Fotoğraf sanatçısı ve belgesel yapımcısı Fatih Orbay’ın kırk yıllık emeği “Anadolu’nun Kuşları” Tekfen Vakfı Kültür Sanat Yayınları tarafından iki kapak arasında toplandı. Orbay televizyon, belgesel, kitap, youtube yoluyla tabiatın kıymetini anlatmaya çalışıyor. “Anadolu’nun Çiçekleri” kitabının devamı olan çalışmada Çamurcun, Elmabaş, Sütlabi, Pufla, Turaç, Toy gibi 300’den fazla kuşa Artvin, Niğde, Karaman, Sapanca, Erciyes, Terkos manzarası eşlik ediyor. Fatih Orbay ile kitabın hikayesini ve kuşları konuştuk.
Kitabın hikayesi bildiğimiz kadarıyla çok eskilere dayanıyor, sizin belgesel çektiğiniz dönemlere... Oradan başlasak, hikayeyi sizden dinlemek isteriz.
TRT’de spikerlik yapmaya başladım, farklı birimlerde 40 yıl çalıştım. Uzun yıllardır da fotoğraf çekiyorum. Fotoğraf çekimi için Göksu’daydım. 70’lerin başıydı. Televizyon ekibiyle Göksu Deltası’na gitmiştik. Eşraftan olan Aslan Eyice, Göksu’daki kuş alanından bahsetti. Aldı beni götürdü, gezdirdi. Tür açısından müthişti. Hatta Akdeniz’in Nil’den sonraki en önemli kuş alanıdır burası. Hayvanları vuruyorlar, av serbest, kıyıya vuranlar var, müthiş bir baskı söz konusuydu. Aslan bey bana, buranın korunması için uğraştığını ve başarılı olamadığını söyleyip benim ilgilenmemi istedi.
O sırada Ankara’da mı yaşıyordunuz?
Evet. Ankara’ya döndüğümde oranın Milli Park olabilmesi için çalıştım. Benden kırmızı listede olan hayvanların orada olduğuna dair akademik rapor istendi. Sonra öğrendim ki bir İngiliz profesör her sene gelirmiş buraya. Mektuplaştık ama ondan da akademik katkı alamadık. 1975 yılında Doğal Hayatı Koruma Derneği kurulmuş, onlarla da irtibattayım. En sonunda ben yapayım bu işi dedim, belgesel yapmaya karar verdim ve herkese haber saldım. Bu arada Göksu’da yapılaşma başlamıştı. Temeli atılan, kabası bitenler vardı. Yahu öyle kritik bir yer ki, tuzlulukları farklı olan göller vardır orada. Kuş zenginliğinin sebebi de budur. Meclis’e gittik ve durdurma kararı geldi. Neyse ki kurtardık. Türkiye’de ilk defa özel çevre kanunu çıkartıldı. Bu olmasaydı, dünyanın en önemli kuş alanlarından biri olan Göksu Deltası olmayacaktı diyebilirim.
TEKNOLOJİ DEĞİŞTİ YENİ KARELER ÇEKİLDİ
Kültürel ve tarihi açıdan bakarsak kuşlar hakkında ne söylemek istersiniz?
Türkiye’nin kuş varlığı, diğer ülkelerle karşılaştırdığınızda çok zengindir. Kuş, önemli bir doğal değeridir. Anadolu’daki, Çatalhöyük’teki, Göbeklitepe’deki en eski ev duvarlarında kuş figürleri var. Nemrut’taki Antiokhos’un mezarında da tanrıların yanlarında kartallar var. Roma, Bizans döneminde de devam etmiş, Selçuklu’da çift başlı kartal, simge olmuştur. İstanbul’da, binaların parçası olarak kuş sarayları vardır. Kuşların insanlık tarihiyle ortak bir geçmişi var.
Kitap için nasıl bir hazırlık dönemi geçirdiniz?
Yaklaşık 40 yıllık bir emek var bu kitapta. Zaman içerisinde arşivim zenginleşti. Elimizdekileri derleyip toparlasaydım hemen çıkartabilirdik kitabı. Ancak ekipman değişti, dijital teknoloji girdi işin içine. Benim 35 sene önce çektiğim kartal fotoğrafı, düşlediğim standardın altındaydı. Biz de pek çok şeyi yeni baştan çektik.
DÜN TELEVİZYON BUGÜN YOUTUBE
İlk çalışmanız “Anadolu’nun Çiçekleri”nden sonra kuşlar geldi. Sırada ne var acaba?
Türkiye’nin biyolojik çeşitliliği bildiğiniz gibi değil. Yeni çalışma, üçüncü kitap Biyolojik Çeşitlilik üzerine olsun isterim. Bu alanda muazzam şeyler var.
Kitap sonrası youtube’da da gördük sizi. Çalışmalarınızdan nasıl geri dönüşler alıyorsunuz?
Türkiye doğal değerler açısından çok önemli bir ülke ama insanların bundan haberi yok. Flamingoyu Meksika dizisinden biliyorlardı. Halbu ki İzmir’deki arkadaşlarıma hep imrenirim. Çamaltı Tuzlası’na gidip arabadan inmeden flamingo sürülerini görebilirler. Kuşlar vize dinlemiyor. Bulundukları yerler değişkenlik gösterebiliyor. Afrika’dan Avrupa ve Asya’ya 50 milyar kuş gelip gidiyor. Belgeseller, kitaplar sayesinde değerlerimizi tanıyorlar. Didaktik yaklaşıldığında geri dönüş alamayabiliyorsunuz ama iş güzel sunulduğunda sevimli geliyor ve ilgi duyuluyor. Televizyon ve kitabı denedim ancak günümüzde televizyon bitmiş durumda. Nasıl dün televizyon, bugün youtube ise yarın başka bir kaynaktan güzel işler sunmaya devam etmeliyiz.
Tepeli’nin evi Türkiye
Kapakta neden Tepeli Pelikan var?
Buna çok itiraz eden oldu. Çirkin, sert bakan bu hayvanı neden koydun dediler. Bense bunu projenin başında kapak için özel olarak çektim. Hayvanın görsel çekiciliği müthiş. Tepeli Pelikan’ın dünyada en önemli üreme ve yaşama yeri Türkiye. Çok az kaldılar.
Mükemmel fotoğraflar yetmiyor
Fotoğraf çekimlerinde sizi en çok zorlayan kare hangisiydi?
Fotoğrafı çekince zorlukları, çekilen acıları unutuyorsunuz. Ancak şöyle bir hikaye var. Balık baykuşu kayıtlarda var ama 40 yıldır fotoğrafı yok, nesli tükenmiş olarak biliniyordu. İki kuşçu genç Toroslar’da dolaşıp hayvanı buldular ve fotoğrafını çektiler. Ben de araştırdım, Antalya’daki bir baraj gölünde buldum, çektim ama duydum ki BBC ekibi geçen hafta gelip çok iyi kameralarla çekmişler hayvanı. Elimdeki kareleri de beğenmemiştim zaten. Bunu duyunca oradaki restoran sahibine rica edip teknelerini istedim, bak elin oğlu gelip çekmiş kuşun fotoğrafını, bizde de güzel bir fotoğrafı olsun dedim. Sağolsunlar kabul ettiler ve çıktık tekneyle. Kuşu bulduk, tekneyi kayalara bağladık. Çok güzel bir kare çektim. Tabi koca tekneyi bize veren restoran sahibi, kağıt ve cilde özen gösteren matbaa, Tekfen Vakfı’nın imkanları ile bütünlüğü yakaladık. Sadece fotoğrafın mükemmel olması yetmiyor.