Türkiye'nin ilk kadın hattatı

'Güzel gören göz, güzel düşünür; güzel düşünense hayatından zevk alırmış' derler. İşte tam da bu savı ortaya koyan bir sanatı, hat sanatını uzun zaman sonra Türkiye'nin ilk bayan hattatı olarak icazet alan Ayten Tiryaki ile konuştuk ve kamış ile mürekkep arasındaki ölümsüz aşkın peşine düştük.

Şükran Çifci
Türkiye'nin ilk kadın hattatı

Kur'ân-ı Kerim; Mekke'de indi, Mısır'da okundu, İstanbul'da yazıldı ibaresi çok doğru ki hat sanatının en güzel örnekleri İstanbul'dan çıkmaya devam ediyor. Sadece okuma yazmaya vasıta olan harflerin böylesi bir estetikle birleşmesi de adeta bir mucize olarak görülmüş. Tanımını yapabilmek için "Cismani aletlerle ortaya çıkan ruhani bir hendesedir" denmiş hat sanatı için ve ortaya mushaflar, cüzler, hilyeler, fermanlar, murakkalar, meşkler, karalamalar gibi değişik konularda verilmiş mükemmel eserler çıkmış. Ne yazık ki bu sanat, bir dönem hak ettiği değerin çok altına düşmüş. İşte tam da bu dönemden sonra içerisindeki hat aşkının peşine düşen Ayten Tiryaki'den hattı, hokkayı, kamışı ve en önemlisi de sabrı öğrendik.

HAT İÇİN İSTANBUL'A GELDİM

Hat sanatıyla nasıl tanıştığını merak ettiğimiz Tiryaki, hayatının dönüm noktası olan hata ilgisini şöyle anlatıyor: "Ortaokul yıllarında resim yapmayı çok seviyordum, hata yönelirsem bu yeteneğimin daha anlamlı olabileceğini düşündüm. Ailede bu sanatla uğraşan yoktu; ama ben bu işin peşini bırakmadım. Yavaş yavaş bu alanda araştırmalar yaptım, özel olarak kurslara gittim. Önce Ankara'da 80'li yıllarda kurs araştırması yaptım; ama istediğim gibi bir yer bulamadım. Bu konuda İstanbul'a gitmem ve Hasan Çelebi hocamla tanışmam söylendi. Bu cümle benim hayatımı değiştiren cümle oldu. Bundan sonra hayatımın kararını verdim ve hattı seçtim. İstanbul'a gelişimde de güzel tesadüfler vardı. Allah'ın takdiri ve ilhamıyla tesadüfen hocamın atölyesine 150 metre aralığındaki evde kaldım. Çelebi Hoca'mla 1983'te başladık derslere ve ben 1989'da icâzet aldım. Sonraki dönemlerde de hocamla talebeliğim devam ederken, kendim de dersler vermeye başladım. Hat sanatının çok sıra dışı olduğunu belirten Tiryaki, oldukça yavaş ilerlemesiyle hattın, bugünün hızlı gidişatına ters düşen bir sanat olduğunu söylüyor ve şunları ekliyor: "Bu sanatta eğitim süresi çok uzun sürüyor, sanat anlamında muntazam bir harf yazabilmeniz için yıllarca beklemeniz gerekebilir. Mesela bir elifi yazabilmek için 5–6 yıl çalıştığımız oluyor. Gerçekten sanat anlamında değerli olan bir harf üzerinde senelerce emek veriyoruz. Sabır bu sanatta çok önemli."

SANATA MÜSAİT HARFLER SADECE ARAPÇA'DA

Hat sanatının asırlardan beri harflerin gösterdiği gelişimden oluştuğunu belirten Tiryaki, dünyada başka hiçbir dilin harfinin bu şekilde sanat olmaya müsait olmadığını vurguluyor ve şunları söylüyor: 'Mesela Japon ya da Çin harfleri de farklı; ama o bu şekilde bir değişim göstermemiş. Bir tek İslâm harfleri, estetik açıdan çok güzel, değişik şekiller almaya müsait. Ortaya çıkan eserler, insana sert, agresif bir görüntü sağlamıyor. Grafik sanatı açısından da çok değerli eserler, ne yazdığını bilmesek de insana hoş gelebiliyor. Bu bakımdan çok özel ve nev-i şahsına münhasır bir sanat. Anlamına bakarsanız da çok hoş ayetler, hadisler olabiliyor. Bu bakımdan da başka bir derinliği olan sanat.' Hattın tarihi dönemi içindeki değişimi ve kuralları üzerinde de duran Tiryaki, bu sanat hakkında şu bilgileri veriyor: "1500 yıl evvelinden başlayarak yavaş yavaş harfler gelişmiş, değişmiş ve hat, kapsamlı bir sanat haline getirilmiş. Bu esnada iyi yazan ustalar, belli kurallar oluşturmuşlar ve bu sanatta kendi içinde kurallar belirmiş. Mesela elif harfi, hafif sola meyillidir. Bundan başka hattın çok ince kuralları var. Bir milim, burada çok büyük bir ölçüdür. Bir sineğin bacağı ya da bir kıl kadar kalınlaştıralım, bazen de pirenin ciğeri kadar büyütelim denilir. Bu sanatta o kadar ince ölçüler, nüanslar var. Bu kurallar, her şeye çabuk ulaşan çağımızın insanına oldukça ters gelebilir. '

CUMHURİYET'İN İLK İCAZET ALAN KADINI

1900 'lü yılların başından sonra bu sanata olan ilginin yavaşladığını, daha sonraki yeniden canlanma döneminde çıkan bayan hattatlar arasında ilk icazet alan olduğunu belirten Tiryaki, son dönemde hat sanatına oldukça yoğun ilgi olduğunu, bir süre gerçekten hak etmediği şekilde ilgisiz kalan sanatın, şu dönemde tüm dünyanın ilgisini çeken, ciddi anlamda farklı ve daha kıymetliyi arayış içinde olan insanların keşfettiği bir sanat olduğunu belirtiyor. Uluslararası yarışmalarda da hattın adını duymanın bu sanatın önemsendiğinin göstergesi olduğunu belirten Tiryaki, Cumhurbaşkanlığı Kültür Sanat Özel Ödülleri'nde geleneksel el sanatları dalında hat sanatlarına ödül verilmesinden mutluluk duyduğunu belirtiyor ve hemen hemen her ailenin evinin duvarında bir sanat eseri olarak hat görmeye başlamaktan da gurur duyuyor.