Pazar günü kesinlikle güvenilmez biri olurdu

Halil İbrahim İzgi
Pazar günü kesinlikle güvenilmez biri olurdu

Pazar günleri bir gazeteci için nedir, ne değildir? dedik ve Star Gazetesi yazarlarından Fadime Özkan'ın kapısını çaldık. Fadime Özkan için Pazar günleri 'eski' ve 'şimdiki' pazarlar diye ikiye ayrılıyor. Malum ikiye bölününce de duyguları da Pazar günleri için karmaşık bir hal alıyor. İşte Fadime Özkan için Pazar gününün anlamı: 'Esasen karmaşık duygular besliyorum Pazara karşı. Sevdiğim zamanlar da olmuştu, çocukken, üniversitedeyken evet, Pazar sevdiğim güzide bir günümüzdü. Çocukken, ödevlerin bitmiş, tırnakların kesilmişse Pazarı sevmek için sebebin çoktu. Bir kere ailece uzun kahvaltılar edilirdi, illa bir yerlere gidilirdi, bu bazen de piknik olurdu, televizyonda kovboy filmleri çıkardı, babamız hemen her istediğimizi alırdı... Eh çocukluk bittiğinde zaten planlarınızı az çok kendin yapar oluyorsun, istediğin şeyleri yapıyorsun. Sonra pazarlar tekrar ailenin, bu kez daha kalabalık bir kadroyla bir araya gelme gününe dönüşüyor. Çalışmadığım, başka bir yerde olmadığım bir pazarsa o, yine sevdiğim bir gün olabiliyor. Duruma göre değişiyor yani.'

PAZAR, RÖPORTAJ DEMEK

Star gazetesinin haftalık röportajlarını yapan Fadime Özkan için rutin bir Pazar günü demek doğal olarak o röportajı hazırlamak oluyor. Durum böyle olunca da elbette Pazartesi sendromu diye bir şey de kalmıyor. Yok eğer röportaj sayfasını nadir de olsa erkenden yapabilmişse o zaman Pazar gününün anlamı da Özkan için değişiyor. Aile bireyleriyle geçiren Pazar günleri kadar karda, yağmurda yahut bir bahar gününde doğada yürümek de Özkan için güpgüzel bir Pazar günü geçirme anlamına geliyor.

Fadime Özkan'a göre Pazar günlerini sevmeme diye bir şey olamaz. Şu güzelim Pazar nasıl sevilir peki? İşte Özkan'dan tavsiye: 'Sıkıntı varsa giderirsin, kalkar sevdiğin bir şeyi yaparsın, sevdiklerinle buluşursun, iki çift lafın belini kırarsın, olmadı evini hayatını derler toplarsın. Olmadı mı? Sıkılmanın keyfini çıkar o halde. Bunu da yapamıyorsan 'sıkı can iyidir, çıkmaz' lafına müstehaksın!'

KİTAP DEĞİL EK OKUMA GÜNÜ

Fadime Özkan için Pazar günleri kitap değil gazete okuma günüdür. Daha doğrusu ekler günü. 'Kişi röportajları, güzel hikayeler, ilginç konular, edebi lezzeti ya da entelektüel ağırlığı olan metinler yahut sabun köpüğü bir sürü şey aynı gün sunulur okura' diyen Özkan, 'Herkes meşrebine göre seçer ve okur. Gerçi internetin imkanları gazeteyi kağıttan okunan bir şey olmaktan neredeyse çıkardı, bu da işin tadını fena kaçırdı ama hala, elleri kömür taşımış gibi kirlenene kadar kötü kağıttan gazete okuyan çok kişi var hayatta. Değişmeli elbette bu. Gazeteler gazetelerini bulaşmayan kağıtlara basmalı' şeklinde anlatıyor.

Pazar günü için Fadime Özkan'ın favori mekanı yok ama 'Tembellik hakkımı kullanıyorsam mümkünse günü yere paralel olarak geçireyim' diyerek kırlara bayırlara doğru bir işaret çakıyor. Bir de önemle şunu ekliyor: 'Aman kalabalık ve gürültü olmasın.' Pazar günü bir insan olacak olsa nasıl birisi olurdu? sorusuna ise şöyle cevap veriyor: 'Psikiyatrların teşhisi ne olurdu bilmem ama benim pazar günüm bir insan olsaydı kesinlikle güvenilmez biri olurdu. Bağlanamazsın, ona göre plan yapamazsın. Günü gününü tutmaz, saati saatine uymaz. Ya deli fişek çalışır, ya yatar yuvarlanır. Bir bakarsın günde 25 kilometre yürür gıkı çıkmaz, bir bakarsın mutfağa gidecek takati yok. Konuşkandır ama. Mızmızlanmaz da Allah için. Hem neşesi de güzeldir. İyidir hoştur.'