Sabah Gazetesi Yazarı Haşmet Babaoğlu bugünkü köşesinde Kutlu Doğum Haftasını ve Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed'i anlattı. Kutlu Doğum'u köşesine taşıyan Babaoğlu bunu sebebini de "malum merkez medyanın şu köşesinde her konuda yazarız da bu konulardan köşe bucak kaçarız" diyerek açıklarken köşesinde bu konulara değinmeyenleri de eleştirdi.
TİTREMENE LÜZUM YOK, BEN KRAL DEĞİLİM
Yazar Babaoğlu okuyucularına Mekke'nin fetih günü yaşanan ve Efendimizin hadisi olan olayı da anlatan yazısında "Bir adam Resulullah'ın yanına yaklaştı. Korkudan, heyecandan titriyordu.
Resulullah da gördü adamın bu halini ve dönüp seslendi: " Titremene lüzum yok, ben kral değilim "
Ve ardından dedi ki; " Kureyşli kuru et yiyen bir kadının oğluyum ben." dediğini aktardı.
Bu hadisi her okuyuşumda sarsılırım diyen yazar, Düşünün...
Mekke'yi fetheden kuvvetlerin başındaki kişinin ve Peygamber'in önünde titremez de insan, kimin önünde titrer? "
İktidarı olağanüstüleştirme " insanlık tarihi kadar eski bir hikâyedir çünkü..Hatta geçmek bilmeyen bir hastalıktır.
Güçlülerin, militerlerin, kendine soy sop iktidarı ve havası yaratanların, en sıradan makamların sahiplerinin önünde korkar, ezilir, büzülür, titrer insan..Ya bugün?
Popüler şöhret denen şeyden bir parça nasiplenmiş kişilerin bile yanına yanaştığında titremeye kapılıp ağzını açamayanları görürsünüz" diyor.
Nedir Peygamber'i böyle davranmaya, böyle söylemeye iten? sorusuna yanıt arayan Babaoğlu yazısının devamında,
İlk akla gelen hep tevazu kavramı olur bu durumlarda. Tevazu deyip geçmek doğru olur mu?
Hayır! Yanlış olur. Hele tevazuyu alçakgönüllülük veya kendini küçültme olarak ele alıyorsanız, bu iyice yanlış olur.
Çünkü " Titremene lüzum yok, ben kral değilim " diyen Hz.Muhammed, unutulmamalıdır ki, Adem Aleyhisselam'dan beri Peygamber olduğunu, yani " fark "ını hep dile getirmiştir.
Burada vurgulanan şey...
İsmet Özel'in sözleriyle " kralın ve krallığın çarpıklığıdır ." (40 Hadis, İsmet Özel. 2005, Şule Yayınları.)
Daha doğrusu, âlemde " kral olma "nın; saltanat kurup, saltanat sürmenin çarpıklığı dır burada altı çizilen, hiç kuşku yok!" diyor.
Yazar Babaoğlu, başlığını da taşıdığı Hz. Muhammedin hadisinin ürpertici olduğunu söylerken,
"Elbette bu meselelerin acemisi ve ilahiyatçılara hem saygı duyup hem de kibirlerinden ürken biri olarak altından kalkamayacağım kadar ileri gitmek istemem.
Ama Peygamber'in bu sözünde tatlı bir dalga geçmeyle, derin bir "hakikat"in bir arada bulunuşunun beni çok etkilediğini söylemeliyim.
Belli ki, yanında tir tir titreyen adama şunu hissettirmek istemiştir.
Demek istemiştir ki...
Peygamberim, farkım bu..
Başka farkım yok.
Sen ve ben insanız.
Beni sana üstün kılacak, ne soy sop, ne kavim ne de bir iktidar bağı olamaz" diyor.