alimuratg@yahoo.com
KAÇIŞ PLANI / The Next Three Days
Yapım Yılı ve Ülkesi: 2010, ABD yapımı
Yapım Bütçesi: 35 milyon Amerikan Doları
Türü ve Süresi: Serüven-gerilim / 122 dakika
Gösterim Formatı: 35 mm standart sinema filmi
Perdedeki Resim Oranı: 2.35:1 Anamorfik (Geniş perde-Cinemascope)
Yönetmen: Paul Haggis
Senarist: (Senaryosu Fred Cavayé ve Guillaume Lemans tarafından yazılan 2008 tarihli orijinal filmin hikâyesi ve karakterlerinden hareketle) Paul Haggis
Görüntü Yönetmeni: Stéphane Fontaine
Özgün Müzik Bestecileri: Danny Elfman, Alberto Iglesias
Kurgucu: Jo Francis
Yapım Tasarımcısı: Laurence Bennett
Sanat Yönetmeni: Gregory S. Hooper
Set Dekoratörü: Linda Lee Sutton
Kostüm Tasarımcısı: Abigail Murray
Saç Tasarımcısı: Camille Friend
Makyaj Tasarımcısı: Melanie Hughes
Oyuncular: Russell Crowe (John Brennan), Elizabeth Banks (Lara Brennan), Ty Simpkins (Luke), Brian Dennehy (George Brennan), Helen Carey (Grace Brennan), Michael Buie (Mick Brennan), Moran Atias (Erit), Remy Nozik (Jenna), Jason Beghe (Dedektif Quinn), Aisha Hinds (Dedektif Collero), Liam Neeson (Damon Pennington), Olivia Wilde (Nicole)
İthalatçı Şirket: Fida Film
Dağıtıcı Şirket: Tiglon Film
İçerik Uyarıları: Genel olarak temiz bir film... Fakat, bir kaç bölümünde yüzeysel cinselliğe, içki-sigara kullanımına, argo diyaloglara ve şiddete yer verdiğinden dolayı, 15 yaşından küçükler için uygun bir yapım değildir.
Ailece izlenebilir mi? / ŞARTLI EVET (Ailenin küçük üyelerinin 15 yaşından büyük olması şartıyla)
Resmî İnternet Sitesi ve Fragmanı: www.thenextthreedaysmovie.com
Yeni Şafak-Sinema Puanı: * * *
* * *
Fakat, mahkemede işler olabilecek en kötü yönde ilerler. Çünkü, polisin elindeki bütün kanıtlar olarak genç kadını işaret etmektedir. Duruşmaların tamamlanmasının ardından sanığa verilir. Adlî makamlara yaptıkları temyiz başvurusunun da reddedilmesiyle birlikte, artık yolun sonuna gelmiştir. Bütün kurtuluş umutlarını ardı ardına yitiren cezaevinde intihara doğru ilerlerken, ise son bir çarelerinin kaldığına kanaat getirir: Çok sevdiği hayat arkadaşını içinde sıkıştığı o kafesten bir şekilde kaçırmak…
Yaşadığı adaletsizliklerden dolayı iyice bunalmış durumdaki kahramanımız, suç dünyasına olanca uzaklığı ve tecrübesizliğine rağmen, sahip olduğu parlak zekânın da yardımıyla şaşırtıcı kalitede bir kaçış planı tasarlar. Kâğıt üzerinde planının bütün eksik ve gediklerini tamamladıktan sonra, 'yı hak etmediği bu esaretten kurtarabilmek için daha önce hiç görmediği kadar tehlikeli bir dünyanın kapılarını aralayacaktır.
* * *
Sinemanın hem ticaret hem de sanat boyutunda aynı anda söz sahibi olabilen ayrıcalıklı bir sektör insanı olarak, bizler Haggis'i öncelikle büyük usta Clint Eastwood ile gerçekleştirdiği bir dizi görkemli işbirliği sayesinde tanıdık. “Milyon Dolarlık Bebek”, “Atalarımızın Bayrakları” ve “Iwo Jima'dan Mektuplar” adlı birbirinden şık üç Eastwood projesinin senaristi olan sanatçı, âdeta “Benim sanata dönük kalemim, gerektiğinde ticarî sinemaya da herkesten daha başarılı ürünler verir” dercesine, İngiliz aktör Daniel Craig'in başrolünde yepyeni bir döneme giren James Bond filmlerinde de “Casino Royale” ve “Quantum of Solace” senaryolarıyla boy gösteriyordu.
Fakat, bütün bu çalışmalarının ötesinde, bizim kendisini tanır tanımaz çok sevip dikkatle takip etmeye başlamamızın öncelikli vesilesi, hem yazıp hem de yönettiği iki başyapıt, “Çarpışma” (Crash, 2004) ve “Tanrı'nın Vadisi” (In the Valley of Elah, 2007) oldu. Hollywood'da 1970'lerden bu yana görmediğimiz saflık ve dürüstlükte bir politik sinemanın yeniden doğuşunu haberleyen bu iki seçkin filmin ardından Haggis hem sektöründe elde ettiği yüksek prestij, hem de kazandığı önemli ödüllerle, tıpkı 30-40 yıl öncesinin Francis Ford Coppola ya da Alan J. Pakula'sı gibi Amerikan sinemasında egemen söylemin dışına çıkan, “toplumsal vicdanın temsilcisi” konumundaki sanatçılardan birine dönüşecekti.
Yeniden çevrim ve devam filmleri, sırtlarına yüklenen ağır misyondan dolayı geleneksel olarak sorunlu doğmaya meyyâl projelerdir. Çünkü, başarılı olmuş bir sinemasal gösteriyi yeniden çekmek ya da aynı başarı düzeyinde sürdürmek, yönetmenleri ekstra bir gerilime sokup onlara haddinden fazla efor harcatır. Üstelik, çoğu kez bu efor da tam karşılığını bulamaz ve yeniden çevrim filmler orijinalleri karşısındaki kıyaslamalarda çoğunlukla küçümsenen lanetli birer ürüne dönüşür.
Ancak, Haggis'in iki yıl gibi çok kısa bir zaman sonra beyazperdeye yansıyan bu yeniden çevrimi, böylesi aşağılamaları kesinlikle hak eden bir yapıt değil…
İnsanı “eşref-i mahlûkat” yapan bütün erdemlerin erozyona uğradığı bir dünyada, kimilerine göre “eski moda” kalan böylesi filmleri öteden beri çok seviyor ve her fırsatta destekliyorum. Pek çok insanın, evliliğin sağlık, maddiyat ya da duygusal boyutunda yaşadığı ilk tökezlemede sorunu tespit edip çözme arayışına girmeksizin hemen eşini terk etmeyi seçtiği bir yeni ahlâk düzeninde, “Kaçış Planı” evlilik kurumunun özünün “almak” değil “vermek” üzerine kurulu olduğunu genç kuşaklara altını kalınca çizerek yeniden hatırlatıyor. Orijinal filmde Vincent Lindon ve Diane Kruger'in üstlendikleri karı-koca rolünü yeni çevrimde Russell Crowe ve Elizabeth Banks gibi -bu karakterlere çok yakışmış- iki yetenekli oyuncuya veren Haggis, Fransız meslektaşı Cavayé'nin anlatısında izleyicide duygusal titreşim yaratma adına görece donuk kalmış bazı bölümlere de keskin eklentiler yaparak, hikâyeyi dramatik etki anlamında çok daha yoğun bir kıvama getirmiş.
“Hastalıkta ve sağlıkta, iyi günde ve kötü günde…” Dünyadaki hemen her evlilik seremonisinde kâh din adamları, kah nikâh kıymaya yetkili devlet bürokratlarının üç aşağı beş yukarı benzer bir kalıp içinde tekrarladıkları bu anlamlı açılış cümlesi, “Kaçış Planı”nın temel felsefesini de pek güzel özetliyor. “Evlilik”, bir insanla hayatını birleştirdiğinde, onunla artık ölüme kadar ve gerekiyorsa da ölümüne ilerlemektir. Hayvanların bile hayat arkadaşlarını kurdun-kuşun önüne kolayca yem etmedikleri bir doğal sistemde, onlardan çok daha kompleks bir beyne ve ruha sahip olan insanın böylesi bir bencilliğe hiç mi hiç hakkı yoktur.
Mümkünse eşinizle ya da eş adayınızla birlikte izleyin.