonra beyazperdeye yansıyan bu yeniden çevrimi, böylesi aşağılamaları kesinlikle hak eden bir yapıt değil…

/resim/site/022bcaa1052ba516d6by.jpg
Fransız yönetmen Fred Cavayé'nin 2008'de yazıp yönettiği, ülkemizde ise Haziran-2009'da “Aşk Uğruna” adıyla gösterime giren “Onun İçin" (Pour Elle) adlı yapıtın görece daha üstün prodüksiyon koşulları içinde gerçekleştirilen bu Kuzey Amerika yorumunda, Kanadalı yönetmenimiz ufak tefek bazı ayrıntıları değiştirip zenginleştirmek haricinde, senaryonun omurgasına, genel karakterleri ve akışına hemen hiç dokunmamış. İyi de etmiş; çünkü Cavayé'nin iki yıl önce izlediğimde beni can evimden vuran bu nefis aşk, dayanışma, sadâkat ve fedakârlık hikâyesi zaten orijinal filmdeki görünümüyle de yeterince sarsıcıydı. Haggis, sıradan bir Hollywood yönetmeninin ellerinde rahatlıkla bir "pazar sabahı televizyon melodramı"na dönüşebilme potansiyeli taşıyan bu malzemeye gereken saygıyı göstermek bir yana, ona usta işi müdahalelerle ekstra güzellikler de katmayı başarıyor.

İnsanı “eşref-i mahlûkat” yapan bütün erdemlerin erozyona uğradığı bir dünyada, kimilerine göre “eski moda” kalan böylesi filmleri öteden beri çok seviyor ve her fırsatta destekliyorum. Pek çok insanın, evliliğin sağlık, maddiyat ya da duygusal boyutunda yaşadığı ilk tökezlemede sorunu tespit edip çözme arayışına girmeksizin hemen eşini terk etmeyi seçtiği bir yeni ahlâk düzeninde, “Kaçış Planı” evlilik kurumunun özünün “almak” değil “vermek” üzerine kurulu olduğunu genç kuşaklara altını kalınca çizerek yeniden hatırlatıyor. Orijinal filmde Vincent Lindon ve Diane Kruger'in üstlendikleri karı-koca rolünü yeni çevrimde Russell Crowe ve Elizabeth Banks gibi -bu karakterlere çok yakışmış- iki yetenekli oyuncuya veren Haggis, Fransız meslektaşı Cavayé'nin anlatısında izleyicide duygusal titreşim yaratma adına görece donuk kalmış bazı bölümlere de keskin eklentiler yaparak, hikâyeyi dramatik etki anlamında çok daha yoğun bir kıvama getirmiş.

“Hastalıkta ve sağlıkta, iyi günde ve kötü günde…” Dünyadaki hemen her evlilik seremonisinde kâh din adamları, kah nikâh kıymaya yetkili devlet bürokratlarının üç aşağı beş yukarı benzer bir kalıp içinde tekrarladıkları bu anlamlı açılış cümlesi, “Kaçış Planı”nın temel felsefesini de pek güzel özetliyor. “Evlilik”, bir insanla hayatını birleştirdiğinde, onunla artık ölüme kadar ve gerekiyorsa da ölümüne ilerlemektir. Hayvanların bile hayat arkadaşlarını kurdun-kuşun önüne kolayca yem etmedikleri bir doğal sistemde, onlardan çok daha kompleks bir beyne ve ruha sahip olan insanın böylesi bir bencilliğe hiç mi hiç hakkı yoktur.

/resim/site/052bcb713f2ba516d8by.jpg
Çağdaş sinemanın “sadâkat”, “merhamet”, “fedakârlık”, “dostluk”, “dayanışma” gibi unutulmaya yüz tutmuş insanî erdemleri gündeme getiren böylesi anlatılara her zamankinden çok daha fazla ihtiyacı var ve yönetmen Haggis de ilk anda ölü bir yatırım gibi gözüken bu uyarlamaya getirdiği taptaze yorumla, baştan sona dek inanarak anlatılmış hikâyesiyle bitiş yazıları akarken dakikalarca sürecek bir alkışı hak ediyor.

Mümkünse eşinizle ya da eş adayınızla birlikte izleyin.