Ramazan ayının son günlerine geldik. Oruç sadece bedenimize değil ruhumuza da şifa olması için mücadele ettik. Şimdi de bu kutsal ayın son değerli günlerini idrak ediyoruz. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, Din Psikolojisi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç.Dr. Nurten Kımter ibadetin pisikolojisi üzerine yaptığı çalışmalarla tanıyoruz. Kendisiyle orucun maneviyat anlamı üzerine konuştuk.
- Günümüz insanı stresle karşı karşıya. Oruç strese nasıl bir etki yapıyor?
İçinde bulunduğumuz çağı pek çok düşünür ‘kaygı çağı’ veya ‘belirsizlikler çağı’ olarak isimlendirmektedir. Modern insan kendisini emniyette hissetmediği için Karen Horney’in deyimiyle çağımızın insanı endişeli, gergin ve nevrotiktir. Esasen modern bilim ve teknoloji insanın kendisine ve diğer insanlara yabancılaşmasını artırdığı için kontrol edilemeyen her şey modern insan için bir risk unsuru, bir stres durumu ve bir tehdit oluşturmaktadır. Çünkü modern yaşamla birlikte toplumsal bağların ve sosyal ilişkilerin zayıflaması, insanlarda kendine ve başkalarına güven eksikliği, başarısızlık korkusu, bunun sonucunda da aşırı stres ve yalnızlık duygusu meydana getirmektedir. Oruç ibadeti, hayatın stres yaratıcı durumlarına karşı bizi hazırlayan bir tür stres egzersizi işlevi görmekte ve böylece ruhsal sağlığımıza ve mutluluğumuza katkıda bulunmaktadır.
ORUÇ MUTLULUĞU ARTIRIR
- “Oruç ve Mutluluk” isimli kitabınızda Ramazan ayının oruç tutanlar açısından bir mutluluk reçetesi olduğunu belirtenlerdensiniz. Oruçla, mutluluk arasında nasıl bir ilişki var?
Her şeyden önce Allah oruç ibadetini emretmekle yarattığı en kıymetli varlık olan insanın hem beden hem de ruhî yönden kemâle ermesini gâye edinmiştir. Ruhsal sağlığın temel kriteri olan mutluluk bedensel sağlığının da kriteridir. Ramazan ayı boyunca tutulan oruç ibadeti ile insanın bilinçaltı âdeta arınmakta, sinir sisteminde tam bir rahatlama hali meydana gelmekte, ruhu huzur ve sükûn bulmakta, içten gelen bir teslimiyetle kişinin bütün kederleri silinip gitmektedir. Bununla birlikte oruçlu iken bazı kimselerde görülen huysuzluk ve tiryâkiliğin ise sinir sistemi ile bir ilgisi olmayıp nefisle ilgisi bulunmaktadır. Bunun yanında oruç ibadeti kişiye ruhsal destek ve kendine güven duygusu, sabır ve olumlu yaşam felsefesi kazandırmak suretiyle de kişilik yapısını güçlendirmekte ve psikolojik iyi oluş ve mutluluğuna katkıda bulunmaktadır. Oruç, aslında kendisi bir mutluluk olduğu gibi pek çok yönden de mutluluk kaynağı olmaktadır.
Aynı dine inanıp, inancının gereği olarak aynı ibadeti yerine getiren ve bu uğurda benzer çile ve meşakkatlere sabır gösterip sahur ve iftar sofralarında oruç açmanın sevinci ve heyecanını yaşayan Müslümanlar, Ramazan ayı sonunda da birbirleriyle bayram sevincini ve neşesini paylaşmakta, karşılıklı ziyaretlerde bulunarak ve hediyeleşerek toplumsal anlamda da mutluluklarına mutluluk katmaktadırlar. Sonuç itibariyle oruç ibadeti ile mutluluk arasında olumlu ve anlamlı bir ilişkinin var olduğu söylenebilir. Nitekim 478 kişilik bir örneklem grubu üzerinde Ramazan ayında gerçekleştirdiğimiz deneysel bir araştırma sonucunda da oruç ibadeti ile psikolojik iyi oluş/ mutluluk arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişkinin var olduğu tespit edilmiştir.
KENDİMİZİ DENETİME ALIRIZ
- Sizin “Oruç ve Öfke Kontrolü” ile ilgili bir araştırmanız var. Bu araştırmadan hareketle oruç ile öfke arasındaki ilişkiyi ve araştırmadan elde ettiğiniz sonuçları özetleyebilir misiniz?
Öfke duygusu, insanda doğuştan var olan ve hemen hemen herkesin yaşadığı temel duygulardan birisidir. Bununla birlikte ruhen sağlıklı olan bu duygunun tehevvür halinde (aşırı ve kontrolsüz) olması ya da tamamen sıfırlanması olmayıp kontrol edilmesidir. Çünkü insanın izzet-i nefsine ve kutsal değerlerine saldırıda bulunulduğunda, bunların korunması ve savunulması anlamında bir miktar öfke duygusu gereklidir. Dolayısıyla büyük İslam bilgini Gazzali’nin de belirttiği gibi insanda doğuştan var olan öfke duygusunun yerinde, zamanında ve dozajında kullanılması faydalı ve gerekli olmakla birlikte bu duygu kontrol edilmediği veya sağlıklı bir şekilde ifade edilmediğinde ise insanın aile hayatını, meslekî ve toplumsal yaşantısını, ruh ve beden sağlığını olumsuz yönde etkileyebilmekte, diğer insanlarla olan sosyal uyumunu bozabilmektedir. Öfke duygusunu psikolojik yöntemlerle kontrol etmenin yanında dinî yöntemlerle de öfkeyi kontrol etme, en eski ve en köklü uygulamalardan birisidir. Zira tüm ilahî ve beşerî dinler, öfke duygusu ile baş etmede ve onu kontrol altına almada bir takım yöntemler ileri sürmüşlerdir. Genelde İslam dinindeki bütün ibadetler, özelde ise oruç ibadeti insanın kişilik ve karakterindeki aşırılıkları dengeleyerek, iç ve dış kontrolü sağlayarak, başkalarına karşı, sevgi, saygı duymaya, sabırlı, adaletli, merhametli ve affedici olmaya yönelterek psikolojik olgunluğa katkıda bulunmaktadır. Her şeyden önce oruç ibadeti yeme, içme ve cinsellik gibi biyolojik istek ve arzuların denetim altına alınmasını, kişinin otokontrol (irade kontrolü) alışkanlığı kazanmasını, bunun sonucunda da sabır ve tahammül gücünü arttırıp kötü eğilim ve alışkanlıklardan uzak kalınmasını sağlayarak hem öfke duygusunun oluşmasını engellemede hem de öfke anında öfkenin kontrol edilmesinde büyük etkisi olmaktadır.
- Sizce orucun toplumsal olarak ne gibi faydaları var?
Oruç ibadetinin hem birey hem de toplumsal yönden olumlu tesirleri vardır. Bu bağlamda genel olarak İslam dinindeki tüm ibadetler, özelde ise oruç ibadeti kişiyi Allah’la yakınlaştırdığı gibi diğer insanlarla da yakınlaştırmakta ve sosyal ilişkilerini güçlendirmekte, maddi ve ahlaki sorunların çözülmesine yardımcı olmakta, böylece toplumsal huzur ve barışa katkıda bulunmaktadır. Oruç ibadeti bu anlamda yakın akraba, komşu, dost ve arkadaş gibi pek çok insanı iftar ve sahur sofralarında, terâvih namazlarında bir araya getirmektedir. Böylece aynı inancı, duyguyu, düşünceyi paylaşan ve birlikte ibadet etmenin hazzını yaşayan insan topluluğu içinde yer almanın iç huzuruyla, Müslümanlar arasında sıkıntı, gerginlik ve yalnızlık duyguları yerini karşılıklı sevgi, saygı, sempati ve güven duygularına bırakmaktadır. Dolayısıyla oruç, birey ve toplum arasındaki bağları da güçlendirmekte, kaynaşmayı, toplumsal birlik ve beraberliği, yardımlaşma ve dayanışmayı arttırmakta, kibir, bencillik ve cimrilik gibi mânevi hastalıkları tedâvi etmektedir. Oruç ibadeti, sosyal adalet ve eşitlik duygusunun gelişmesine katkıda bulunmak suretiyle toplumsal huzur ve barışı arttırdığı gibi oruç sayesinde insanın içgüdüsel tabiatındaki birtakım dürtülerin dizginlenmesi ve kontrol edilmesi noktasında sosyal ahlakı ve bütünleşmeyi sağlamak suretiyle de toplumsal huzura ve barışa katkıda bulunmaktadır. Oruç ibadeti sayesinde toplumda kök salmış bir takım kötü alışkanlıkların ve ahlaki suçların ortadan kaldırılması ya da en asgari seviyeye indirgenmesi söz konusu olmakta, yapılan inceleme ve araştırmalar da bu hususu ortaya koymaktadır. Bu anlamda insanı tüm bağımlılıklarından kurtararak gerçek anlamda özgürleştiren oruç ibadeti, toplumda yaygın bir şekilde görülen sigara ve alkol bağımlılığına karşı da bir şifa reçetesidir.