Dünyada Facebook ile zirveye oturan sosyal medya çılgınlığı, şu sıralar Twitter ile devam ediyor görünse de zirveye sürpriz bir ortak geldi: Pinterest. 'O da ne?' diyenler için hemen söyleyelim; Facebook kadar renkli, Twitter kadar 'sözü öz' bir sosyal paylaşım ağı. Sitenin adı, İngilizce pin (toplu iğne) ve interest (ilgi, merak) kelimelerinden türetilmiş.
Google'da aradığı mutluluğu bulamayan Ben Silberman tarafından 2009'da kurulan Pinterest, kullanıcılara ucu bucağı olmayan dev bir pano ile bunun üzerine ilgi duyduğunuz her şeyi tutturabileceğiniz sayısız 'toplu iğne' veriyor. Bu devasa panoda yerini alanlar, özgün içerikler üretiyor, ilgi duyduğu alanlarda paylaşım yapan kişileri takip ediyor ve onların paylaşımlarını kendi panolarına taşıyabiliyor.
2009 yılında kurulan Pinterest, iki yıl süren sessiz kuluçka döneminin ardından kelimenin tam anlamı ile patlama yaptı. Şu anda Amerika'nın en popüler sosyal paylaşım ağları arasında sayılan Facebook ve Twitter'ın hemen arkasından geliyor. Hatta ağda geçirilen süre baz alındığında ilk sıraya yükseliyor. Böyle giderse Pinterest, garajda doğan Microsoft, Apple, YouTube gibi teknoloji ve internet devlerinin pabucunu dama atacak gibi görünüyor. Diğer markalara inat Pinterest, daha şehirli, bir apartman dairesinde doğmuş ve büyümüş.
Time dergisinin Ağustos 2011 sayısında 'en iyi 50 web sitesi' listesine giren Pinterest, öyle bir patlama yaşadı ki, sadece 4 ay sonra, haftalık 11 milyon tekil ziyaretçi alarak 'dünyanın 10 büyük sosyal ağı' listesine girdi. Ocak 2012'de uluslararası internet ölçüm şirketi comScore da Pinterest'in 11 milyon tekil kullanıcı sayısına ulaştığını rapor edince internet tarihinde, 10 milyon tekil kullanıcı barajını en hızlı aşan sosyal paylaşım ağı oldu.
En popüler başlıkları moda, evlilik, dekorasyon, yemek olunca Pinterest'in kullanıcı profili de kadınlardan yana ağır basıyor. Açıklamalara göre kullanıcıların yüzde 68,2'si kadın, yüzde 31,8'i erkek. Hâl böyle olunca kadınların hayatını renklendiren tüm markalar hızla Pinterest'teki yerini alıyor. Madem istatistiklerden söz açtık, fenomen sosyal paylaşım ağlarında geçirilen ortalama süreleri de hatırlatalım. Pinterest'te geçirilen ortalama süre 15,8 dakika. Bu rakam sizin için bir şey ifade etmiyorsa, Facebook kullanıcılarının günde ortalama 12, Twitter kullanıcılarının ise ortalama 3,3 dakika geçirdiklerini göz önüne alarak kıyaslama yapabilirsiniz.
Aksiyon Dergisi'ndeki habere göre, Pinterest kullanıcıları, uzun uzun konuşan, her mesajlarında dünyayı kurtaran, hikmetli sözler paylaşabilmek için kitap karıştıran veya modası geçmiş SMS mesajlarını ısıtıp paylaşan sıkıcı tipler değil. Kendi çektikleri ya da internette gezinirken karşılarına çıkan bir fotoğraf ve altına yazılan iki satırlık bir not onlar için daha anlamlı.
Gmail'in, davetiyelerle başlayan efsanesinden esinlenen eski Google'cı Ben Silberman, aynı taktikle Pinterest'i de marka hâline getirmeyi başardı. İlk olarak sadece 5 bin kişiye yollanan özel davetiyeyle kullanıcı kabul eden Pinterest, daha sonra bu 'seçkin' kullanıcılarına, arkadaşlarını da davet edebilecekleri bir sistem geliştirdi. Davet alamayanlar ise bir form doldurarak sıraya giriyordu. Bu bekleyiş ilk başlarda günler, hatta haftalar alıyordu. Ama artık, davetiye isteme formunu doldurduktan saniyeler sonra katılım linkiniz e-posta kutunuza düşüyor. Peki, katılım linkini aldığınızda her şey bitiyor mu? Elbette hayır. Profilinizi oluşturabilmek için bir Facebook veya Twitter hesabınızın olması gerekiyor. Şaşırdınız değil mi? Üç büyük sosyal ağın dayanışması göz yaşartıcı doğrusu!
Görsel yönü öne çıkan çiçeği burnunda sosyal ağ, şimdilik sadece YouTube videolarını 'pin'lemeye izin veriyor. Anlaşılan diğer video paylaşım siteleri için bir süre daha beklemek gerekecek.