Suskunlar dizisinde Sibel karakteri ile dikkatleri üzerine çeken ve oyunculuk kariyerine Osmanlı'da Derin Devlet, Gönül Hırsızı, Emanet gibi yapımlar ile devam eden Özge Sezince, “Yolsuzlar Çetesi” adlı sinema filmiyle ilk kez beyazperdede yer alıyor. Filmin yönetmen koltuğunda ise Ali Ayyıldız oturuyor. Para kazanmaya çalışan iki gencin yaşadığı komik maceraların anlatıldığı filmde Sezince'ye Osman Sonant, Pascal Nouma ve Kadir Çöpdemir eşlik ediyor. Filmde Gülay karakterini canlandıran Sezince, bu zamana kadar sinema filmlerinde yer almak için en doğru projeyi beklediğini ve sinemanın aceleye gelmeyeceğini söylüyor. Sezince, “Kaliteli işler ortaya koyabilmek için dikkatli ilerlemek gerekiyor. Ben de yıllarca doğru senaryoyu bekledim. Oyunculuğumu da dizilerde antreman yaparak ilerlettim. Şimdi ise Türk sinemasında ilerlemek istiyorum” diyor.
İlk kez bir sinema filminde yer alıyorsunuz. Sizin için nasıl bir deneyimdi?
Çok keyifli bir projeydi benim için. Komedi yapalım, komik olalım derdinden ziyade mahallede geçen, anlatım dili bizden olan bir iş. Bu anlamda senaryo beni çok etkiledi. İlk sinema deneyimimi de bu projede yaşamak beni oldukça heyecanlandırıyor.
SİNEMA ACELEYE GELMEZ
“Yolsuzlar Çetesi” nasıl bir komedi filmi oldu?
Filmde mahallenin iki fakir delikanlısının nasıl kolay para kazanırız derdiyle yola çıktıktan sonra yaşadıkları maceralar anlatılıyor. Diğer yandan da mahallenin kızı Gülay'a aşık oluyor mahallenin delikanlısı. Fakat maddi durumlarının kötü olması iki gencin aşkını da engelliyor. Bir nevi Yeşilçam'daki zengin kız fakir oğlan ikilemesini görüyoruz bu filmde. Fakat bu yaşanılanlar bir dramdan ziyade komik durumları ortaya çıkarıyor. Seyrciler filmden gülümseyerek çıkacak.
Bu zamana kadar hep dizilerde gördük sizi. Beyazperde için bir girişiminiz neden olmadı?
Yaklaşık 10 yıldır oyunculuk yapıyorum. Sinema için hiç acele etmedim. Çünkü sinema aceleye gelmez. Kaliteli işler ortaya koyabilmek için dikkatli ilerlemek gerekiyor. Bu yüzden yıllarca hep iyi ve doğru senaryoyu bekledim.
İNGİLİZ SİNEMASINDA YER ALMAK İSTİYORUM
Diğer yandan da dizi projelerinize devam ediyorsunuz. Bu sinema projelerinize engel oluyor mu?
Dizilerin biraz yorucu bir temposu var ama bu sinemaya engel değil. Diziler oyuncuyu dinamik tutar. Oyunculuk antreman yaptıkça gelişir. Bende dizilerde antreman yaparak oyunculuğumu ilerlettim. Bu şekilde sinemaya adım attım.
Birkaç yıl sonra kendinizi oyunculukta nerede görmek istiyorsunuz?
Benim oyunculukta hedefim aslında sinemaydı. Türk sinemasında da bir yer edinmek istiyordum. Bundan sonra da bana uygun olan rolleri seçeceğim. Eşim İngiliz olduğu için İngiliz sinemasına da farklı bir ilgi duyuyorum. Dünya sinemasına zaten bir ilgim vardı. Eşimle tanıştıktan sonra daha da sempati duymaya başladım. Önümüzdeki yıllarda İngiliz sinemasında yer almak istiyorum. Yaklaşık bir yıllık evliliyim. Ufak ufak Londra'yla kontaklar da kurmaya başladım. Bunun için biraz daha zamanım var. Bu hayaliminde aceleye gelmesini istemiyorum. Aynı zamanda aksiyon türündeki projelerde yer almayı çok özledim. En son Suskunlar dizisinde oynamıştım. Tadı damağımda kaldı.
İngiliz sinemasına ilgi duyduğunuzu söylediniz. Türk sinemasından ne gibi farklılıklar gördünüz?
Tüm sinemaların dili farklı. İngiliz sinemasında daha minimalist bir dil var. Türk sineması da yavaş yavaş bu dili bensimsemeye başladı. Yeşilçam dan gelen bir sinema anlayışı vardı ve bu artık kırılıyor. İngiliz sinemasının tarihi daha eskiye dayandığı için bizim şu an yakaladığımız dili onlar daha önce yakalamışlar.
Özgün senaryolara ihtiyaç var
Günümüz Türk sinemasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türk sinemasında sanırım kalem ve senaryo sıkıntısı var. Özgün işler yazılamıyor. Biri farklı bir şey yaptığında onun arkasından benzerleri yapılmaya başlanıyor. Bu noktada Türk sinemasını biraz eleştirebilirim. Daha özgün senaryolara ihtiyacımız var. Ben bütün türlere kendimi yakın hissediyorum. Bu oyuncular için önemli bir kriter. Hepsini oynayabilmek beni mutlu ediyor.