Özümüz Şam Kılıcı'nda yaşasın

Suriye'deki iç savaştan kaçarak Türkiye'ye sığınan "Şam Kılıcı Folklor Grubu" kaybolmaya yüz tutmuş kültürel değerlerini folklorla devam ettirmeye çalışıyor. Grup hocası Muhammed İyar Rifai "İçimiz kan ağlasa da kültürümüzü, özümüzü unutturmamak için uğraşıyoruz. Esad'ın zulmüne karşı Suriye vatandaşlarının neler yapabileceğini tüm dünyaya göstermek istiyoruz" diyor.

Yeni Şafak Aylin İzmir

Zalim Esed rejiminin Suriye'de paramparça ettiği hayatlara her gün bir yenisi daha ekleniyor. Hayallerini, umutlarını bir bavula sığdırarak farklı ülkelerde yaşam mücadelesi vermeye çalışan mültecilerin büyük bir çoğunluğu bilindiği gibi Türkiye'ye sığındı. Kimi ülkesinde yaptığı işi burada da devam ettirmeye çalışıyor, kimi ise sıfırdan bir yaşamın temellerini atmak için çaba sarf ediyor. Toplumun bir kısmı tarafından "yardıma muhtaç Suriyeli" diye ötelenen mültecilerin hayatta kalmanın dışında başka dertleri de var aslında: Yıkıntılar arasında bir başına bıraktıkları kültürlerini devam ettirebilmek. "Şam Kılıcı Grubu" işte tam da bunu istiyor. Şam folklorunu canlandırmak için kolları sıvayan bu grup, şimdilerde İstanbul'un belli semtlerinde gösteriler düzenliyor. "İçimiz kan ağlasa da kültürümüzü unutturmamak için uğraşıyoruz" diyen grubun hocası Muhammed İyar Rifai ve folklor grubundakilerle bir araya geldik.

HAPİSHANEDE ZULÜM VAR

Esed zulmü sona ermeden ülkesine gitmeyeceğini belirten Rifai, "Esad'ın zulmüne karşı Suriye vatandaşlarının neler yapabileceğini tüm dünyaya göstermek istiyoruz. Suriye halkı her zaman mazlum oldu. Burada yaptığımız işler aslında tüm bunlardan birer parça" ifadelerini kullanıyor. Türkçeyi tam olarak konuşamamanın üzüntüsünü yaşadıklarını dile getiren Rifai, ekipte bulunan arkadaşlarının ve kendisinin Suriye'deki iç savaş sırasında hapishanelerde kaldığını da sözlerine ekliyor: " Hapishanelerde akıl almaz zulümler yaşattılar bizlere. Sigara söndürürlerdi vücudumuzda. Ellerimizden asarlardı. Sürekli hakaret ederlerdi. İki kardeşim hala hapishanede." Tüm kapıların yüzlerine kapandığı sırada Türkiye'nin kendilerine kucak açmasından ötürü son derece memnun olduklarını söyleyen Rifai "Türkiye'den gördüğüm şeyleri kendi vatanımda görmedim. İyi ki Türkiye'ye gelmişiz. Hem hükümete hem de Türk halkına çok teşekkür ediyorum" diyor.

ADALETİN ARKASINDAYIZ

Babasından öğrendiği folkloru, İstanbul'da devam ettirmeye çalışan Rifai, Şam Kılıcı Grubu'nun kurucusu olarak görev yapıyor. Geçimini folklor gösterileriyle sağlayan Rifai, türlü acılara ve bitmek bilmeyen savaşa rağmen "Kültürümüze sahip çıkmalıyız" diyor ve ekliyor: "Bizlerin adeletin arkasında yer alması gerekiyor. Bunu da folklor yaparak gerçekleştiriyoruz. Yaptığımız danslarla unutulmaya yüz tutmuş değerlerimizi yeniden hatırlatıyoruz. Genellikle Kabataş'ta düğünlerde, türlü davetlerde ve bazen de özel gösteriler gerçekleştiriyoruz." Türkiye'ye gelip folklor sanatını icra etme noktasında öncü olduklarını söyleyen Rifai "Biz bu konuda bir ilki gerçekleştirdik. Folklor dışında oyunculuk da yapmak istiyoruz. Kültürel anlamda işlerimizi büyüterek devam ettirmeyi hedefliyoruz" şeklinde konuşuyor.

http://image.piri.net/resim/imagecrop/2016/05/07/05/02/resized_5269b-feb0d8b8mahmudsuruji.jpg

KILIÇ BİZE OSMANLI MİRASI

Kılıç, def ve yöresel kıyafetler kullanarak folklor dansını icra eden Şam Kılıcı Grubu, 17 kişiden meydana geliyor. Folklor yaparken mutlu olduklarını belirten Rifai "Savaş bizden çok şeyi alıp götürdü. Akrabalarımı kaybettim. Ama bizim ülkemiz için bir şeyler yapmamız gerekiyordu ve biz de folklor dansını devam ettirmeye karar verdik. Zaten ülkemize düşen bombalar birçok tarihi eserimizi ve geçmişe dönük izlerimizi yok etti. Hiç olmazsa bu değerlerimizi devam ettirebilirim diye düşündük" şeklinde konuşuyor. Kültürlerinde kılıcın büyük rol oynadığını ve bu nedenle grubun adını "Şam Kılıcı" koyduklarını söyleyen Rifai " Kılıç bize Osmanlı'dan miras kalan bir kültürel değer. Eskiden Osmanlı'da da böyle giyiniyormuş. Biz de bunu devam ettiriyoruz. Kendimizi Osmanlı'ya ait hissediyoruz" ifadesinde bulunuyor.

Yöresel kıyafetler de dikiyor

http://image.piri.net/resim/imagecrop/2016/05/07/05/02/resized_aab80-7230ce07muhammedcemalelharis.jpg

Folklorü hocası Muhammed İyar Rifai'den öğrenen Muhammed Cemal El Haris, bir buçuk yıldır bu ekiple çalışıyor. Suriye'de terzilik yaparak geçimini sağlayan El Haris, burada da yöresel kıyafetler yapıp satmaya devam ediyor. 3 kuzenini de savaşta kaybeden El Haris " Bu oyunu oynamak içimizden geliyor. Çünkü bırakıp geldiğimiz ülkemiz için bir şeyler yapmamız lazımdı. Çünkü biz bir şeyler yapmazsak kimse bir şeyler yapmayacaktı. Hem yöresel kıyafet dikerek hem de folklorla uğraşarak özümü unutmamaya ve unutturmaya çalışıyorum" diyor.

Oynarken aklıma ailem geliyor

Mahmud Suruji de "Esad benden en değerli şeyimi, babamı aldı" diye başlıyor sözlerine. Kardeşi hala hapishanede olan Suruji'nin annesi ve iki kardeşi hala Suriye'de yaşıyor. Grupta kılıç oynayan ve def çalan Suruji "Çoğu gösteride babam ve ailem aklıma geliyor. Ama her şeye rağmen hayat devam ediyor. Yapacak bir şey yok. Zalim gitmeden ülkeme geri dönmem" ifadelerini kullanıyor.