Babası tarafından yetimhaneye bırakılan Cyril, bir gün babasının yanına geri döneceğini zannetmektedir. İzini kaybetmesine, ilgisizliğini bilmesine rağmen babasının onsuz bir hayat istediği gerçeğini bir türlü kabullenemez. Hafta sonları, tesadüfen tanıştığı Samantha'nın yanında kalmaya başlar. Cyril hayatını istediği şeyle sokmaya çabalarken mahallenin torbacısının tuzağına düşecektir.
Bisikletli Çocuk filmini bu yıl Cannes'da Nuri Bilge Ceylan'la paylaştığı Jüri Özel Ödülüyle duyduk çoğumuz. İki filmin ortak özelliği, son derece sade bir dil yardımıyla insan doğasını tahlil edebilme konusunda gösterdikleri incelik diye düşünüyorum. Nitekim Bisikletli Çocuk, küçük bir oğlanın dünyasını olabildiğine sade ve gerçekçi bir şekilde resmediyor, tahlil ediyor. Film müzik, efekt gibi sinemayı süsleyen formalardan uzak durarak hayatı olabildiğine sade bir biçimde seyirciye yansıtıyor.
BABASI YERİNE BİSİKLETE TUTUNAN ÇOCUK
Bisikletli Çocuk terkedilmiş, istenmeyen, başıboş kalmış bir çocuğun anlam dünyasına küçük bir yolculuk adeta. Gündelik olaylar, gündelik tepkiler bizi Cyril'in karmaşıklığına ve direkt olarak göstermediği hüznüne götürüyor. Filmin adında geçen ve çocuğun durmadan peşinde gezdiği bisikleti ise onu tanımak ve dünyasına girmek için bir araç olarak kullanılıyor. Bisikletin de bir parçası tıpkı Cyril gibi kırılmış ama buna rağmen yoluna devam ediyor. Babanın bisikleti elden çıkarması, oğlunu da hayatından çıkaracağının somut bir delili. Çocuğun bisikletinin satılma ihtimalini bir türlü kabullenememesi de bu yüzden. Yine de Cyril babasına kavuşma ihtimalini bir türlü aklından çıkaramıyor. Hayatını hep bu ihtimal üzerine kuruyor. Ona kavuşma ihtimaline verilecek rüşvet için hayatını savurması da bu yüzden, aptallığından değil. Bence onu en çok sevdiren şey tam bir çocuk oluşu… Saflığında, uyanıklığında, tutkusunda, çaresizliğinde her şeyiyle tipik ve olabildiğine doğal bir çocuk o. Tabi karakterin doğallığına onu canlandıran Thomas Doret'in de katkısı oldukça büyük.
Cyril'in zaman zaman sinir bozucu bir hal alan, asabi tepkileri çaresizliğini ifade etme biçimi. Onu gerçek anlamda anlayabilmek için babasıyla birlikteyken aldığı masum halini görmek lazım. Cyril'in bu halini seyirciden çok Samantha'nın anladığını filmdeki olay örgüsünde görmek mümkün. Nitekim Cyril'in çekilmez davranışlarında Samantha'nın sergilediği hoşgörüyü seyrederken bile göstermek oldukça zor. Cyril'in davranışları karşısında takındığı tutum Samantha'yı benzerine çok sık rastlamadığımız örnek bir kadın karakter haline getiriyor. Filmin finalindeki tutumu biraz Sefiller romanında Jan Valjan'ı koruyan rahibin tavrını hatırlatıyor.
ÖRNEK BİR HOŞGÖRÜ TABLOSU
Film son yıllarda çok sık kullanıldığı halde anlam çerçevesi oldukça değişen 'hoşgörü' kavramına anlamlı bir yaklaşım sergiliyor ve bunu Samantha üzerinden yapıyor. Filmi cazip hale getiren nedenlerden birinin de bu yapıcı tavrı olduğunu düşünüyorum. Seyirci olarak Cyril'in davranışlarına gösterdiğimiz tepkiler kendi hoşgörü sınırlarımızı ve yapıcılığımızı da test etme adına önemli bir imkân.
Bisikletli Çocuk sade ve gerçekçi üslubunu akıcı bir anlatımla renklendirmeyi başarıyor. Bu da senaryodaki anlamın, olaylarla desteklenmesinin filme sağladığı bir katkı. Film seyirciye eğlence değil ama sıcak bir anlam dünyası ve sade bir seyir zevki vaat ediyor. O bakımdan eğlenmek için sinemaya gidecek olanlar bu uyarımızı dikkate alsınlar. Bu filmi seyredip beğenenler için bir de ekstra film önerimiz olsun. Benzer bir temayı işleyen A Brand New Life (Yepyeni Bir Dünyada-2008)adlı yapım da eminim ilginizi çekecektir.
Le Gamin Au Vélo
Yönetmen/Senaryo: Jean-Pierre Dardenne & Luc Dardenne
Yapım: Fransa, Belçika, İtalya / 2011
Oyuncular: Cécile De France, Thomas Doret, Jérémie Renier
SÜPER KAHRAMAN FİLMLERİ MERCEK ALTINDA
"Düşüncenin Görsel Dili: Sinema" etkinliğinde bu ay süper kahraman filmleri masaya yatırılacak. İstanbul Büyükşehir Belediyesi kültürel etkinlikler kapsamında düzenlenen program, sinema yazarımız Naz Emel Koç'un sunumuyla, Taksim'deki Atatürk Kitaplığı'nda gerçekleşecek. 24.Aralık Cumartesi günü saat 16.00'da başlayacak programda Iron Man filminin ücretsiz olarak yapılacak gösteriminin ardından, filmin değerlendirilmesi yapılacak. Estetik zevki gelişmiş, entelektüel açıdan zengin seyirciler gişe filmleri, başka bir deyişle popüler sinemadan uzak durma eğilimi içerisindeler. Ancak sinemanın toplumlar üzerindeki izdüşümlerini görmenin yolu geniş kitlelere ulaşan bu filmleri doğru tahlil etmekten geçiyor. Süper kahraman filmleri teknik anlamda gösterişli ve anlık eğlencelik süsü verilmiş paketlerinin altında, konjonktüre uygun mesajlar veriyor ve seyircinin anlam dünyasına müdahale ediyor. Yapılacak toplantı gündeminde, süper kahramanların ortaya çıkış nedenleri ve kitleler üzerindeki etkileri, filmin verdiği politik mesaj ve benzer yapımlar konuşulacak.