ERDEM DÖNMEZ
“Şair-i maderzât” namıyla tavsif edilen İsmail Safa’nın eşi Server Bedia Hanım, büyük oğlu İlhami Safa ve küçük oğlu Peyami Safa, Meşrutiyet devrinden başlayarak yarım asrı geçen bir dönemde edebiyat ve gazetecilik çevrelerinde isimlerinden sıklıkla söz ettirir. Server Bedia Hanım, Meşrutiyet devri kadın mecmualarında çeşitli türlerde eserler kaleme alırken İlhami Safa gazeteciliğin mutfağında yetişir. İsmail Safa’nın vefatından sonra annesi ve kardeşiyle birlikte İstanbul’a gelen İlhami Safa genç yaşta gazeteciliğe başlar. Servet-i Fünun, İkdam, İçtihat, İleri gibi Türk basın tarihinin önemli mecmualarında görev alan İlhami Safa, Yirminci Asır, Son Telgraf, Yeni Sabah, Hafta, Kültür Haftası, Yeni Hayat gibi pek çok gazete ve derginin çıkışında önemli rol oynar. Ailenin en küçüğü Peyami Safa da erken yaşlardan itibaren basın çevrelerinde görünür ve vefatına kadar kalemiyle geçimini sağlayarak ailenin en üretken ismi olur.
KARDEŞ PAYI BİR MÜSTEAR
Peyami ve İlhami Safa, basın çevrelerindeki faaliyetlerinde sıklıkla birlikte hareket ederler. 1919’da Yirminci Asır gazetesine başlayan bu birliktelik 1930’lu yıllarda Hafta ve Kültür Haftası mecmualarında devam eder. İlhami Safa daha çok matbuat dünyasının teknik ve yönetimsel boyutunda görev alır; ayrıca gündeme dair köşe yazılarıyla yazı hayatını daha çok gazeteci kimliğiyle sürdürür. İlhami Safa, 1944’ten sonra kısa bir süre kendi adıyla ve Behçet Safa müstearıyla popüler nitelikli on bir roman kaleme alır. Peyami Safa ise başlangıcından itibaren köşe yazıları, polemikleri, tefrika roman ve hikâyeleriyle son derece üretkendir. Beşir Ayvazoğlu’nun belirttiğine göre 1918’den itibaren annesinin ismini müstear olarak kullanmaya başlayan Peyami Safa, Server Bedii imzasıyla özellikle popüler nitelikte kurmaca eserler üretir. Ayrıca gazetelerde bu isimle pek çok yazı kaleme alır. Bu bilgi çerçevesinde daha çok Peyami Safa’yla özdeşleşen Server Bedii müstearının kullanımıyla ilgili gözden kaçan bir durum 16 Eylül 1934’te Vakit ve Milliyet’teki bir dava haberinde kendini gösterir. Hafta mecmuası aleyhine açılan davada belediyenin manevi şahsiyetini tahkir eder mahiyette bir yazıdan dolayı mecmuanın sahibi İlhami Safa ile yazıyı yazan Server Bedii aleyhine dava açılır. Yazıyı müstear adla yazdığı iddiasıyla Peyami Safa da mahkemeye dahil edilir. İlhami Safa, yazıyı kendisinin yazdığını, Hafta mecmuasının hem sahibi hem neşriyat müdürü bulunduğunu, yazıyı yazarken katiyen belediyenin manevi şahsiyetini tahkir etmek fikrini beslemediğini söyler. Peyami Safa da Server Bedii imzasının kendisine ait olduğunu doğrular. Fakat bu imzayı döneminde bazı kadın mecmualarında annelerinin de kullandığını, ağabeyinin de bu imza ile İçtihat mecmuasında bazı yazılar yazdığını, kendisinin de uzun müddet bu imza ile hayli roman, hikâye ve fıkra yazdığını, fakat bu arada İlhami Safa’nın da bu müstearı kullanmaya devam ettiğini belirtir (Vakit, 16 Eylül 1934). Bu bilgiler ışığında Server Bedii müstearını 1930’lu yıllarda İlhami Safa’nın da kullandığı, hatta Meşrutiyet devri kadın mecmualarında da rastlanan bu ismin Server Bedia Hanım’a ait olduğu anlaşılır.
NASIL AYIRT EDİLEBİLİR?
Peyami Safa ile ilgili yapılan çalışmalarda daha önce gözden kaçan bu bilgi, söz konusu imzayla kaleme alınmış yazılara ihtiyatla yaklaşılmasının gerekliliğine işaret eder. Server Bedia Hanım’ın daha erken dönemde bu imzayı kullandığı ve 1932’de vefat ettiği dikkate alındığında, özellikle 1930’ların hareketli matbuat ortamında Server Bedii müstearının iki kardeş arasında pay edildiği ortaya çıkar. İlgili dava haberinin dışında başka herhangi bir kaynakta geçmeyen bu bilgiye de elbette ihtiyatla yaklaşmak gerekir. Ancak söz konusu ayrıntı aynı zamanda Server Bedii imzalı her yazıyı Peyami Safa’ya mâl etmeye de engel teşkil eder. Bu kapsamda özellikle Server Bedii imzalı yazıların dil ve üsluplarına dikkat kesilmek, araştırmacılar için yol gösterici olacaktır. Bu karşılaştırmayı yapabilmek için de ağabey İlhami Safa’nın köşe yazıları ve kurmacalarındaki dil ve üslubu açığa çıkartmak elzemdir.
İlhami Safa’nın romanlarına ilk dikkat çeken Erol Üyepazarcı, onun romanlarının sayısını on üç olarak belirlese de bu sayının ikisi tefrika olmak üzere on bir olduğu tespit edilmiştir (bkz: Erdem Dönmez, İlhami Safa’nın Romanlarında Popüler Açmazlar, Sonçağ Akademi, 2023). Polisiye ve macera nitelikli bu kurmacaların anlatım özellikleri ile Peyami Safa’ya ait olduğu bilinen Server Bedii imzalı diğer kurmacaların karşılaştırılması, müstearı kimin kullandığını göstermesi bakımından yol gösterici olabilir. Ayrıca Birinci Dünya Savaşı’nın ilk yıllarından itibaren matbuat çevrelerinde görülmeye başlanan İlhami Safa’nın kurmaca dışındaki yazılarının tespiti ve incelenmesi de Server Bedii müstearının kullanımındaki belirsizliği çözmek için yol gösterici olabilir.