Otostop çektiği araçta fotoğraf makinesini unutan ve içinden çıkan fotoğaflarla sosyal medyada fenomen olan Ayşe Kurucu, nam-ı diğer 'Interrail Ayşe Teyze', geçtiğimiz günlerde makinesine kavuştu. Yaklaşık 15 yıl içinde 25 ülke gezen Ayşe Teyze için dolaşmak hiç bitmeyen bir merak. Buca'da yaşayan Kurucu, 60 yaşında ve üç çocuk sahibi. Çocuklarını evlendirdikten sonra evde bir başına kalmış ve kendi hayatını yaşamaya başlamış. Kullandığı ilaçlar unutkanlık yaptığı için gittiği yerlerin tam tarihini hatırlayamadığını söylese de hatıraları aklında her zaman taze. Dolaştığı ülkeler içinde en çok Dubai ve Singapur'u beğendiğini söylüyor. Sonra başlıyor Singapur'un sosyal yapısını, hızlı trenlerini, yüksek binalarını ve taksi maceralarını anlatmaya. Her yıl bir ülkeye mi gidiyorsunuz diye sorduğumuzda ise “Hangi ülke cazip gelirse, hangi tura ne kadar insan toplayabilirsem, hayatın o günkü şartlarına göre değişiyor” cevabını veriyor. Fırsatı olduğu sürece gezmeye devam edeceğini söyleyen Ayşe Teyze, “Sırada İspanya var. İspanya çocukluğumdan beri hayalim, takıntıya dönüştü neredeyse. Değişik kültürler her zaman çok ilgimi çekiyor” diyor.
ÇOK SEVENİM VAR BEN DE ONLARI SEVİYORUM
Dünyayı gezme serüveninin bir tesadüfle başladığını belirten Kurucu, “Çocuklar evlenip gittikten sonra ben yalnız kaldım. İnsanlarla konuşmayı çok sevdiğim için evde kimse olmayınca içime kapandım. Verimli bir şeyler yapabileyim diye arayış içindeydim. Bir de elim ayağım tutuyorken Hacc'a gitmek istiyordum ama maddi imkansızlıklarım çoktu. Sürekli rüyalarıma girerdi. Arkadaşlarımın yanında da hep bunu dile getirmişim. Benim damadın arkadaşının da bir turizm şirketi var. Arkadaşım gidip onunla bir konuş dedi. Taksitle o şekilde Umre'ye götürdüler beni. Ordan gelirken de bir hafta Mısır'da kaldık. Dört-beş ay sonra tekrar Umre'ye gittim. Oradan dönüşte bu kez Suriye'ye gittik. Bu Umre yolculuklarım sayesinde çok şirketlerle tanıştım. Bu şirketler bize müşteri bulursan sana indirim yapabiliriz dediler. Benim de çevrem çok geniş. Çok sevenim var. Ben de onları çok seviyorum. Millete güven de vermişim ki bir sözümle bir sürü insan ayarladım. Böyle tur şirketlerine arkadaş buluyorum. Kişi başına indirim yapıyorlar. Geri kalanını kredi kartıyla, cüzi taksitlerle bana çok uygun geliyor. Benim sevdam böyle başladı” ifadelerini kullanıyor.
BİLEĞİ BURKULDU MEŞHUR OLDU
Kurucu, meşhur fotoğraf makinesinin kayboluş hikayesini ise şöyle anlatıyor: “Temmuz ayında Ayder Yaylası'nda serbest saatimizde dolaşırken ayağımı burktum. Baktım yürüyecek gibi değil. Yolda bir arabaya otostop yaptım. İnerken de fotoğraf makinemi unutmuşum. Yokluğunu ben otele gelince fark ettim. Onlarda da isim yok, adres yok. Kim bilir, Sarı Çizmeli Mehmet Ağa. Telefonum tuşlu olduğu için hiçbir şeyden haberim yok ama beş aydır beni arıyorlarmış. Makine kaç paralık şey? Ona acımıyorum da içindekiler 15 yıllık servetim. Gittiğim yerlere bir daha gidip çekmemin de imkanı yok. Evimden çok önemli bir şey kaybolmuş gibi hissediyordum. Sanki yıllardır görmediğim evladım gelmiş gibi oldu.”