2020 Yılında boks, insanlar arasında yapılan bir spor olmaktan çıkmış, robotlar arası müsabakalar düzenlenmeye başlamıştır. Bir zamanların güçlü boksörlerinden Charlie hurda robotlarla ucuz müsabakalara katılan, uçan kuşa borcu olan ve kelimenin tam anlamıyla kaybeden bir organizatördür. Charlie'nin en dibe vurduğu zamanda, bebekliğinden beri hiç görmediği on bir yaşındaki oğlu Max karşısına çıkar. Başta bela olarak algıladığı bu çocuk Charlie'nin kaybettiklerini kazanmasında ona rehber olacaktır.
İNSANİYET MAKİNEYE BİLE DEĞER KATIYOR
Bir çeşit bilim kurgu filmi olan Çelik Yumruklar bol efektli ve animasyonlu karakterinden beklenmeyecek derecede duygusal bir konuya temas ederek seyirciyi oldukça şaşırtıyor. Ancak belki de şaşırmamak lazım. Çünkü boks ve çeşitli spor müsabakalarını konu alan filmlerin insani mesajlar içermesi sinema filmlerinde sık rastladığımız bir durumdur ve Çelik Yumruklar da söz konusu filmlerin karakteristik özelliklerini taşıyor. Bu açıdan filmin yakın gelecekte ve robotlar arası yapılan müsabakalar üzerine kurulu oluşunu bir kenara bırakırsak, insansı duyguları merkeze alan bir baba oğul hikâyesi oluşuna şaşırmak için pek de bir neden yok aslında.
Filmin ilk sekanslarında robotlar arasında geçen ancak gladyatör dövüşlerini aratmayan boks karşılaşmalına tanık oluyoruz. Dövüşenlerin robotlar olmasına rağmen şiddetin dozu oldukça yüksek ve seyirciye tiksindirici bir his yaşatıyor. Robotlardan kopan kol bacak parçalarından etrafa yayılan motor yağları, insan kanını aratmayacak bir etki veriyor. Metal ve yağın insani özellikleri sembolize edecek bir şekilde kullanımını Transformers'dan hatırlayacaksınız. Filmde müsabakaları seyredenlerin insanlar oluşu ve robotların birbirini parçalaması için tezahürat yapmaları işin şiddet boyutunu vurguluyor. Film içerisinde boksun insanların yaptığı bir spor olmaktan çıkıp robotlar arası yapılan müsabakalara dönüşmesinin nedenine indiğimizde, insanların daha fazla şiddet ve ölümüne dövüşler seyretme isteklerini bu dövüşlerle tatmin ettikleri acı gerçeğine rastlıyoruz. Seyrettiğimiz dövüşlerin toplumun en alt kesimlerinden en üst tabakalarına kadar yayılması durumun vahametine önemli bir vurgu. O kadar ki dövüşler, işin içine çocukların da dâhil edildiği, bilgisayar oyunlarıyla başlayıp ringlere kadar sıçrayacak kadar sıradanlaşmış durumda.
TEKNOLOJİYE TAPAN İNSANLAR
İnsanın kan, acı ve ölümü seyretme arzusu insani duygularının körelmesinin göstergelerinden. Charlie bu durumun karakterleşmiş versiyonu. Filmdeki anaç teyze karakterinin "robotlarla dura dura robotlara benzemişsin" sözü Charlie'nin tek cümlelik özeti. Bu yüzden oğlunu bile nakde çevrilebilir bir şey olarak görüyor. İnsan olmanın, yani insani davranışların anlamlılığını ise Max ve robotu Atom ile olan ilişkisinde görüyoruz. Aynı şekilde Zeus adlı yenilmez robot da, tıpkı bir insan gibi kendini programlayabilme vasfıyla insaniliğin değerini vurguluyor. İki robotun ringlerdeki başarılarının altında insani bir takım vasıflarla donatılmış olmaları yatıyor. Atom'un insanı duygudan duyguya taşıyan anlamlı bakışları insansı yanının altını çiziyor. Ancak Atom'un başarısının temel nedeni insansılığı değil, bizzat insanın kendisi. Maçlardan önce Max vasıtasıyla yaptığı danslar da, finaldeki Hugh Jackman'ın dövüş performansı da her şeye değer katanın insan oluşunu işaret ediyor.
Zeus isimli robot karakteri teknolojiye ve güce tapar hale gelen insanın yansıması. Yunan mitolojisindeki en önemli karakterin bu robota verilmesi tabi ki tesadüf değil. Aynı şekilde çeşitli isim ve sembollerle mitoloji, tarih ve dini kaynaklara göndermeler filmde bolca mevcut.
Yakın geleceği konu alan bir ütopya olmasına rağmen bilim-kurgunun abartılmaması da filmin olumlu yanlarından. Yani öyle etrafta metalik giysilerle gezen, akla hayale gelmeyecek alet edevatlar kullanan insanlara rastlamıyorsunuz. Teknolojinin günümüzdeki seyrine bakacak olursak 2020 yılında filmdekine benzer makinelere sahip olmak pek de ütopik değil. Ayrıca filmde kullanılan animasyonlar da seyirciyi rahatsız etmiyor, gerçeklik duygusunu başarıyla veriyor.
Özetle söyleyecek olursak, robotlar üzerinden de olsa kullanılan şiddet ve manipülasyona meyleden Hollywood dili filmin değerini düşürüyor. Ancak hiç de yabana atamayacağımız bir baba oğul hikâyesi ve insaniyetin değerine dair verdiği mesaj filmi son derece seyredilesi kılıyor.
Reel Steel
Yönetmen: Shawn Levy
Senaryo: John Gatins,Dan Gilro, Jeremy Leven (Richard Matheson'ın "Steel" hikayesinden uyarlama)
Tür : Bilim Kurgu, Aksiyon, Dram
Yapım: ABD, Hindistan / 2011
Oyuncular: Hugh Jackman, Evangeline Lilly, Dakota Goyo, Anthony Mackie, Kevin Durand