Türk ve Ermeni gazeteciler olarak gerçekleştirdiğimiz gezinin Türkiye ayağını geçtiğimiz hafta sizlerle paylaşmıştık. Şimdi sırada Ermenistan'dan hikayeler var. Bu bölümde Ermenistan'da yaşayan ve Erzurum, Kars, Muş, Ağrı'dan kopup gelen ninelerle dedelerin öykülerini ve torunlarının günümüzde bu meseleye bakışını paylaşacağız.
Ermenistan'da 3 milyonluk nüfusun yarıdan fazlası başkent Erivan'da yaşıyor. Ermenistan'da kimle konuşursanız konuşun mutlaka kökleri Türkiye'ye uzanıyordur. Bazıları soyadını bile Türkiye'de bulunan ilçelerden almış. İspiryan bunlardan biri. Erzurum'un İspir ilçesinden göç edenlerin torunları bugün Ermenistan'da hayatlarını sürdürüyor. Bu gezi esnasında hepsinin Türkiye'ye dair kurduğu ortak bir cümle var. Grubun sözcülerinden İspiryan bu sözleri şöyle açıklıyor: “Biz Ermenistan'dan kalkıp Türkiye'ye geldiysek bu korkmadığımızı, saygı duyduğumuzu gösterir. Biz Türklere düşman değiliz. Düşmanlık yaratanlara karşıyız.”
BU SORUNU TORUNUM HATIRLAMASIN
Tüm yolculuk boyunca en etkili hikaye ise kuşkusuz Nouneh Sarkissian'ındı. Internews Armenia'da çalışan Nouneh'in ninesi Van'dan göç etmiş. Van'da eski Ermeni mahallesinde dolaşan, büyükannesinin izlerini arayan Nouneh gözyaşlarını tutamıyor. Nouneh için bu yolculuğun bir de özel amacı var. Gelin bu hikayeyi onun dilinden okuyalım: "Büyükannem bana masal yerine Van hikayeleri anlatırlardı. Ben şimdi sadece Van'a gitmedim, orada büyükannemi gördüm. Onun gözüyle gezdim. Tabii ki onun anlattıklarını göremedim. Van Kalesi'ne yakın bir Ermeni mahallesinde yaşıyorlarmış. Benim için çok zor bir andı, şimdi bütün masallar bitti. Masalı bitirmek için gelmem gerekiyordu. Bizim bu turda Van'dan Kars'a takip ettiğimiz yol onların da kaçış yoluymuş. Bana bunu anlatmıştı. Bu turda da sanki ben de onun yolunu izliyordum. Bu yaşananlar millet olarak kalbimize nefret koydu. Bu nefret çok yıkıcı, ortadan kaldırmamız lazım. Ben olayları hatırlıyorum, kızımın bu sorunu hatırlamasını istiyorum ama torunumun bunu hatırlayacak bir nedeni olmasın istiyorum.”
TÜRKLERDEN KORKUYORLAR
Nouneh'in sarsıcı hikayesinden sonra gruptaki gazetecilerden Kristine Aghalaryan'la konuşmaya başlıyoruz. Büyük büyük dedesi 1915'ten önce Ermenistan'a göç etmek zorunda kalmış. Kristine'nin ailesi geçmişiyle bağlarını hiç koparmıyor. Büyük amcası 1831'de yola dökülen ailesinin hikayesini şimdi bir kitapta topluyor. Bu kitap hakkında bilgi veren Kristine, yolculuk boyunca iyi diyalog kurduğumuz gazetecilerden biri. Türkiye'deki gezi boyunca gördüğü herkese, dedelerinin memleketi Erzurum'u soran Kristine, yakın zamanda köklerine yeni bir yolculuk yapmak istediğini belirtiyor. Erzurum'un Oltu ilçesinde dedesine ait evi–eğer hala ayaktaysa- bulmak isteyen Kristine'in soyadı ağadan geliyor. Daha sonra Aghalaryan olmuş. Hikayenin gerisini Kristine şöyle anlatıyor: “Büyük dedemlerin Erzurum'da çok fazla çiftlikleri varmış. Bu yüzden onlara ağa deniyormuş. Soyadımız da buradan gelmiş. Bulundukları bölgede huzur içerisinde yaşarken 1831'de göç etmek zorunda kalmışlar. Bana tüm bunları amcam anlattı. O şimdi ailemizin tarihi hakkında bir kitap yazıyor.” Türkiye'ye ikinci kez gelen Kristine'ye hissettiklerini soruyorum. “Ailemin göç ettiği Erzurum'u görmek beni heyecanlandırdı. Bu bölgelerin hiç bu kadar zengin olacağını tahmin etmemiştim.” Ermenistan'ın genelinde nefret söyleminde bulunanların sayıca fazla olduğuna dikkat çeken Kristine, “Hrant Dink'in ölüm haberini aldığımda büyük bir şok yaşadım ve durup düşündüm. O gün benim için çok zordu. Büyük dedelerinin anlattıkları yüzünden kimse Türklerle diyalog kurmak istemiyor. Açıkçası Türklerden hala korkuyorlar” diye belirtiyor.
BİTLİS'TEN ERMENİSTAN'A BİR KAÇIŞ HİKÂYESİ
Diana Muratyan dedesinin anlattıkları ve yaşadıkları nedeniyle oldukça ilginç bir kız. Büyükbabasının hikâyesi ise filme çekilse Oscar alacak nitelikte. Hikâye Bitlis'te başlıyor. Yaşadıkları yerde işler iyice karışınca anne, iki oğlunu yakalarına paralar dikerek, göç edenlere teslim ediyor ve kendisi Bitlis'te kalıyor. Yolda kardeşiyle ayrı düşen Vartan'a Aras Nehri'ni geçmesi için yardım eden Rus asker onu bir yetimhaneye yerleştirmiş. Yetimhaneden Ermeni yaşlı bir kadının evlatlık aldığı Vartan'ın hayatı o günden sonra değişmeye başlamış. Üvey kardeşleriyle beraber büyüyen Vartan'ın üvey annesi onunla evlenmek istediğini söylediğinde hayatı alt üst olmuş tabi. İtiraz hakkı da olmadığı için mecburen evlenmiş. Bir süre sonra eşi ölmüş ve Vartan da üvey kardeşlerinin babası olmuş. Vartan soyadını bilmediği için, kaybolan kardeşinin ismini kendisine soyadı yapmış; Muratyan. Bu arada kardeşini de aramaya devam etmiş. Oldukça fakir erkek kardeş Murat'ı bulduğunda, onu bacağındaki ben izinden tanımış. Ve mutlu son! Bitlis'ten başlayan bu ayrılık hikayesi Vartan'ın gerçek soyadı olan Hudeyan'ı öğrenmesiyle artık başka bir boyutta.
DİYALOG GELİŞMELİ
GPoT Center, Yerevan Press Club (YPC) ve Internews Armenia'nın gerçekleştirdiği “Türkiye-Ermenistan Diyaloğu'nu İyileştirme Projesi'nin bir diğer ayağında ise 5 Ermeni gazeteci Türkiye'ye geldi ve ülkemizden haberler yaparak Ermenistan'da yayınlanmasını sağlıyorlar. Aynı şekilde 5 Türk gazeteci de Ermenistan'da haberler yaparak Türkiye'deki gazetelere yolluyorlar. Bir diğer çalışma ise öğrencilere yönelik. 6 Türk ve 6 Ermeni öğrenci İstanbul'da buluştu ve toplamda 12 tane kısa film çekti. Bu filmlerde Türkler Ermenileri, Ermeniler ise Türkleri anlattı. Projenin son kısmında ise Türkiye- Ermenistan ilişkilerini ele alan 8 tane talk show programı hazırlanacak. Tüm bu çalışmaların amacı medyanın bu soruna olan ilgisini arttırmak. İnterviews Armenia adına konuşan Manana Aslamazyan “Biz bu konunun medyada objektif olarak değerlendirilmesini istiyoruz. Bu çok zor bir proje, iyi sonuç almak da zor ama biz yine de deneyeceğiz” diyor. Yerevan Press Club'ın başkanı Borris Navasardyan ise artık insan hikayelerine odaklanmak gerektiğine vurgu yapıyor. Türkiye'de durumun olumlu olduğunu söyleyen Navasardyan “Yayınlar çeşitlendikçe insanların algısı da genişliyor. Otobüs turundan sonra iki ülke gazetecileri arasında iyi ilişkiler kurulacağına inanıyoruz” şeklinde konuşuyor.
Yazar değişimleri başlıyor
Türkiye-Ermenistan arasındaki ilişkileri iyileştirmek adına 20 hafta sürecek olan yazar değişim programı uygulanacak. Bu programda Türk yazarların yazıları Ermenistan'daki gazetelerde, Ermeniler'inki de Türkiye'deki gazeteler de yayınlanacak