Türk Sineması, son 10 yılda gerçek anlamda kabuğunu yeniledi. Erotik filmlerin 1975'ten itibaren Yeşilçam'ı esir almasının ardından, sinemamız gerek çekilen film sayısı, gerekse izleyici pazarında küçülme gösterdi. Ancak son 10 yılda piyasaya giren yeni yönetmenler ve yıldızlarla bambaşka bir sinema dili oluşturuldu. Bu süreçte en büyük yarayı da Yeşilçam'ın emekçileri aldı. Işıkçısından setçisine, kameramanından oyuncusuna kadar sinemanın yüzlerce kahramanı yeni süreçte işsizliği ve terkedilmişliği yaşadı, yaşıyor. Yeni Şafak, Yeşilçam'ın altın çağının son kahramanlarını bir araya getirdi.
KAZANDIĞINI ÇİÇEK PALAS'TA YİYENLER BUGÜN AĞLIYOR
Yusuf Çetin, pek çok 'vurdulu kırdılı' filmde oynamış, Cüneyt Arkın ve Kemal Sunal'dan bol bol dayak yemiş, 400 kadar filmde rol almış. Sinema Oyuncuları Sendikası Başkanı olan Çetin, Yeşilçamcıların en büyük probleminin, 'sigortaların ödenmemesi' olduğunu söylüyor: “Televizyonlarda sık sık parasızlıktan aç kalıp ölen emektar oyuncu haberleri izliyoruz. Sinemadan kazandıkları paranın tümünü Çiçek Palas'larda yersen sonun böyle olur elbette. Kültür Bakanı Günay'ı tebrik ediyorum. Kendilerinden biz sinema emekçilerin de beklentisi var.”
ABİ OLMADIYSA BİR DAHA YAPALIM!
Kameraman Ahmet Servidal, sinemaya 1976'da set işçisi olarak başlamış. Cüneyt Arkın'ın 'Kanije Kalesi' filmiyle ilgili bir anısını şöyle anlatıyor: “Kadir Kök, kafasını gömleğinin içine soktu ve üste bir kafa yerleştirildi. Arkın'la at sürmeye başladılar. Cüneyt tam 'Kadir' diye nara atıp kılıcını savurunca Kadir kendisini at üstünden taşlı araziye fırlattı. Yönetmen Yılmaz Atadeniz 'stop' dedi. Kadir'in ilk sözü, 'Abi olmadıysa bir daha yapalım' oldu.”
Sol bekliyordum, sağ kroşe çaktı
Süheyl Eğriboz (Oyuncu): Yüzümün pek çok yerinde ve kafamda hasarlar var. Hepsi çekimlerde oldu. İş kazası oluyor. Cüneyt ile (Arkın) çalışırken birbirimizin dilinden anladığımız için fazla kaza yaşamazdık. Bazen çekimlerden önce Cüneyt'in Silivri'deki evinde veya bir lokalde sette çekeceğimiz kavgaya hazırlanırdık. Ben şimdi yeni jönlerle çalışmaya korkuyorum. Ben sol yumruk bekliyorum. Sağ kroşe çıkmaz mı? Bereket, refleksim var, kaçtım.
Sosyal güvence istiyoruz
Halil Dede (Set Amiri): Sinemaya dekor işçisi olarak başladım. Rahmetli Osman Seden'in filmlerinde sette panoları boyardım. Uzun yıllar şimdi kapanmış olan Kemal Film'de çalıştım. Sinemacıların sosyal güvencesi yok. Herkes gibi kendimiz ve ailemiz için sağlık hizmeti alabileceğimiz ve emekliliğimizde sıkıntı yaşamamamız için sigorta istiyoruz. Bugün, en büyük sorunumuz bu.
Bugünküler Yeşilçam'ın ekmeğini yiyor
Turgut Köse (Işık Şefi): Yeni arkadaşlar Türk Sineması'nın ekmeğini yiyorlar. Şimdi üç günde görüntü yönetmeni oluyorlar. Çok saygısız da bir nesil var. Şimdikiler Türk Sineması'nı sevmiyorlar. Ömer Kavur'un filmlerini, Ayhan Işık'ın reklâmlarını çektim. O zamanlar hiç boş kalmıyorduk. Ama şimdi bize iş vermiyor, sinemaya küstürüyorlar.
Kendim ettim, kendim buldum!
Zafer Ayden (Prodüksiyon Amiri): Bugün şikâyet ettiğimiz konulardan bir kısmı bizim ihmalkârlığımızdan kaynaklanıyor. Biz çok çalışıp iyi paralar kazanırken, ne sigorta talep ettik ne de sosyal güvence. Hatta yapımcı sigorta yapmak için kâğıtlarımızı istediğinde bile önemsemedik. İşsiz kalabileceğimizi hiç düşünmedik. Hep bize mecbur olacaklar sandık.