Padişahlar KÂBE'nin hâdimiydiler

Sultan 1. Ahmet'in altundan yaptırmak istediği Kâbe'yi, oğlu Sultan 4. Murat şimdiki hâliyle yaptırmış ve günümüze kadar da hiç değişmeden gelmiştir. Yâni şimdiki Kâbe Sultan 4. Murat'ın eseridir.

Mahmut Sami Şimşek
Padişahlar KÂBE'nin hâdimiydiler

Yedi kat semânın da ötesi olan Sidretü'l-Müntehâda bulunan Beyt-i Mâmûr'u melekler inşâ ederken, onun yeryüzündeki izdüşümü olan Kâbe'yi de Hz. Âdem inşâ etmiştir. Kâbe, târih boyunca 11 defâ yıkılıp yıkılıp yapıldıktan sonra en son şimdiki hâliyle Sultan 4. Murat tarafından yaptırılmış ve günümüze kadar da hiç değişmeden gelmiştir. Bakın Kâbe: Melekler, Hz.Âdem, Hz. Şit, Hz.İbrâhim, Amâlika, Curhum Kavmi, Kusay b. Kilâb, Kureyş Kabilesi, Abdullah b. Zübeyr, Haccac b. Yusuf, Sultan 4. Murat

YAVUZ SULTAN SELİM'LE BAŞLAYAN HİZMETÇİLİK

Yavuz Sultan Selim'den îtibâren Harem-i Şerif'in hizmetini halîfelik unvânıyla üstlenen Osmanlı sultanları Mescid-i Haram'a ve Kâbe'ye ne tür hizmetlerde bulunmuşlar, şimdi de teferruâta girmeden bunlardan bahsedeyim. 1518'de Yavuz Sultan Selim'in Mısır'ı fethetmesiyle zamânın Mekke Emîri Şerif Berekât, Yavuz Sultan Selim Hân'a Kâbe-i Şerîf'in anahtarlarını teslîm etmiş ve böylece Yavuz, Sultanı “Hâkimü'l-Haremeyn” unvânıyla anmıştı. Yavuz Selim Hân tevâzu göstererek bu unvânı “Hâdimü'l-Haremeyn” olarak değiştirdi. Bundan sonra da Osmanlı Sultanları, tüm yeryüzü Müslümanlarının lîderi olarak son halîfe Abdülmecid Efendi'ye kadar bu unvânı taşımışlardı. Haremeyn hizmetçiliği unvânını öylesine benimsemişlerdi ki, başlarındaki kavukların tam ortasına, mücevherlerin arasına yerleştirdikleri süpürgeyi andıran tavus kuşu tüyleri, Kâbe'yi süpüren süpürgelerdi. Hizmetçiliğin sembolü olarak bu süpürgeleri mücevherlerin arasına yerleştirerek kavuklarına sorguç diye takıyorlardı.

Haremeyn hizmetlerinin Osmanlılara geçmesiyle bu kutlu topraklarda yepyeni bir dönem başlamış, Peygamberimiz ve ashâbının hâtırâlarını barındıran eserler, sonsuz bir ihtiramla tâmir edilmiş ya da yeniden yapılmıştı.

4 MEZHEBE AİT MAKAMLAR

Yavuz Sultan Selim, Mekke'nin ilk Osmanlı vâlisi olan Emir Muslihiddin Bey'i 1515 senesinde Mısır'dan Mekke-i Mükerreme'ye göndererek, Mescid-i Haram'daki 4 mezhebe âit makamları yeniden inşâ ettirdi. Rivâyetlere göre Peygamber Efendimiz, amcasının kızı Ümmü Hânî'nin evinde iken Mîraç mûcizesi vukû bulmuştu. Yavuz Sultan Selim, bu kutsal mekânın en azından yerinin kaybolmaması için tam bu evin bulunduğu noktaya kırmızı granitten bir sütun yerleştirdi. Kânunî Sultan Süleyman, 1549 senesinde hem Mescid-i Haram'a, hem Mescid-i Nebevî'ye mermerden birer minber göndermişti. Minberlerin üzerlerine ise çok mânidâr bir âyet yazdırmıştı. Neml sûresinin 30. âyeti olan bu âyet Hz. Süleyman'ın Sebe Melikesi Belkıs'a gönderdiği mektubun da ilk satırıydı: “O Süleyman'dan geliyor. Rahman ve Rahîm olan Allah'ın adıyla başlıyor.” Kânûnî, 1552 de Kâbe'nin çatısını tâmir ettirip kapısını genişletmiş, tavaf alanı mermerleri ile Altınoluk'u da yenilemişti. Şu an mevcut olmayan Bâb-ı Ali ve Süleymâniye minâreleri de yaptırmıştı.

MESCİD-İ HARAM'IN MERMER REVAKLARI

Kânûnî Sultan Süleyman, Mescid-i Haram'ın tâmirâtı sürerken vefât edince oğlu Sultan 2. Selim, Mısır Vâlisi Sinan Paşa'yı Mescid'in tâmirâtı için vazîfelendirdi. Sultan 2. Selim de Kâbe avlusunun 3 sıra hâlinde mermer sütunlardan oluşan revaklarının ahşap çatıların yenilenmesi vazîfesini Mısır Vâlisi Sinan Paşa'ya verdi. Sinan Paşa da hâlen mevcut olan soğan kubbeleri yaptırdı. Sonradan Suûdîler bu kubbelerin bâzılarını yassılaştırdılar. Kâbe'yi tâmir eden 2. Selim, Kâbe'nin içerisine mücevherlerle süslü 4 altun kandil astırmıştı. Bunlardan üçü şehzâdeleri, biri kendi adına asılmıştı. Kendi adına asılan bu kandilin içine de altunla işlenmiş bir mendile, kendi eliyle yazdığı bir tazarrûnâme koymuştu. Bu kandiller hâlen Kâbe'nin içerisinde mevcuttur. Sultan Selim'in vefâtından sonra yerine geçen Sultan 3. Murat döneminde Kâbe ve Mescid-i Harâm'ın inşâası tamamlandı.

SULTAN AHMET KABE'Yİ ALTUNDAN YAPMAK İSTİYOR

1610 yılında yağan şiddetli bir yağmur netîcesi Kâbe'yi seller basmış, Kâbe çok tahrip olmuştu. Sultan 1. Ahmet, Kâbe'yi temeline kadar yıktırıp yeniden yaptırmak istemişti. Şeyhülislâm'dan fetvâ istedi: “Kâbe'yi temeline kadar yıktırıp 1 taşı altun 1 taşı gümüş olmak üzere yeni baştan yaptırmaktır murâdımız” Lâkin Şeyhülislâm muvâfık bulmamış ve “ Sultanım, Kâbe'yi aç gözlü küffârın hedefi hâline getirmek mi dilersiniz. Bırakın Peygamber Efendimiz zamanındaki hâliyle taş binâ olarak kalsın. Zîrâ Yüce Allah dileseydi Kâbe'yi zümrütten zebercetten yapardı” dedi.

Sultan 1. Ahmet, 1611 yılında da Altınoluk'u yeniledi ve zemzem kuyusunun 1 metre içerisine demirden kafes koydurdu. Zîrâ pâdişaha gelen ilginç haberlerden biri de; cezbeye gelen bâzı hacıların kendilerini zemzem kuyusuna atmalarıydı.

1629 Akik Vâdisi'nden gelen seller Kâbe'nin 3 duvarını birden yıktı. Ulemânın fetvâsıyla ve Sultan Murat'ın fermânıyla, Kâbe'nin kalan bu duvarı da yıkılarak 11. defâ yeniden inşâ edildi. Bu inşaat tam 360 gün sürmüştü. Ebû Kubeys Tepesi'nin tam karşısında, Hz. Ömer Dağı'nın önündeki, şu an Kâbe Kayalığı denen yerden kesilen Hedap denilen Mekke'deki en sert taşlardan inşâ edildi Kâbe. İnşaat esnâsında da 600 hâfız gece-gündüz sürekli Kur'an okumuşlardı Kâbe'nin etrâfında. Her sene Kurban Bayramı'nda Kâbe'nin örtüsü değiştirilirken, o sene ilk ve son defâ Ramazan Bayramı'nda, yeni bayramlık elbiselerini giymişti Kâbe. 95 kapısı olan Mescid-i Haram'ın kapılarından birisine, Kâbe'yi yeniden inşâsına hâtırâ olması niyetiyle, Sultan 4. Murat'ın ismi verildi.

SULTANLARIN MESCİD-İ HARAM'A HİZMETLERİ

2. Ahmet Mescid-i Haram'ın zeminini, 2. Mustafa da Haceru'l-Esved'in mahfazasını yenilemiş, Kâbe'nin çatısını ve içindeki 48 basamaklı merdiveni tâmir ettirmişti. Haremeyn'de Kur'an ve Delâilü'l-Hayrât (Salavât-ı Şerîfe Mecmuâsı) okunması için maaşlı görevliler tâyin eden de Sultan 3. Mustafa idi.

1. Mahmut, Haremeyn-i Şerîfeyn'e altundan şamdanlar ve kristal avizeler hediye etmiş, 1. Abdülhamid de zemzem kuyusu üzerine daha önceden yapılan çeşme ve sebili yenileyerek mermerden yaptırdı. Makâm-ı İbrâhim'i ve Şâfiî Makâmını tâmir ettiren, Bâbü'l-Umre üzerindeki minâreyi de yeni baştan yaptırtan ve Kâbe'yi korumak maksadıyla Ecyad Kalesi'ni yaptıran da yine Sultan 1. Abdülhamid'dir.

Hatîm'in içerisindeki Hz. İsmail ve Hz. Hacer'e âit mezarların üzerine 3. Selim, hurma ve zeytin motifli 2 mezar taşı koydurtmuştu. Bu 2 mezar taşı da yine Mekke Müzesi'ndedir.

Babası 1. Abdülhamid'in yaptırdığı Ecyad Kalesi'ni tâmir eden Sultan 2. Mahmut, daha önce bu civarda 3. Selim tarafından yaptırılan Sulful ve Hindî Kalelerini de 1820 li yıllarda yeniden yaptırmıştır. Fakat mâlesef 2002 yılında Suûdîler tarafından yıktırıldı.

ABDÜLMECİD VE HATİM

Sultan Abdülmecid 1843 senesinde Kâbe'nin içini, etrâfındaki revakların üzerindeki kubbeleri, Haceru'l-Esved ve etrâfını tâmir ettirerek gümüş mahfaza içerisine aldırdı. Altınoluk'u yenisiyle değiştirdi. Harem-i Şerif etrâfındaki direklere 7 direk daha ilâve etti ve buralara kandiller koydurdu. Hanefî makâmını tâmir ettirdi. Mescid-i Haram'ın mahzenlerine 1 kütüphâne ve 1 muvakkithâne yaptırdı. Kâbe'nin kuzey yüzüne bakan Hatîm ( Hicr-i İsmail ) duvarını yenileyen de Sultan Abdülmecid'dir. Kardeşi Abdülaziz ise Kâbe'nin içerisine ilk defâ perdeler astıran pâdişahtı. Üzerinde esmâ-i ilâhiye dokunmuş bu kırmızı perdeler de yine Mekke Müzesi'nde muhâfaza ediliyor. Mescid-i Haram'ın minârelerinden biri olan Aziziye Minâresini de yaptırmıştı lâkin şu an Osmanlı minârelerinin yerinde Suûdîlerin yaptırdığı 9 minâre arz-ı endâm ediyor.

Kâbe'ye en son hizmet veren pâdişah Sultan 2. Abdülhamid Han'ın altından ve gümüşten yaptırdığı Kâbe anahtarları şu an Mekke Müzesi'nde. Safâ-Merve'yi, Zemzem Kuyusu'nu tâmir ettirmiş ve Hamîdiye su hattını yaptırmıştı.

Görüldüğü gibi sâdece ve sâdece Mescid-i Haram ve Kâbe'ye âit hizmetlerinden bahsettiğim Osmanlı Sultanları, HÂDİMÜ'L-HAREMEYNİ'Ş-ŞERÎFEYN unvânının hakkını tam mânâsıyla vermişlerdi. Receb-i Şerîfiniz Mübârek ola…