Son yıllarda eserleri üzerine hem akademik düzeyde hem de üniversite dışında oldukça fazla yazılar yazılan Ahmet Hamdi Tanpınar, öncelikle şair, hikâyeci, romancı, deneme yazarı ve yakın devir 19.yy. edebiyat tarihini en güzel kaleme alan çok yönlü bir sanatçı. Hayattayken gerçek anlamda değeri bilinmeyen Tanpınar'ı sonradan keşfedenler ise 90'lı yıllarda 500'e yakın yazıyla anlatmaya çalışıyor. Geçtiğimiz günlerde yayınlanan Orhan Okay' ın 'Bir Hülya Adamının Romanı' isimli kitabı ise Tanpınar'la ilgili yapılan çalışmalar arasında en yeni, en hacimli, en külliyatlı olanı. Dergâh Yayınları'ndan çıkan kitabı vesilesiyle bir toplantıda buluştuğumuz Okay Hoca ile Tanpınar'ı ve onun Türk edebiyatı dünyasındaki yerini konuştuk.
TANPINAR'I ANLAMAK
Tanpınar'ın en önemli özelliğinin anlattığı şeylerin arkasında büyük bir kültür birikimi olduğuna dikkat çekerek başlıyor anlatmaya Okay. “Tanpınar'ı anlayabilmek için Batı'nın ve Doğu'nun resim ve müzik sanatını, romanlarını, şiirlerini, sanatçılarını, en azından bu isimlerin kim olduğunu bilmek gerekir” diyen Okay, şöyle devam ediyor: “Yani eğer Huzur'da Dede Efendi'nin bir müziğinden bahsediyorsa o müziği dinleyebilmek, eğer bir şiirden ya da romandan bahsediyorsa o romanı okumuş olmak lazım. Tanpınar'ın kaynaklarına da sahip olmamız gerekir, tabii bu zordur; ama karınca misali bu yolun yolcusu olunmalı.” Huzur'u okurken bir yandan da roman karakteri Nuran'ın İstanbul'da gezdiği, konakları, köşkleri, Kocamustafapaşa'yı görmek gerektiğini ifade eden Okay: “Tanpınar'ı anlamak biraz da böyle mümkün. Tanpınar, orada neyi görüyordu, hangi çocukları izliyordu, oraya gidip oradan onun gördüğünü görebilmeli. Günlüklerinde şayan-ı hayret derecede müzeleri gezdiğini, hatta iki günde 54 müzeyi birden ziyaret edip, bir takım notlar aldığını da görüyoruz. Bunları mutlaka bir romanında bir eserinde kullanıyor. Dede Efendi'yi dinlerken kilise müziğini de ilgi duyuyor, bütün bunlar, unutmamak lazım ki insanların ruhunu besleyen gıdalardır. Tanpınar, bu gıdaların hepsini tadıyor.' diyor. Okay, kitabında da Tanpınar'ın arkasındaki çok zengin birikimi, ailesinden gelen genetik özelliklere, okuduğu hocalara, beslendiği kaynaklara ve gittiği kütüphanelere bağlıyor.
O ÜÇ YAŞINDA KENDİNİ BULAN BİR HÜLYA ADAMI
Tanpınar'ın bir anlamda poetikası kabul edilen ve hem kronolojik olarak hayat hikâyesini anlattığı, hem de sanat macerasına yer verdiği 'Antalyalı Genç Kıza Mektup' adında meşhur bir metninde geçen, 'Ergani Madeni'nde üç yaşındayken kendime rastladım' ibaresi Tanpınar hayranlarının merak ettiği bir ifadedir. Üç yaşında bir insanın kendini bulması pek inandırıcı gelmese de Okay Hoca'nın verdiği cevap bu konuya açıklık getiriyor: 'Kar yağıyordu, sonra kar durdu, buğulu bir camdan dışarıya bakıyordum ve ilk defa kendime rastladım'. Aslında bu şu demek, 'Çocukluğumun ilk hatırası şudur' diye hepimiz anlatmaya başlarız; ama Tanpınar, bunu farklı bir şekilde söylüyor, yani bilinçli olarak kendime döndüm, onu unutamıyorum mânasında kendine mahsus bir deyim olmalı, psikolojik derinliği olan bir ifade. Bu Tanpınar'ın bütün hayatı boyunca kendisiyle hep didişmiş olduğunu da gösterir. Bu sözünden hareket ederek başka ifadelerine yöneldiğimiz zaman Tanpınar'ın kendi kendini tahlil etmesi, kendi kendisinin değerlerini aramaya çalışması şeklinde düşünebiliriz. O bir hülya adamı, benim kitabıma koymuş olduğum isim de bu, Tanpınar kendi kendine de ben bir hülya adamı oldum' diyor. Bu onu tanımak için ele alınabilecek anahtar bir cümle. Günlüklerinde Tanpınar'ın kendisiyle devamlı bir hesaplaşma içinde olduğunu, zaman zaman sıkıntıya düştüğünü, kendisiyle meşgul bir insan olduğunu görüyoruz. O zaman 'Kendime üç yaşında rastladım' cümlesini de psikolojik bir cümle olarak düşünmek mümkün.”
ŞAiRDEN ÇOK ROMANCIYDI
Tanpınar ismi edebiyatla az çok ilgili olan herkesin bildiği bir isim. Kimi şiirlerini severken en çok romanlarının bilinmesi üzerine Okay Hoca şunları söylüyor: 'Şiiri sevme işi görecelidir. Bana kalırsa Tanpınar'ın Türk şiir tarihi arasına geçecek şiirleri var; ama Türkçenin ilk 10 şairini sayınız deseniz Tanpınar, aklıma gelmez, belki bu sınırı 30'dan daha geniş tutmak lazım; Tanpınar 37 şiir yazmış ve 37 şiir bir insanın şair olarak bilinmesi için önemli bir sayı değil. Yüzlerce şiir yazıp da şair değeri taşımayanlar da var, o ayrı; ama az şiir yazıp da Türk şiiri arasında yer alanlar arasında Ahmet Haşim, Asaf Halet Çelebi gibi önemli isimler de var. Türk şiir antolojisi yaparsak Tanpınar'dan da belki 5-6 şiir girebilir; ama roman vadisine gelindiğinde onun romancılığı belki ilk 5 romancı arasına girer. Huzur'da bir şair edasıyla kullandığı üslup, verdiği örnekler, Batı ve Doğu meselesi, benzetmeleri, tahlilleri muazzamdır. Aynı şekilde Saatleri Ayarlama Enstitüsü'nde kullandığı ironi de benzersizdir. Tanpınar'ın roman vadisinde yazdığı romanlar gerçekten eşsiz sanat eserleridir.'