Tolstoy'u Osmanlıca okumak

Papersense Yayınları Türk klasiklerini ilk halleriyle, dünya edebiyatından eserleri ise dilimize yapılan ilk çevirileriyle, Latince harflere geçirerek yayınlıyor. Sadeleştirme yapılmıyor. Tolstoy’un Ba’sü Ba’de’l-mevt’ini yani Diriliş’ini, Osmanlıca okumanın keyfi de bir başka oluyor.

Yeni Şafak Emeti Saruhan

Geçtiğimiz günlerde yayın hayatına başlayan Papersense Yayınları izlediği çizgi ile dikkat çekiyor. Papersense Yayın Koordinatörü Ayşe Müşerref Kot, geleneksel ile dijital dünya arasında hem bir köprü hem bir göç güzergâhı olma iddiaları olduğunu söylüyor. Bunu da kültürel mirasımızı koruma noktasında geleneğe başvururken, paylaşma safhasında dijital olanın imkanlarından istifade ederek yapacaklarını dile getiriyor. Papersense kitaplarının e-kitaplarını da yapıyor. Ancak tek farkları bu değil. Papersense Türk klasiklerinden Eylül, Araba Sevdası gibi eserleri ya da Diriliş, Goriot Baba gibi edebiyat klasiklerinin dilimize ilk tercümelerini Osmanlıcadan Latin harflerine geçirerek sadeleştirmeden yayımlıyor. REFERANS NİTELİĞİNDE Ayşe Müşerref Kot, bir şeyin kolay anlaşılmasından ziyade doğru anlaşılmasının daha önemli olabileceğini düşündüklerini söylüyor. Tercümelerde bile verilmeyen kayıpların kötü sadeleştirmeler sırasında verilebildiğine işaret eden Kot, kitaplarının referans niteliği taşımasına gayret ettiklerini ifade ediyor. Diğer yandan, edebiyat klasiklerinin ilk tercümelerini yayımlarken, mütercimlerin yaklaşımlarını ve kelimeler üzerindeki buluşlarını çok önemli bulduklarını söyleyen Kot, “Mütercimler neyi, ne şekilde söylemeyi tercih ediyor, dilin imkanları ona ne katıyor, sansür uyguluyor mu ya da metindeki hangi fikirlere odaklanıyor, hangilerini açıyor? Bunların hepsi medeniyetimizin renklerine dair ipuçları verir. Osmanlıca ağırlıklı ama anlaşılır bir dilden Delphine’in, Matho’nun, Petroviç’in hikayelerini dinlemek hakikaten keyifli” diyor.

Yayınevlerinin yaşamak için çok satan, popüler kitaplara yönelmesi beklenir. Papersense ise tam tersi toplum tarafından unutulmuş, belki de yeterli değeri görmemiş kitaplar üzerine odaklanıyor. Ayşe Müşerref Kot, “Satış stratejisi açısından riskli adımlar attığımızı değil de, tavizlerin tümünü severek verdiğimizi söyleyebiliriz. Bir dengemiz var ama bu denge yalnızca popüleriteyi yakalayacağından emin olunan kitaplarla desteklenen bir denge değil. Yolun başındayız, henüz bir odak noktasından söz edemeyiz. Popüleri ve iyiyi aynı anda hedefleyen tüm kitaplara açığız” diyor.

Papersense toplumsal hafızadan silinmeye yüz tutmuş, edebiyat tarihinin içinde saklı kalmış kitapları da yeniden okurun gündemine sokmak istiyor. Saklı Kitaplar adı verilen bu seride Fatma Aliye Hanım’ın çevirdiği ve edebiyat tarihimize “Bir Kadın” imzasıyla geçmiş olan Georges Ohnet imzalı Meram, Türk hikâyeciliğinin gölgede kalmış önemli isimlerinden Cemil Süleyman’ın hikayeleri ve Siyah Gözler romanı var. Ancak pek çok “Saklı” kitap üzerine çalışıyorlar.