Kıbrıs Girne''deki Dome Hotel, sadece otelde konaklayanlara değil, ilginç bir hikayeye de ev sahipliği yapıyor. Hikayeye geçmeden 1978''de otelde çalışmaya başlayan, şimdi Otel Müdürü olan Oğuz Etçi ile biraz Dome Hotel''in tarihini konuşalım. Otel 1939 yılında Rum''lar tarafından yapılmış. Kıbrıs Harekatı''ndan sonra Vakıflar İdaresi''nin Güney Kıbrıs''ta kalan mallarına karşılık Vakıflar İdaresi''ne devredilmiş. Oğuz Etçi Türk toplumunun elindeki tek örgüt olduğu için, Vakıflar İdaresi''nin Türkiye''den daha fonksiyonel ve önemli bir kurum olduğunu anlatıyor. Etçi, ''Vakıflar İdaresi burayı kendisi işletiyordu. Uzun süre karlı işletildi. Vakıflara gelir fazlası gitti. 1990''larda ise otel kar etmez hale geldi. Ama Turizm Emekçileri Sendikası ücret gelirlemeleri yaptı. Çalışanların maaşını yüzde 30 düşürdüler. Gene bir başa başlık sağlandı. Fakat sonra iyi istihdamlar sağlanmadığı ve işletmecilik geleneklerine tam riayet edilmediği için zarar devam etti.'' diyor.
MAAŞLARINI DÜŞÜRDÜLER
Hikayenin bundan sonrasını Turizm Emekçileri Sendikası başkanı ve aynı zamanda Dome Hotel Yönetim Kurulu başkanı olan Bayram Karaman''dan dinleyeceğiz. Çünkü bu hikayenin başrollerinden biri o üstleniyor. 1990''lı yıllarda Dome Hotel''i, Kıbrıs''ın gözde bir oteli, Türk yıldızlarının tercih ettiği bir mekan fakat yine de zarar eden bir işletme olarak görüyoruz. O dönem sendika başkanı olan Bayram Karaman, ''Biz çalışanlar olarak fedakarlık yaptık ve işletmeyi ayakta tuttuk. Fakat 1997''de yine mali bir kriz yaşandı. İşletme zararı bahane edilerek otel bir kumarhane sahibine devredilmek istendi. Biz buna itiraz ederek, ''Çalışanlar olarak fedakarlık yapmaya razıyız ancak otel iyi yönetilmediği için zarar ediyor. Biz yönetimde söz sahibi olursak gelirler dengesini oluşturmak için elimizden geleni yaparız'' dedik ve sosyal haklarımızdan yüzde 40 oranında indirime gittik. Yönetimde çalışanların söz sahibi olmasını şart koşmuştuk. Böyle bir protokol imzalandı ama gördük ki 3- 4 yıl sonra yine aynı şekilde çalışanların söz hakkı verilmedi ve yatırım istenildiği şekilde yapılmadı. İsrafa varan giderler oluştu. İşletme yeniden zarar etmeye başladı'' şeklinde anlatıyor yaşananları.
ARTIK KAR EDİYOR
Otel bir türlü zarardan kurtulamayınca özelleştirilmesi gündeme gelmiş. Ancak yıllardır otelde çalışan, gerektiğinde maaşlarından ve sosyal haklarından fedakarlık eden işçiler buna razı olmamışlar. Hem bu durumda işten çıkarılacaklarını bildikleri için, hem de yıllardır koridorlarını arşınladıkları, hayatlarının uzun bir dönemini geçirdikleri otelleri kumarhane oteli haline dönüşsün istememişler. Bu nedenle 'oteli biz kiralayalım' düşüncesi oluşmuş. Otel çalışanlarından 49 kişi ve bir de sendika olarak 50 ortaklı Dayanışma Turizm adında bir şirket kurmuşlar. Yönetimde hisse sahibi olan çalışanların bazıları birikimlerinden bazıları borçlanarak sermaye koyup Vakıflar İdaresi''yle bir protokol imzalamışlar. Bayram Karaman, ''Kıbrıs Vakıflar İdaresi işbirliğiyle, bizim kurduğumuz Dayanışma Turizm Ltd. ortaklaşa yönetiyor Dome Hotel''i. Önceki iktidar yönetimindeki Vakıflarla sendikamız bir sözleşme imzaladı. O sözleşmeyi bugün hangi işadamına verseniz, bu otelin yönetimine talip olmaz. Çok ağır koşullar içeriyordu. Ama biz inanıyorduk ki gerçekten israfı önlersek ve doğru yatırımlar yapabilirsek bu işletme kar eder''diyor. Gerçekten de ilk iki sene zarar azalmış. Üçüncü sene otel kara geçmiş.
KENDİLERİNİN PATRONU OLDULAR
Bu arada Kıbrıs''ta değişen iktidar bu anlaşmanın durdurulması için dava açmış ancak mahkeme çalışanlardan yana karar vermiş. Şimdi çalışanlar oteli işletmeye ve kendi kendilerini yönetmeye devam ediyor. Yönetim Kurulu Başkanı Karaman, ''Otel''in mülkiyeti Vakıfların. Hisse devri yapılamaz. Fiilen Dome Otel''de çalışanların hisse alabileceği bir şirket. Bir kumarhane sahibini eline geçmesi imkansız. Biz bu kadar fedakarlığı üretenlerin de yönetebileceğini ispat etmek için yaptık. Zaten her şeyi çalışanlar yaptığına göre, bu işletmeyi de yönetebiliriz, burası da halkın malı olarak kalabilir. Tarihi bir bina, bir geçmişi var, bu geçmişi geleceğe taşımak boynumuzun borcu. Otelimiz bir kumarhanenin yatakhanesi konumuna düşsün istemedik. Bugün geldiğimiz noktada da iyi ki bunu yapmışız diyorum. Bir inancı, bir ideali, bir adaleti örnek gösterebileceğimiz bir işletme oluşturduk'' diyor.
KAZANMAK İÇİN ÇALIŞMAK LAZIM
Otelde önemli kararlar hep beraber alınıyor. Karaman çalışanların ürettiklerinin israf edilmediğini gördükleri için kendilerini daha güvende hissettiklerini söylüyor ve ''Bu çalışma ve paylaşım koşulları onlara güven verdi'' diye de ekliyor. Çalışanların söyledikleri de farklı değil. Oteli daha bir sahiplenmişler. ''Çalışmazsak eve ekmek götüremeyiz, sonuçta burası bizim otelimiz'' diyorlar. Beraber çalışıp, bölüşmekten, kararlar alınırken onlara sorulmasından, kendilerini yönetecek kişileri seçmekten mutlular. Hayata daha umutlu bakıyorlar, en azından kira sözleşmesinin biteceği 5 yıla kadar…
Çalışıyoruz, kazanıyoruz, bölüşüyoruz
Metrotel (Organizasyon sorumlusu) olarak çalışan İrfan Eren de otelin eskilerinden; 30 yıldır çalışıyor. Eren, ''Oteli almaya karar verdiğimizde zarardaydı. Vakıflar özelleştirmek istediğinde kendi iş güvenliğimiz açısından almak istedik. Çünkü özel sektöre gitseydi tüm çalışanları durdurup oteli tadilata alacaklardı. Hepimiz ekmeğimizden olacaktık'' diyor. 2008''den bu yana oteli çalıştırdıklarını anlatan Eren, ''Çalışıyoruz, kazanıyoruz bölüşüyoruz'' sözleriyle anlatıyor işleyen sistemi. Kazandıkları kadar bölüştüklerini ve işletmenin zarar etmemesi için gereken önlemleri aldıklarını anlatıyor ve ekliyor, ''Bizi yönetecek kişileri seçmek bambaşka bir duygu. Bizim için doğru kararların alınacağı bilmek iyi hissettiriyor.''
Çocuğumu büyüttüğüm otelden ayrılmak istemedim
Hülya Karacamert oteli alma kararını verenlerden biri. Karacamert, ''17 senedir burada çalışıyorum. 30 senedir çalışan var. Kendisi burada çalışmış emekli olmuş, şimdi çocuğu burada çalışan var. Ben bu otelde çocuğumu büyüttüm. Buradan kazandığım parayla üniversiteye gönderdim. Bu oteli çalışanlar işletsin ki kumarhane oteli olmasın, turizm yapalım dedik. Herkes birikimlerinden para koydu. Kimi evini, arabasını sattı. Tadilat yapmaya başladık çünkü otel yorgun ve tadilatsızdı. Biz işletmeye başladıktan sonra burası kendi işimiz oldu. Ben çalışmazsam otel zarar eder, evime para götüremem düşüncesi var. Buraya gelenler mutlu gidiyor. Şimdilik herşey iyi. Başaracağız inşallah'' diyor.
Bizim için mesai saati diye bir şey yok
Otelin hissedarlarından Şef Garson Ali Karahasan, 30 yıllık çalışan. Otelin özelleştirilmesi sürecinde çok mücadele ettiklerini söyleyen Karahasan, ''Karşı çıktık çünkü özelleştirmede işsiz kalacaktık. Şimdi otel bizim gibi. Sekiz, dokuz saate bakmıyoruz. Mesaimiz doldu eve gidelim demiyoruz. Bu oteli kolay almadık." diyor. Karahasan, bir şirkette hissedar olana alınacak kararların sorulması gerektiğini, gerçekten de sorulduğunu ifade ediyor.