Öyküler 'ses'leniyor duyuyor musunuz?

Ömer Lekesiz
Öyküler 'ses'leniyor duyuyor musunuz?

Göksenin Göksel, Açık Radyo'da uzun soluklu edebiyat programlarını yönetiyor ve sunuyordu. Üç yıl önce, öykücü Deniz Spatar'la birlikte benimle görüşmek istediler. Üsküdar'da Muhammet Çiftçi'nin bürosunda (Kaknüs Yayınları'nda) görüştük. Açık Radyo'da birlikte program yaptıklarını, Yeni Türk Edebiyatında Öykü adlı çalışmamdan haberdar olduklarını belirterek, edebiyat ve öykü özelinde benimle yardımlaşmak istediklerini ilettiler.

Bu iki genç insanın maddi bir karşılık beklemeksizin yürüttükleri edebi çabayı takdirle karşılamanın ötesinde, hem onlara göre daha az çalıştığımı düşünerek kendimi yargılamış, hem de vefakarlıklarından, azim, gayret ve niyetlerinden büyük bir güç almıştım. Zaman içinde çeşitli vesilelerle görüştük, karşılıklı yardımlaştık.

Bir ara Göksenin askere gitti, deyim yerindeyse kayboldu. Geçen yıl telefondan ses verip, bir proje üzerinde çalıştığını, görüşmemiz gerektiğini söyledi. Belli ki Göksenin'in o bitimsiz enerjisi yeni uğraşlara gebeydi. Hiç düşünmeksizin olur dedim. Gezi Pastanesi'ndeki görüşmemize tevafuken Ayfer Tunç da katıldı.

Gerçekten de Göksenin ilginç bir projeyle gelmişti. Unutulan öykücüler başta olmak üzere yerli öykücülüğün köşe taşlarından birer öyküyü seslendirmek, bunları CD'lere kaydederek genç kuşaklara iletmek istiyordu.

Anlattığı proje büyük bir organizasyonu ve yüksek bir maliyeti gerektiriyordu. Göksenin, bunları da hallettiğini söyledi. Denizbank Kültür projeyi olumlu bulmuş ve her türlü katkıyı sağlayacağını bildirmişti.

Geriye tek şey kalıyordu, Göksenin'i kutlamak ve proje için bana düşebilecek her konuda yanında olmak. Zaten iş düzenim Göksenin'e aktif katkıda bulunmama engeldi, daha çok belge, bilgi verebilirdim. Aslında, proje süresi içinde bu yönde de fazla bir talebi olmadı Göksenin'in; kurduğu harika bir ekiple projeyi günyüzüne çıkarmak için aslanlar gibi çalıştı; projeyi destekleyenleri, doğumun hemen her aşamasında bilgilendirmekten de geri durmadı.

Şimdi çalışma masamın üstünde kalın bir kitap cildi gibi duruyor o proje. Adı: SESLİ EDEBİYAT - Öyküler 'SES'leniyor. 20 CD içinde, Dedem Korkut'un ve 1860-1952 yılları arasında doğmuş 100 öykücünün 100 öyküsü yer alıyor. Diğer bir söyleyişle, Vüs'at O. Bener'den Hüseyin Su'ya, Kemal Tahir'den Leyla Ruhan Okyay'a, Selim İleri'den Cemil Kavukçu'ya 100 öykücünün 100 öyküsü usta işi fon müzikleri eşliğinde, usta seslendirmecilerin sesleriyle, gelecek kuşaklarla buluşmak için evlerimizde ikamet etmeye başlıyor.

Denizbank Finansal Hizmetler Grubu Başkanı Hakan Ateş, bu projeyle ilgili hedefler konusunda şunları söylüyor: "Özellikle son on yılda gelişen iletişim ve bilişim teknolojileri her alanda olduğu gibi kültür-sanat alanında da yeni çalışmalara olanak tanıyor. İşte bizler de bu yeni açılımdan yararlanarak söz konusu projeyi tasarlarken birkaç hedef belirledik. 'Sesli Edebiyat' ile Türk öykücülüğü üzerine işitsel bir kaynak oluşturmayı, öykü yazarlığını teşvik etmeyi, görme engelliler için alternatif bir edebiyat materyali sunabilmeyi, genel dinleyici kitlenin okuma sevgisini geliştirmeyi, yabancılar ve yurt dışında yaşayan Türk çocukları ve gençleri için Türkçe öğrenimine destek olabilmeyi istiyoruz."

Elimin altındaki müstesna çalışmaya bakarak Ateş'in hedefleri küçük tuttuğunu görüyorum. Çünkü çalışma bu haliyle edebiyatla doğrudan ve dolaylı olarak ilgili bulunan daha yüzlerce hedefi içerecek bir nitelik taşıyor.

Göksenin Göksel ve ekibini, Denizbank Kültür'ün kültürel ve edebi bir vefa örneği gösteren değerli yetkililerini kutluyor, Göksenin gibi çalışkan genç insanlar ve onların çalışmalarını iyi takdir edecek Denizbank Kültür gibi kuruluşlar var oldukça Türkçe edebiyat tekerinin tümsekte kalmayacağını görerek, insanımız ve edebiyatımız adına sevinç duyuyorum.

Teşekkürler Göksenin, teşekkürler Denizbank Kültür.

ÜÇ CAN'DAN KİTAP

1-Öykücü Ayfer Tunç, kaymakam, vali ve giderek içişleri bakanı olabilecek bir eğitim almasına rağmen, yerli edebiyatın derdiyle dertlenerek, potansiyel mesleki nimetlerini, edebiyatın külfetine tercih etmiş yazarlarımızdan biridir.

Ayfer Tunç, harika öyküler yazmaktan geriye kalan vakitte iki şey yapar: 1)Has edebiyatçılarımızı gündeme getirecek ilginç projeler üretir, gerçekleştirir. 2) Öykü konularını, kişilerini derlediği zaman ve mekanların sosyolojik kayıtlarını tutar. Bir Maniniz Yoksa Annemler Size Gelecek -70'li Yıllarda Hayatımız (2001) adlı kitabı bunun güzel örneklerinden biri olarak hep hatıralardadır.

Ayfer Tunç geçtiğimiz günlerde, yeni sosyolojik kayıtlarını "Ömür Diyorlar Buna" adıyla kitaplaştırdı (Can, 2007), Yedi Kadın, Şehirden Sesler, İki Çocuk, Kitaplardan Doğanlar, Üç Portre Denemesi ana başlıkları altında 22 yazıdan oluşan kitap, ancak bir öykücü gözünün görebileceği ve ancak bir öykücü dilinin estetize edebileceği incelikler, ayrıntılar içeriyor. Estetize derken, "anlatılması zor olanı zorlanmadan anlatma"yı kastettiğimi belirteyim ki bir kavram kargaşasına sebep olmayayım.

Tunç'un bu kitabının da sahici okurlar tarafından okunarak tüketilebileceğine inandığım için, kitaptaki bir yazının başlığını vererek kenara çekilmeyi tercih ediyorum: "Mesut Bahtiyar'dan Şarkılar Dinlediniz."

2-Öykücü Murat Gülsoy, Bu Filmin Kötü Adamı Benim (2004), Sevgilinin Geciken Ölümü (2005) adlı romanlarından sonra İstanbul'da Bir Merhamet Haftası (Can, 2007) adlı romanını okurla buluşturdu.

Murat Gülsoy, 5. öykü kitabı Bu An'ı Daha Önce Yaşamıştım'ı 2004'te yayımlamıştı. Zaman içinde romanlarının sayısı öykü kitaplarının sayısını geçer mi bilemem ama (Büyübozumu: Yaratıcı Yazarlık'ı dışarıda tutarak) son üç kitabının roman oluşuna bakıp, romanı da öykü kadar sevdiğini söyleyebilirim.

Öykücülerin, adlarını öykü tarihine yazdıracak bir yetkinliğe erişmeden roman yazmalarını hoş karşılamam. Bunu gerçekleştirmiş bir öykücünün roman yazmasını ise onun yazı damarında dolaşan kanın bereketine yorarım. Örneğin Selim İleri, İbrahim Yıldırım bu soy öykücülerdendir. Murat Gülsoy'u da bu soy yazarlara ekliyorum. Çünkü Murat Gülsoy'un da işi insanı anlatmak. İnsanı anlatmaktan kastım, ontolojik sorgulamalarla gündelik yaşantı arasında sahih ve sahici bağlar kurmayı kastediyorum; felsefi kabulleri, kurgusal şartlanmışlıkları, sulu coşkuculuğu aşarak, edebiliği her şeyin önüne alarak edebiyat yapmayı kastediyorum. Bu anlamda Murat Gülsoy'un romanları, yerli edebiyatta farklı bir edaya, içeriğe ve kurguya sahip.

3-Üç Can'ın üçüncüsü, bir Yekta Kopan Kitabı: Karbon Kopya (Can, 2007).

Fildişi Karası (2000), Aşk Mutfağından Yalnızlık Tarifleri (2001), Yedi Derste Vicdan Muhasebesi (2003), Kara Kedinin Gölgesi (2005) adlı 4 öykü kitabı vardı Yekta Kopan'ın.

5. öykü kitabı Karbon Kopya'sı, Çevirenin Notu; 'Meme'; Becerikli Bay Kerim İnal; Borges ve Ben; Kafka ile Yolculuk; Çarpışma Testi Kuklaları; Sevgili Kardeşim; Gerçeğin Halleri; Metafor adlı 9 öyküsünden oluşmuş.

Yekta Kopan da Murat Gülsoy gibi verili, hazır anlatım kalıplarını kullanmak yerine, yeni anlatım imkanları oluşturma çabası güden bir öykücü.

Dünya edebiyatında gelişmeleri yakından izleyen, yerli edebiyatın imkanlarını iyi tahlil eden Yekta Kopan, birbirlerine çevrilmeleri mümkün görülmeyen görsel dille yazı dilini bir metinde buluşturmanın imkansızlığını yepyeni bir anlatım imkanına dönüştürmeye çalışıyor.

Söz konusu imkanın bugünün edebiyat bilgileriyle bağdaşması, diğer bir söyleyişle sıradan okur tarafından hemen kavranması oldukça zor. Zor ama, yazar da geleceği kollamak, düşünmek zorunda. Bunun için Yekta Kopan görsel dilin yanısıra tiyatro diline, baskı tekniklerine yaslanarak öykülerinde bugünden kopmamayı ama geleceğe yönelmeyi tercih ediyor.

YUSUF VE KARDEŞLERİ

Hece Yayınları, Thomas Mann'ın, okunması da en az çevrilmesi kadar emek gerektiren Yusuf ve Kardeşleri adlı romanının üçüncü cildini (Yusuf Mısır'da) okura sundu.

Bizde, Yusuf Kıssası'yla, Yusuf ile Züleyha hikayesinin daha çok Tevradi bilgilerle yorumlandığı, yazıldığı bilinen bir durumdur. Elbette Thomas Mann, Yusuf ve Kardeşleri romanında doğrudan Tevrat'taki ilgili sözleri şerh etme amacı gütmüyor. Onun amacı, Yusuf ile kardeşleri arasındaki ilişkiyi, bundan doğan sonuçları bir romancı bakışıyla değerlendirmekten ve anlatmaktan ibaret. Böyle olmakla birlikte Yusuf ve Kardeşleri'nin bizdeki Yusuf ile Züleyha hikayelerine sinen Kur'an dışı unsurların keşfinde kolaylık sağlayacağını umuyorum.

Bunun için Thomas Mann'ın Yusuf ve Kardeşleri romanını, hem gerçek bir romanı keşfetmek hem de mevcut bilgilerimizi tashih etmek için mutlaka okumamız gerekiyor.

Ömür Diyorlar Buna

Ayfer Tunç

Can Yayınları

195 sayfa

İstanbul'da Bir

Merhamet Haftası

Murat Gülsoy

Can Yayınları

256 sayfa

Karbon Kopya

Yekta Kopan

Can Yayınları

173 sayfa