Film ve roman evliliği, beyazperdenin tarihi boyunca sürüyor. Günümüzde de yapımcılar için okur tarafından ilgi gören romanlar, okurları hazır bir izleyici kitlesi olarak gören yapımcılar tarafından oldukça rağbet görüyor. Hatta uyarlamalarda çoğu zaman romanın ismi bile değiştirilmiyor bu yüzden. “Aynı adla romandan uyarlanan film” kalıplı tanıtım cümleleri bu yüzden sıkça karşımıza çıkıyor. Roman haliyle ilgi toplayan ve beğeni kazanan bu eserler, yönetmenler için beyazperdeye hakkıyla yansıtılamama riskini de beraberinde getiriyor. Okurken hayal dünyamızı zorlayarak ve zenginleştirerek çizdiğimiz kahramanlar, mekanlar somutlaştırılıyor, hazır olarak önümüze sunuluyor. Yönetmenin hayal dünyasından gösteriliyor karakterler, mekanlar.... Şayet romanı okumadan önce filmi izlediysek Türkan Şoray, 'Çalıkuşu Feride'; Renee Zellweger, Biridget Jones; 'Zübük' ise Kemal Sunal olarak yerini buluyor zihinlerimizde. Kitap kültürü yerine, görsel kültürün yaratılmaya çalışıldığı Batı toplumlarının zorunlu bir sonucu olan roman-sinema evliliği, sözlü kültürü, yazılı kültüre her zaman tercih etmiş toplumuz için de biçilmiş kaftan. Özellikle son dönem çocuklar ve gençler arasında salgın gibi yayılan romanlar, film sektörünü mıknatıs gibi kendine çekmekte. Sanatsal kaygılardan öte maddi kazanç planlarının öne çıktığı bu yönelimi cezbeden romanlardan biri de Yüzüklerin Efendisi.17 senelik bir yazma sürecinin ürünü olan İngiliz profesör John Ronald Tolkien'in bu ünlü fantastik üçlemesinin ilki 1954'de yayınlandı. Hobbitler, elfler, orklar gibi gerçeküstü güçlerin yer aldığı evrensel etkileri olan tılsımlı bir yüzüğü elde etmek için iyi ve kötülerin mücadele ettiği film de üçleme halinde çekildi. Peter Jackson'un yönettiği filmler de gişe rekorları kırdı. 2002 yılında gösterimine başlanan filmler aynı anda bir buçuk yıl gibi kısa bir sürede fabrikasyon bir üretim ile sunuldu. Tolkien'in dostu, S. Lewis'in 100 milyon satan ölümsüz fantastik kurgu serisi Narnia Günlükleri de Yüzüklerin Efendisi film serisinin büyük kar oranlarına ulaşmasının ardından beyazperdeye uyarlandı. Dört çocuğun gerçeküstü bir dünyada olan maceralarını anlatan eserde sembolik anlatıma ve dini bir altyapıya da sahip. 7 ciltten oluşan bu roman Andrew Adamson tarafından çekildi ve 2006 da gösterime girdi.
Jane Austen'in kadın ve erkek ilişkilerini anlatan feminist edebiyatın öncüsü kabul edilen romanı 'Aşk ve Gurur' 1813 yılında okuyucularla buluşturulduktan sonra beş kez beyazperdeye ve bir kez dizi filme uyarlanmış. 2005'te Romantik Yazarlar Birliği'nin 700 üyesi arasında yapılan ankette bütün zamanların en romantik kitabı seçilen kitabın beyazperde uyarlamalarının Joe Wright versiyonu sonucusu geçtiğimiz haftalarda izleyicilerle buluşturuldu. Bu romandan esinini alan Briget Jones'in Günlüğü de son yıllarda kadınların beğenisi toplayan ve satış rekorları kırmasının ardından ikincisi yazılan ve ikisi de sinemaya uyarlanan diğer bir roman. Yine bir çok romanı film yapımcıları tarafından ilgi gören “bu adam mektup yazsa bile filmi çekilir” denilen Stephan King'in sinemaya uyarlanan ve büyük ilgi gören eseri Yeşil Yol, sinema roman evliliğinin önemli bir çocuğu. Frank Darabont yönettiği ve Tom Hanks'in başrolünü üstlendiği filmde, iri yarı bir zencinin, iki küçük kızı öldürmek suçundan idama mahkum ürkütücü görünümünün aksine oldukça incelikli ve doğa üstü güçlere sahip bir adamın hapishane gardiyanları, mahkumlarla olan ilişkisini ele alıyor. Elfriede Jelinek'in kaderi kişilik problemleri olan anne-kız ile onların toplum ve sanat ile kurduğu ilişkiyi anlatan 'Piyano Öğretmeni' romanının yönetmen Michael Haneke tarafından filme uyarlanmasından sonra değişmiş, tüm dünyada tanınan bir yazar haline gelmiş.
TÜRK SİNEMASINDA İLK SANSÜRLER ROMAN UYARLAMALARININ
Sözlü kültürün, yazılı kültüre her zaman için baskın olduğu ülkemizde, Batı merkezli yayılan görsel kültüre geçiş de kolay olur. Bu yüzden de Türk sineması ile sinema roman birlikteliği ortak bir tarihe sahip. Hatta bir çok Türk romancısını, alımlayıcılarla tanıştıran filmlerdir. İlk konulu Türk filmleri de roman uyarlamaları olup, başı Ahmet Fehim Efendi'nin beyazperdeye taşıdığı Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın 'Mürebbiye' romanı çeker. Film 1919'da Fransızların işgali altındaki ülkemizde, işgalciler tarafından 'Fransızlar kötüleniyor' iddiasıyla gösterimden kaldırılır. Bu nedenle ilk sansürlü filmimiz. Sinemamızda ikinci sansürü Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun romanından Muhsin Ertuğrul tarafından 1922'de filme 'aynı adla uyarlanan' Nur Baba almıştır. Eserde yer alan 'esas kişisi' Bektaşi şeyhinin hovarda ve düzenbaz olarak çizilmesi işgal kuvvetlerinin Bektaşilerin tepkilerinden korkması üzerine çekimleri durdurulmuş, fakat kısa bir süre sonra polisin korumasında ismi 'Boğaziçi Esrarı' olarak değiştirilerek çekimi tamamlanmış. Türk sinemasındaki roman uyarlamalarında bazı yazarların isimleri öne çıktığı görülüyor: Kemal Tahir, Aziz Nesin, Orhan Kemal, Yaşar Kemal, Reşat Nuri Güntekin ve Halide Edip Adıvar ve Halit Ziya Uşaklıgil bu isimlerden birkaçı. Öz-kültürü savunan tezleriyle gerek Türk romanını gerekse Türk sinemasını derinden etkileyen yazar Kemal Tahir'in, 'Haremde Dört Kadın' ve 'Karılar Koğuşu' romanları Halit Refiğ, 'Kurt Kanunu' romanı ise Ersin Pertan tarafından filmleştirilmiş. Cumhuriyete uzananan yakın tarihimizi ve kurtuluş mücadelemizi anlatan 'Yorgun Savaşçı' romanının TRT tarafından çekilen filmi ise hem sansürlenmiş hem de 1980 darbesinin mimarları tarafından yakıldığı iddia edilmiş. Uzun yıllar sonra özel bir kanalın film uyarlamasını TV de yayınlamasının ardından ortaya çıkartılmış. 'Esir Şehrin İnsanları' ise Halit Refiğ tarafından dizi olarak çekilmiş. Onun romanlarının bu dönem ilgi görmesinin nedeni ise resmi tarihin dışına çıkan tarihsel roman geleneğinin en önemli temsilcilerinden biri olması. Ayrıca Batılılaşma karşıtı olması onun sol kesim ve halk tarafından sevilmesini sağlamış bu nedenle de popüler bir sanat olan sinemanın dikkatini çekmiş.
Orhan Kemal de Türk edebiyatına olduğu kadar Türk sinemasına da önemli katkılarda bulunmuş bir yazar. 'Gurbet Kuşları' Halit Refiğ; 'Bereketli Topraklar Üzerinde' Erden Kıral; '72. Koğuş' Erdoğan Tokatlı; 'Murtaza', Ali Özgentürk tarafından 'Bekçi' adıyla sinemaya uyarlanmış. Yazarın sinema diline aktarılan diğer romanları arasında Ünal Küpeli'nin yönettiği 'Hanımın Çiftliği', 1964'de Semih Evin'in ve 1980'de Memduh Ün'ün çektiği 'Devlet Kuşu', Nejat Saydam imzalı 'Vukuat Var', Şahin Gök'ün yönettiği 'Eskici Ve Oğulları' yer alıyor.
Milli mücadele dönemimizin öne çıkan yazarlarından Halide Edip Adıvar'ın 'Vurun Kahpeye' isimli romanı üç film versiyonuna sahip. İlki 1949 yılında Ömer Lütfi Akad, ikincisi 1964 yılında Orhan Aksoy, üçüncüsü ise 1974 yılında Halit Refiğ tarafından sinemaya taşınmış. Ateşten Gömlek ise 1923 yılında Muhsin Ertuğrul imzası ile film olmuş. Bedia Muvahhit, Vasfi Rıza Zobu ve Neyyire Neyyir gibi tiyatromuzun önemli isimlerini buluşturan bu film, müslüman kadınların oynadığı ilk film olma özelliği taşıyor. 'Sinekli Bakkal'ın 1967 versiyonu Mehmet Dinler, 2000 versiyonu ise Ayberk Çölok imzalı. Peyami Safa da film sektörüne romanlarıyla azımsanamayacak derecede katkıda bulunmuş bir yazarımız. 'Sözde Kızlar' romanı 20 yıl arayla Orhan Elmas ve Nejat Saydam tarafından; 'Cingöz Recai' ise 15 yıl arayla Metin Erksan ve Safa Önal tarafından iki kez film olmuş. Yazarın 'Yolpalas Cinayeti' eserinden çekilen film ise Halit Refiğ imzalı
ÇALIKUŞU DÖRT KEZ FİLM OLMUŞ!
Reşat Nuri Güntekin'in 'Dudaktan Kalbe'si 1951'de Şadan Kamil, 1965'te Ülkü Erakalın, 1988'de Okan Uysaler ve 2004'de tekrar Ülkü Erakalın tarafından film olmuş. Yaprak Dökümü'nün ise Memduh Ün, Ayhan Önal ve Savi Tedü imzalı üç uyarlaması var. Osman F. Seden tarafından iki kez film olan Çalıkuşu, yakın zamanda Melih Gülgen, Cem Akyoldaş imzası ve 'Yeniden Çalıkuşu' ismiyle izleyicilerle buluşturuldu. Turgut Demirağ'ın da 'Bir Dağ Masalı' adıyla Çalıkuşu'nun ünlü kahramanı Feride'yi, erkek yaparak çektiği bir filmi bulunuyor. Toplum sınıfları arasındaki çatışmaları ve insanın kendini gerçekleştirme serüvenini komedinin sivri oklarını kullanarak anlatan Aziz Nesin de Türk Sinemasına romanlarıyla katkıda bulunan yazarlarımızdan. 80'li yıllarda 'Zübük' ve 'Gol Kralı Sait Hopsait' romanları Kartal Tibet imzasıyla beyazperdeye yansıtılmış. 'Modern karagözümüz' Kemal Sunal ise Nesin fimlerinin vazgeçilmez oyuncusu olmuş. 'Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz' Ergin Orbey'in; 'Tatlı Betüş' ise Atıf Yılmaz kamerasından izleyicilere sunulmuş. Anadolu'ya gönül vermiş yazar Yaşar Kemal'de sinema dünyasının eserleri en çok rağbet gören ismi. Onun eserlerinden uyarlanan filmler arasında Zülfü Livaneli'nin çektiği 'Yer Demir Gök Bakır', Onat Kutlar'ın çektiği 'Menekşe Koyu', Türkan Şoray'ın son yönetmenlik denemesi 'Yılanı Öldürseler' ve Memduh Ün'ün yönetmenliğindeki 'Ağrı Dağı Efsanesi sayılabilir. Halit Refiğ adaşı Halit Ziya Uşaklıgil'in romanları üzerine çalışarak 'Aşkı-ı Memnu ve Kırık Hayatlar'ı sinemamıza kazandırmış.
BUNLAR DA UNUTULMAYANLAR...
Roman uyarlamalarında nicelik olarak çok projeye imza atan Halit Refiğ kadar kaliteli projeleri ile öne çıkan bir yönetmen Ömer Kavur. Yusuf Atılgan'ın kaleme aldığı Anayurt Oteli uyarlaması Kavur'un önemli bir başarısı. Ayrıca Orhan Pamuk'un Kara Kitap eserindeki bir öyküden yola çıkarak filme dönüştürülen kaliteli bir yapım olan Zuhal Olcay, Fikret Kuşkan ve Rutkay Aziz'in rol aldığı 'Gizli Yüz' de yönetmenin imzasını taşıyor. Türk sinemasından ses getiren diğer filmlerden biri de Şule Yüksel Şenler'in 80'li yıllarda satış rekorları kıran 'Huzur Sokağı' eserinden Yücel Çakmaklı tarafından uyarlanan 'Birleşen Yollar'. Çakmaklı'nın diğer bir başarısı ise Hekimoğlu İsmail'in sevilen romanı Minyeli Abdullah tarafından seksenli yılların sonunda 'aynı adla' filme aktarılan 'Minyeli Abdullah'. Rıfat Ilgaz'ın kaleme aldığı 'Hababam Sınıfı' romanın Ertem Eğilmez tarafından yapılan film uyarlamaları Türk Sinemasında güncelliğini hiç kaybetmemiştir. Feride Çiçekoğlu'nun yazdığı 'Uçurtmayı Vurmasınlar' da ününü filmine borçlu olan bir romanlardan. Şerif Gören ve Metin Erksan'ın iki kere beyazperdeye taşıdığı Fakir Baykurt'un 'Susus Yaz' eseri de Türk sineması'nın unutulmazlarından. Günümüz Türk sinemasında da roman uyarlamaları revaçta. Perihan Mağden'in İki Genç Kızın Romanı'ndan uyarlanan Kutluğ Ataman imzalı İki Genç Kız kısa süre önce gösterime girdi. Satış rekorları kıran Burak Turna ve Orkun Uçar'ın kaleme aldığı politik kurgu Metal Fırtına'nın da gelecek yıl gösterime girmesi bekleniyor.
'Beşinci film mi önce gelecek, yedinci kitap mı?' tartışması
Çocuk ve gençlerin beğenisini toplayan 6 ciltten oluşan ve 7. cildi yazılan roman serisi Harry Potter'da filme çekilen bir başka best-seller. Sıradan bir çocuk olduğunu sanırken, bir baykuşun getirdiği mektuplarla yaşamı değişen ve büyücülük eğitimi alan bir çocuğun yaşamını anlatan bu fantastik romanın yazarı J.K.Rowling. 4 tane de filmi çekilen romanın, yedinci kitabının mı yoksa beşinci filminin mi önce geleceği bile bir tartışma konusu olmuş. Filmlerin yönetmenleri ise Chris Colombus, Mike Newell ve Alfonso Cuaron. Bu romanla ilgili diğer bir ayrıntı da Webloglarda yapılan araştırmaya göre roman kahramanı küçük büyücü Harry Potter 2005 yılında en çok bahsedilen isim olarak George Bush ve Papa 2. Jean Paul gibi gerçek isimleri geride bırakmış olması. Dan Brown'ın 'Da Vinci Şifresi' isimli satış patlaması yapan romanı da yönetmenlerin iştahını kabartan diğer bir roman. Büyük meblağlar ödenerek yapım hakları satın alınan romanı, ABD'li yönetmen Ron Howard beyazperdeye taşıdı.