Trakya Olayları Türk Yahudilerin dönüm noktası

Tarihin tozlu sayfalarında kalmış Trakya gerçeği, araştırmacı yazar Rıfat N. Bali'nin '1934 Trakya Olayları" kitabında gün ışığına çıkıyor. 1934'te Trakya'da evleri, dükkânları yağmalanan üç bin Yahudi'nin İstanbul'a göç serüveni, olayların tanıkları ve arşiv belgeleriyle okura sunuluyor.

Trakya Olayları Türk Yahudilerin dönüm noktası

Tarihin tozlu sayfalarında kalmış Trakya gerçeği, araştırmacı yazar Rıfat N. Bali'nin '1934 Trakya Olayları" kitabında gün ışığına çıkıyor. 1934'te Trakya'da evleri, dükkânları yağmalanan üç bin Yahudi'nin İstanbul'a göç serüveni, olayların tanıkları ve arşiv belgeleriyle okura sunuluyor.

1934 Haziranında başlayan Trakya olaylarında Tekirdağ, Edirne, Çanakkale ve Kırklareli'nde yaşayan Yahudilerin evleri taşlandı, dükkânları tahrip edildi. Hükümet 4 Temmuz'da olaylara el koydu ancak binlerce Yahudi yaşadıkları şehri terk etmek zorunda kaldı. Yahudi araştırmacı Rıfat Bali, Tekirdağ, Edirne, Çanakkale ve Kırklareli'nde yaşayan Yahudi nüfusuna yönelik sindirme hareketlerini hem Cumhuriyet tarihinin hem de Türk Yahudilerinin yaşamlarının bir dönüm noktası olarak değerlendiriyor. Bali, bu olayların dönüm noktası olmasının sebebini de Cumhuriyet'in ilk on yılı zarfında sadece Yahudilere karşı değil, bütün azınlıklara karşı böylesi kapsamlı şiddet ve taciz içeren bir başka eyleme rastlanmamasını gösteriyor. Yazar, Cumhuriyetin ilk on yılını karakterize eden en önemli eksenlerden biri olarak azınlıkları Türkleştirme siyasetine eleştiriler yöneltiyor. Osmanlı döneminde zımmi ve tebaa olarak yaşayan azınlıkların, Cumhuriyetin ilan edilmesi ve 1924 anayasasının kabulü ile yurttaş konuma terfi etmesine dikkat çeken Bali, bu konumun getirdiği azınlıkların Türk dilini, Türk kültürünü ve Türk ülküsünü benimsemeleri, Türkçe konuşmaları yönündeki baskıların üç azınlık toplum arasında en çok Yahudileri etki altına almasına vurgu yapıyor.

Olaylar öncesi atmosferi anlatan Bali, İspanyol kökenli Türk Yahudilerin anadilleri olan İspanyolca'yı konuşmalarına o dönemin seçkinleri tarafından yöneltilen eleştirileri sıralıyor: “Atalarınız 1492 yılında İspanya'dan kovulduklarında sizlere kucak açıp kabul ettik. Sizler bu misafirperverliğimize ve hoşgörümüze nankörce karşılık verdiniz. Türkçe öğreneceğinize sizi kovan ve milletin anadilinin İspanyolca'yı konuşmaya devam ettiniz. Yeni bir dil öğrenmeye karar verdiğinizde ise Türkçe yerine Fransızca'yı seçtiniz.” Yazar, bu eleştirilerin daha büyük rahatsızlıklara dönüşme sürecine ve kışkırtıcı yayınlara da dikkat çekiyor.

İSPANYOLCA KONUŞAN TÜRK YAHUDİLER

Dönemin Türkçülerinden Nihal Atsız'ın çıkardığı Orhun dergisinde Türk ırkının yabancı unsurlardan temizlenmesi için katliamını öneren kışkırtıcı yazıları, Cevat Rıfat Atilhan ve Milli İnkilap dergisinin propagandaları, Yusuf Ziya Ortaç ve Orhon Seyfi Orhon'un birlikte yayınladıkları Akbaba dergisinde Yahudileri aşağılayan karikatürlere yer verilmesi ve olayların başlamasına zemin hazırlayan tüm gelişmeler arşiv belgeleriyle birlikte masaya yatırılıyor.