Mehmet Demirci
Ses ve buna bağlı olarak işitme, dinleme, duyma ilahi lutuflardan biridir. İnsan, fıtratı gereği ahenkli sesten, nağmeden iyi melodiden hoşlanır. Kulağı okşayan, kulağa hoş gelen âhenkli ses veya sesler dizisine musiki denir. Tasavvuf çevreleri musikiye kutsallık atfeder. Ahenkli seste “kün” emrinin tınısını duyarlar. Musiki onlara, Elest bezminde ilahi hitap sırasındaki coşkunun manevi esrikliğini hissettirir ve yaşatır.
Tekke musikimiz bu alanın önemli şubelerinden biridir. Sesli zikir meclislerine dini musikinin çeşitli türleri revnak verir. İlahiler, nefesler, nutuklar, tevşihler, duraklar; zikri dalga dalga, yayar kademe kademe yükseltir, adeta zakirlerin ayaklarını yerden keserek onları kanatlandırırlar. Ağırdan başlayarak yavaş yavaş hızlanan tempo, gittikçe sür’at kazanır ve yükselir. Böyle bir zikir meclisinde sona doğrut şuğuller söylenmeye başlar. Bunlar hareketli parçalardır.
“Şuğul” bir mûsikî terimi olarak ‘Türkler tarafindan bestelenmiş Arapça güfteli İlâhî olarak târif edilmiştir. Zekâî Dede tam 36 Şuğul bestelemiştir. Biraz daha geniş bir tarife göre şuğul, zikir meclislerinde veya bayram nevbeleri gibi bâzı tekke merasimlerinde okunmak için ister Türk ister Arap bestekârlar tarafından bestelenmiş olsun, Arapça sözlü İlâhîler, dînî bestelerdir. Şuğuller İlâhî biçiminin özelliklerini taşımakla beraber sanat bakımından İlâhilere göre daha basit, hafif ve hareketli eserlerdir. Usûlleri çoğunlukla Düyek ve Sofyan olup tekkelerde zikir sırasında okunur.
Bu konuda ansiklopedi boyunda çok değerli bir çalışma çıktı: “Tasavvuf Musikimizde Arapça Sözlü İlahiler-Şuğuller.” (Kültür bakanlığı katkısıyla İFAV yayını, 2025) Üzerinde üç imza yer alır: Yusuf Ömürlü, Ayşe Başak İlhan Harmancı ve Mustafa Tahralı. Yusuf Ömürlü’nün hizmeti geçmişe ait. İçinde 268 şuğulün yer aldığı kitabın son şeklini almasında teknik çalışmanın Ayşe Başak’a, ilmi yönünün ise Mustafa Tahralı’ya ait olduğu görülür.
Tahralı Hoca’nın yıllardır bu konu üzerinde olduğunu biliyordum. Sabırla ve titizlikle çalışarak, kitaba olabilecek en mükemmel şekli verdiği anlaşılıyor. Şuğul güfteleri Arapça metinlerdir. Bunlar ağızdan ağıza geçerken şekil değiştirir. Bir kısmı halk Arapçasıdır. Onların fasih şeklini bulmak, yanlış telaffuzdan doğan farkları düzeltmek, anlam bütünlüğünü sağlamak ve anlaşılır bir Türkçeye çevirmek çok zordur.
Mustafa Tahralı doğru metni yakalayabilmek için önce Arapça Divanlara başvurur. Daha sonra iyi Arapça bilen, edebiyat, şiir ve tasavvuftan anlayan Suriyeli bilim adamlarına ulaşır. Bu konuda şansı yaver gider son demlerde hem bu sahaya hem de Suriye’deki tekke hayatına vâkıf bir zata ulaşır, metinlerle ilgili birçok meselesini böylece çözme imkânı bulur.
Rahmetli Yusuf Ömürlü (ö. 2020) tarafından şuğullerin el yazısı notalar ve nota altı güfteleri aydınger üzerine yazılmıştı. Bu notalar Prof. Dr. Ayşe Başak İlhan Harmancı tarafından bilgisayarla yeniden yazılmış ve güftelerin nota altı tekrarlarının taksîmâtı ve sayfaların düzenlenmesi, mizanpajı da yine onun tarafından yapılmıştır. Şiirlerin hepsi Arap alfabesiyle Arapça olarak anlamları ve kaynaklarıyla birlikte verilmiş. Güftekârların ölüm târihlerinden anlaşılacağı üzere şiirlerin sâhipleri ashaptan, yâni VII. asırdan itibâren XX. asrın başına kadar, çok geniş bir zaman diliminde yaşamış kimselerdir. Alanlarında uzman ve titiz çalışan iki bilim adamının (Tahralı ve Ayşe Başak) ortaya koyduğu bu kitap, benzeri yayın ve çalışmaların çok üstünde bir değer taşır.
ORTAK DEĞER
Şuğullerin İslam kültür ve medeniyetinin ortak bir unsuru olduğu ve farklı bölgeler arasında bir bağ teşkil ettiği görülür. Mesela XIX. yüzyılda İstanbul, Balkanlar, Anadolu, Bağdat, Suriye, Lübnan ve Mısır’ı, hattâ Kuzey Afrika’yı içine alan çok geniş Osmanlı coğrafyasında mevcut Kadiri, Rifâî, Bedevî, Şâzelî, Desûkî, Sa’dî vb. tarîkatlerde bir tekke mûsikîsi terimi olarak yer alıyordu. Makam adlarının bile müşterek olduğu görülüyor. Hatta bu son eseri gören, Allah’ın Kulu kitabının yazarı Denis Gril, kitabı karıştırırken içindeki bazı şuğullerin kendi tekkelerinde de okunduğunu söylemiştir. Bu zat Fransa’daki Şazeli Müslümanlardandır. Yani Dini Musikimizdeki şuğuller tahminimizin ötesinde birleştirici bir role sahiptir, denebilir.