Poul Conroy… Amerikalı bir kamyon şoförü… Poul günün birinde kendini bir tabutun içinde, canlı canlı toprağa gömülmüş olarak bulur. Tabutta bırakılan cep telefonuyla kendine yardım edebilecek kişi ve kurumları aramaya başlar. Bir yandan telefonun bataryası bir yandan soluduğu hava tükenmektedir. Kurtulmak için yalnızca doksan dakikası vardır.
TABUTTAN DÜNYAYA BAKMAK
İnsanoğlunun kendini evrenin merkezinde görme gibi bir yanılgısı vardır her zaman. Hemen herkes kendisi için hayati olan bir meselenin herkes için öyle olduğunu zanneder. Filmin başkarakterini, bir tabutun içinde hayatta tutan şey de, işte bu yanılgıya düşmesi. Poul elindeki cep telefonuyla birilerinden yardım isterken o anda herkesin hayatının duracağı, herkesin kendini kurtarmaya kilitleneceğini zannediyor. Oysa bir insanın eksilmesi hayat için bir gözyaşı kadar anlamlı. Bir insan toprağın altına giriyor ve hayat yine olduğu yerden akmaya devam ediyor. Hele ki Poul'ün yaşadığı düzende…
Poul, ona biçilen değerin insan olmasından kaynaklanmadığını, varlığının sisteme faydalı olduğu ölçüde anlamlı olduğunu tabutta uyandığında henüz bilmiyor. Derken ulaşılamaz numaralar, anlamsız konuşmalar, hatta bekletme melodileri Poul'ü daldığı uykudan yavaş yavaş uyandırıyor ve hayatın gerçekleriyle tanışıp yüzleşmeye başlıyor. Çalıştığı şirketin, çalışanından çok ona verdiği tazminata değer verdiğini; sırtını yasladığı ülkesinin onu kurtarmaktansa, yapılanın intikamını almayı önemsediğini nihayet anlıyor. En ilginci de bu uyanışın yaşadığı seneler içerisinde değil, hareket dahi edemediği küçücük bir tabuttun içinde gerçekleşmesi.
ELEŞTRİ BOMBARDIMANI
Toprak Altında güçlü bir eleştiri filmi; küçücük bir tabutun içinde kocaman bir sistem eleştirisi yerleştirilmiş. Filmde para yan rolde yer alırken, para üzerine kurulan dünyaya, yani kapitalizme bel altında vuruluyor. Kapitalimin en güçlü temsilcisi ve kurduğu düzenle tüm dünyaya güven vaat edip, dehşet saçan devlet, Amerika eleştirilere direk hedef oluyor. ABD'nin pire için yorgan yakma kabadayılığı çok ince manevralarla, başarıyla anlatılıyor.
Müslümanlar da eleştiri bombardımanından nasibini alanlar arasında. Film 2003 işgali sonrası Irak'ta yaşanılan kaçırılma olaylarına değiniyor ve bunu terör olarak değil, çaresizlikten yapılmış eylemler olarak niteliyor. Böylelikle Iraklıların işgal sonrası düştükleri çaresiz duruma da dikkat çekmiş oluyor. Buraya kadar niyet yerinde gibi... Elbette ki bazı kaçırılma olaylarının yaşandığını inkâr edemeyiz. Ancak adı her ne olarak konulursa konulsun filmde Müslümanlar tarafından yapılmış, canice bir eylem gösteriliyor ve bu son yıllarda sinemada sık sık tekrarlanan negatif Müslüman imajına katkı sağlıyor.
Toprak Altında, içinde hareket dahi etmenin mümkün olmadığı tek mekanda ve neredeyse tek oyuncuyla çekişmiş olmasına rağmen asla sıkıcı ve durağan bir hal almıyor. Çünkü senaryodaki her unsur bir şey anlatıyor. Yönetmen elindeki her türlü görsel unsuru yerinde kullanıyor ve oyuncu anlatmak istediği karakteri hissederek taşımayı başarıyor. O kadar ki adeta seyirci de Poul'le birlikte toprak altında nefessiz kaldığı hissini yaşıyor. Hal böyle olunca ortaya etkileyici ve akılda kalıcı bir yapım çıkmış. Buradaki övgülerden etkilenip filmi seyretmeyi düşünen seyirciler için bir şeyin altını çizmek istiyorum: Sinemada aksiyon arıyor, heyecan ve aksiyonun bol oyuncu, bol mekân ve hızlı kurguyla sağlanacağını düşünüyorsanız Toprak Altında sizler için pek de uygun olmayacaktır. Ancak sinemada iç aksiyonu seven seyircilerin bu filmde aradıklarını bulacaklarını garanti edebilirim.
Yönetmen : Rodrigo Cortés
Senaryo : Chris Sparling
Tür : Gerilim
Yapım : 2010, İspanya
Oyuncular : Ryan Reynolds, Samantha Mathis