Kara kıta Afrika, tarih boyunca hep ilgi çekmiştir. Hem doğal zenginlikleri hem de siyah-i insan gücü, - bir başka deyişle kölecilik - bu ilginin ana sebeplerini oluşturmuştur. İngilizler, Fransızlar, Hollandalılar, İspanyollar bu kıtayla fazlasıyla ilgilenmiş ve egemenlikleri altına alarak uzun yıllar bu zenginliklerden istedikleri gibi faydalanmışlardır. Ta ki bir şey kalmayıncaya kadar. Bu yüzdendir ki Afrika deyince aklımıza bugün açlık-sefalet ve hastalık kavramları dışında fazlaca bir şey gelmiyor. Zorluk içinde yardıma muhtaç insanlar.
Nijer de bu manzaraların en çok yaşandığı ülkelerden birisi. Dünyanın en fakir 2. ülkesi. Şehirler ve köylerde yüzlerce çocuk etrafınızı sarıyor. Bu ülkenin insanları bütün zorluk ve sıkıntılarına rağmen güler yüzlüler. Objektifi doğrulttuğunuz hemen hiç kimse, size olumsuz tepki göstermeyip suratında bir gülümsemeyle karşılık veriyor.
IŞIK GÖTÜREN DOKTORLAR
Ülkenin en büyük sorunlarından biri de su sorunu. Özellikle de içme suyu. Ve bu konuda onlara en büyük desteği Deniz Feneri Derneği veriyor. Dernek, ülkenin çeşitli yerlerinde sulama ve içme suyu kuyuları açarak, Maradi'ye bağlı Tesova bölgesinde bir sağlık dispanseri açmış. Yeryüzü doktorları buraya yılda 3 defa sağlık ekibi göndererek sağlık taramaları yapıyor. Bu yıl da 10-22 temmuz tarihleri arasında Umut Menekşeleri ve Göz Nuru isimli 2 projeyle bölgede sağlık çalışmaları yaptılar. Projeye Zeynep Kamil Kadın ve Doğum Hastalıkları Hastanesi'nden Prof. Ateş Karateke başkanlığındaki bir grup doktor destek vererek Nijer'in Maradi şehrinde kadınların en önemli sorunlarından olan fistül hastalığı ile ilgili ameliyatlar gerçekleştirildi. Ayrıca Göz Nuru projesi kapsamında göz cerrahı Salih Bozkurt tarafından katarakt ameliyatları yapıldı.
11 AYDIR KUYRUKTA BEKLEYEN VAR
Ölümden önceki ölüm azabı olarak da adlandırılan Fistül hastalığı, Nijer'de 100 bin'den fazla kadının hayatını ızdıraba çevirmiş vaziyette. Fistül Afrika'da özellikle çocuk yaşta yapılan evlilikler ve hamileliklerden kaynaklanıyor. Vücut yapısı yeterli olgunluğa ulaşmadan doğum yapılması sonucu, doğum kanalıyla mesane arasında bir delik meydana geliyor. Bu deliğe Fistül deniyor. Bunun sonucunda da hasta idrarını tutamayarak sürekli altına kaçırıyor.
Bu hastalığa yakalanan kadınların başlarına gelen diğer bir felaket ise çoğunun kocaları tarafından terk edilmeleri. Olanaksızlıklar içindeki Nijer'de hasta kadınların en büyük umutları ise Türk doktorları. Türk doktorların geleceğini duyan hastalar aylar öncesinden hastane bahçesinde beklemeye başlamışlar. Hatta aralarında 11 aydır bekleyen bile var.