Tasavvufun yenilikçi düşünürü İbnü'l Arabi

Tasavvuf dünyasının yapı taşlarından biri olan İbnü'l Arabi'nin varlık ve bilgi görüşü, insana bakışı ve genel makalelerinden oluşan İbnü'l Arabi Metafiziği, Ekrem Demirli'nin çalışmasıyla okuyucu ile buluştu. Kitap, tasavvuf geleneğini derinden etkileyen düşünürü daha yakından tanımak isteyenler için ideal bir çalışma.

Vedat Aydın
Tasavvufun yenilikçi düşünürü İbnü'l Arabi

Tarihte pek çok düşünür gelip geçmiştir. Kimisinin adı unutulmuş, kimisi hâlâ düşünceleriyle bugün aramızda yaşıyor. Bu tür düşünürleri diğerlerinden ayıran temel husus hiç şüphesiz özgün düşünür olmalarıdır.

Hicrî yedinci (m.1165-1240) asırda yaşamış olan İbnü'l Arabî, fikirleriyle, düşünceleriyle özgün bir düşünür, arif ve mutasavvıftır. İslam metafiziği dendiğinde akla ilk gelen isim olması, onun bu sahada ölümsüz eserler ortaya koymasından kaynaklanıyor. Fusûsü'l Hikem adlı eseri İslam metafiziğinin baş eseri olarak kabul edilmektedir. Fütûhat-ı Mekkiyye, fıkıh bilgilerini de ihtiva eden zengin içeriğiyle İslami ilimlerin bâtıni yönlerini ele alıp inceleyen eşsiz bir eserdir. Yazdığı eserlerinin sayısının üç yüzün üzerinde olduğu ifade ediliyor. Tasavvuf geleneğinde yazıldığı günden itibaren hakkında en çok şerh yapılan eserin Fusûsü'l Hikem olduğu bilinen bir gerçektir. Bu husus, onun İslam düşüncesinde özgün bir yerinin olduğunu kesin olarak ortaya koyuyor. Günümüzde en önemli İbnü'l Arabî uzmanlarından birisi olan Ekrem Demirli onun bu özelliğini şu şekilde tespit ediyor: 'İbnü'l Arabî başka herhangi bir sufi veya âlim gibi değerlendirilemez. İbnü'l Arabî, İslam düşüncesinde 'kurucu' vasfını haiz düşünürlerden biridir ve 'kurucu' olduğu alan da metafiziktir. Onun için söylenen 'Şeyh-i Ekber' tabiri bu gelenekte yer alan 'kurucu düşünür' anlamındadır.' (İbnü'l Arabî Metafiziği, s.8).

İlmi disiplini ve çalışkanlığıyla büyük takdiri hak eden Ekrem Demirli günümüz okuyucusunun İbnü'l Arabî'yi anlaması için çok ciddi çalışmalar yapmaktadır. Başka hiç bir çalışma yapmasa bile İbnü'l Arabî'nin büyük eseri Fütûhat-ı Mekkiyye'yi -on sekiz cilt- ilk kez Türkçe'ye tercüme etmesi onun bu sahadaki gayretini göstermeye yeterlidir. Demirli, sadece bu ölümsüz eserin tercümesiyle kalmıyor, İslam metafiziğinin baş eseri olan Fusûsu'l Hikem başta olmak üzere Ekberî ekolün pek çok eserini tercüme ederek tasavvuf alanında büyük bir boşluğu dolduruyor. Bir süre önce yayınladığı İslam Metafiziğinde Tanrı ve İnsan adlı eserinden sonra şimdi de Sufi Kitap'tan çıkan İbnü'l Arabî Metafiziği adlı önemli çalışması okuyucuyla buluştu. Eser değişik zamanlarda İbnü'l Arabî üzerine yazılmış makalelerden oluşmaktadır. İbnü'l Arabî'nin fikirlerini iyi anlamak için yazılmış çok önemli bir eser İbnü'l Arabî Metafiziği.

ARABİ'NİN ÇIKIŞ NOKTASI İNSAN

Kitap dört bölüm ve İngilizce bir ekten oluşmaktadır. Birinci bölümde İbnü'l Arabî'nin Varlık Görüşü. İkinci bölümde İbnü'l Arabî'nin Bilgi Görüşü. Üçüncü bölümde İbnü'l Arabî'de İnsan Meselesi ve Dördüncü bölümde ise Genel Makaleler olarak İbnü'l Arabî'nin değişik görüş ve fikirleri ele alınıp inceleniyor. Kitabın girişinde İbnü'l Arabî'nin Düşüncesinin Arka Planı Üzerine Bir Tahlil başlığıyla şu önemli tespiti yapıyor Ekrem Demirli: 'İslam düşünce geleneği, genel olarak üç ana disiplin altında toplanabilir: Birincisi, İbn Sinâ, Fârâbî gibi büyük düşünürlerin temsil ettiği 'felsefî disiplin'dir; ikincisi, düşünce tarihimizde kalıcı etki bırakan iki güçlü ekole sahip kelâmdır. Bu iki ekol, 'Mutezile kelâmı' ile 'Ehl-i Sünnet kelâm'ıdır. Bu yapıyı teşkil eden üçüncü fırka, tasavvuftur.' (s. 14). Bu genel tespiti yaptıktan sonra İbnü'l Arabî'nin özgün bir düşünce adamı olduğunu şöyle tespit ediyor: '…İbnü'l Arabî'nin metinlerindeki üslup 'insaf', yani 'yükün bölünmesi' (empati) ilkesine dayanır. Herkesi metne kadar, her insana hitap eder, farklı kabiliyetleri bir metin içerisinde bir araya getirmeye çalışarak herkese açar metnini! Kanaatimce onu bu çağ da dâhil olmak üzere, bütün dönemlerin düşünürü kılan vasıf, budur.' (s 29). '…İbnü'l Arabî'nin düşüncesinin en önemli kısmını Peygamber tasavvuru teşkil eder. Hz. Peygamber bütün insanlığı kurtaracak, insanlar arasındaki ihtilafları giderecek ve her 'ölü'ye hayat verecek kişidir. İbnü'l Arabî'nin düşüncesinde Hz. Peygamber insanlık için vatan-ı aslîye karşılık gelir.' (s.37).

VARLIK VE ZAMANA ÖZGÜN YORUMLAR GETİRDİ

Günümüzde İbnü'l Arabî'yi daha yakından tanımak, eserlerini okumak ve fikirlerini tartışmak yerine, onu itibarsızlaştırmaya çalışan bazı kalem erbabının ortaya koyduğu tatmin edici hiçbir ilmi dayanakları yoktur. Çok geniş külliyatlar içerisinden birkaç konuyu ele alıp bir büyük düşünce adamını ele aldıkları konulara hapsetmek yerine, önyargılarını bir kenara bırakıp özgün eserlerini tam olarak okumaları ve katılmadıkları fikir ve görüşleri ikna edici delillerle ortaya koymaları gerekiyor. İbnü'l Arabî'nin varlık ve zaman kavramlarına getirdiği özgün yorumlar bile başlı başına onun dehasını ortaya koymaya yeterlidir. Batı âleminde onu anlamaya dönük çabaların arttığı günümüzde, İslam âleminde bazı marjinal kesimlerde 'tutucu' ve ikna edici olmayan itirazların yükselmesi, ilmi bir geleneğe yaslanmadığı gibi Müslümanların temel düşünce sorunlarına da yol gösterici olmuyor. Bu yüzden olsa gerek tarihte olduğu gibi zaman zaman dile getirilen yüzeysel itirazlar İbnü'l Arabî'nin dehasına gölge düşüremiyor. O'nun büyüklüğünü yazarımız şu şekilde dile getiriyor:

'İbnü'l Arabî bütün insanlık tarihinin en etkin ve önemli birkaç düşünüründen biridir. (…) İbnü'l Arabî, önceki altı asırlık birikimi hesaba katarak, yeni bir tasavvuf anlayışını ortaya koymuştur. Bu sayede, sonraki yedi asırda tasavvufun olduğu kadar, bütün İslam düşüncesinin gidişatını önemli ölçüde belirlemiştir. (s. 149).

Kitabın künyesi:

İbnü'l Arabi Metafiziği

Ekrem Demirli

Süfi Yayınları

Mayıs 2013

424 Sayfa